Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Mücadeleyi bırakmamak gerekiyor

28.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Sayın Sağlık Bakanının “tüm ülkedeki vaka sayılarının yüzde 40’ı İstanbul’da”’ açıklamasının yankıları devam ederken, İzmir Valisi Sn. Yavuz Selim Köşger’in, İzmir’e yönelik durum tespiti, İzmirli hemşirelerimizi endişelendirdi. Köşger, “kentteki vaka sayılarının 20 gün öncesine göre 3,5 kat arttığını, son 10 günde de ikiye katlandığını” söylemişti.

Dünyadaki durum da bu gelişmeleri teyit ediyor. Geçen Perşembe, günlük vaka sayısı Avrupa’da 200 bini aştı ki bu rakam, salgının başlangıcından bu yana en yüksek günlük vaka sayısı anlamına gelmekte. Başta ülke hükümetleri olmak üzere Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Sekreteri Tedros Adhanom Ghebreyesus de dahil herkes, acil tedbirler için kolları sıvamış durumdalar. Bir yandan da aşı çalışmaları sona geldi ve birkaç hafta içinde en azından iki marka üretime geçecek. Biliyorsunuz bunlardan birisi de Türk bilim insanı Prof. Dr. Uğur Şahin’in yöneticiliğini yaptığı Biontech Firması. Biontech, Avrupa İlaç Ajansı'na (EMA) ruhsat başvurusuna geçen hafta başvurmuştu.

Şimdi soru şu, aşı yaygın olarak kullanıma sunuluncaya kadar enfekte vaka sayısının çoğalması ile nasıl mücadele edilecek? 1919 yılı Grip Pandemisinde ilk dalga aralık haziran dönemlerinde olmuş, 10 milyona yakın ölüm sonrası giderek etkisini azaltan salgın, önlemlerin gevşetilmesi ile maalesef gelen kışın da etkisi sonucu ikinci dalgayı ortaya çıkarmış, 40 milyon kişinin ölümüne neden olmuştu.

2020 kışına yaklaşıyoruz. Sağlık Ölçütleri ve Değerlendirme Enstitüsüne (IHME) göre, bugün 1 milyon 300 bin olan Covid19 orijinli ölümlere, 1 Ocak 2021’de bu hızla yaklaşık 1 milyon 900 bin olacağı öngörülüyor. Daha sıkı önlemler uygulanmazsa da bu rakam 2 milyon 200 binlere ulaşacak. Peki ne yapılmalı? Bilim Dünyası geçen hafta bu konu ile çalkalandı. Great Barrington Bildirisi ile doğal enfeksiyonun geçirilmesine izin verilerek kitle bağışıklığının sağlanması gerektiği öne sürüldü. Harvard Üniversitesinden epidemiyolog ve biyoistatistikçi Dr. Martin Kulldorff, Oxford Üniversitesi’nden epidemiyolog Dr. SunetraGupta, ve Stanford Üniversitesinden epidemiyolog olan Dr. Jay Bhattacharya’ya göre, “COVID-19'un yol açtığı ölüm riski, yaşlılar ve bir başka hastalığı olanlarda gençlerden bin kat daha fazla, mesela çocuklar için grip de dahil birçok hastalıktan daha az tehlikeli. Dolayısı ile toplumda bağışıklık arttırılırsa, herkes için enfeksiyon riski – yüksek risk grubundakiler de dahil olmak üzere – düşmekte. Nihayetinde, tüm toplumun eninde sonunda toplum bağışıklığına ulaşacağı bilindiğine göre, yeni enfeksiyonların oranının stabil olduğu nokta ki bu noktaya bizzat enfeksiyon geçirerek ya da aşılama ile varılabilir temel hedeftir. Toplum bağışıklığına ulaşmanın riskleri ve faydalarının optimumu, ölüm riski en düşük olanların doğal enfeksiyon yoluyla virüse karşı bağışıklık oluşturmalarını sağlarken, en yüksek risk altında olanların daha iyi korunmalarını sağlayacak ‘Odaklanmış Koruma’  durumuna ulaşmaktır. Yani, yüksek risk grubuna dahil olmayanlar hemen normal hayatlarına devam etmeliler, el yıkama ve hastayken evde kalma gibi basit hijyen önlemleri, toplum bağışıklık eşiğini azaltmak için herkes tarafından uygulanmalı, okullar ve üniversiteler yüz yüze öğretime açık olmalı, spor gibi müfredat dışı etkinliklere devam edilmeli, genç düşük riskli yetişkinler evden değil, normal koşullarında çalışmalı, restoranlar ve diğer işletmeler açılmalı, sanat, müzik, spor ve diğer kültürel faaliyetler devam etmelidir.”

Bu bildiriden bir hafta sonra(14 Ekim 2020) John Snow Bildirisi (John Snow Memorandum) ile karşı tebliğler yağmaya başladı. Birçok bilim insanı hemen yukarıdaki öneriyi etik dışı buldular hatta Harvard Tıp Fakültesi profesörlerinden William Haseltine,"toplu katliam" anlamına geldiğini söyledi.

Toplumun sağlığı açısından tüm grupların korunması bağlamında hastalığa karşı bağışıklık oranın COVID-19 için yüzde 67 oranında olması yeterlidir. Yani toplumun yüzde 67'si SARS-CoV-2 enfeksiyonu geçirirse ve bağışık oluşturursa, geriye kalan yüzde 33 için hastalık problem olmaktan çıkar. Bu duruma yani toplum bağışıklığına önümüzdeki aylarda aşılama ile ulaşabileceğiz. O noktaya gelinceye kadar, yerel yönetimlerin ve merkezi hükümetin, vaka sayısı referansında ciddi önlemler almalarının teşvik edilmesi ile güvenli çalışma ve yaşam ortamlarının oluşturulmaya çalışılması dışında yapılacak bir şey yok. Bu noktada her bireyin mutlaka yapmaları gereken tedbirlerin her şeyden daha değerli olduğunun altı çizilmeli. Maske, mesafe ve hijyen herkesin mutlak yapacağı şeyler, artı olarak kalabalıklardan ve kapalı ortamlardan uzak kalmak şart.

Tüm okuyucularımın Covid19 önlemleri konusundan bıkıp usandığını ve eski günleri özlemle yad ettiğini anlayabiliyorum, ancak aşılar için birkaç aya daha ihtiyacımız olduğunu hatırlatıyor, tedaviler ile hızlı antikor ve antijen testlerinin hayatımızı kolaylaştıracağını ama asıl olanın kişisel korunma olduğunun altını bir kez daha çizerek biraz daha sabırlı olmalarını diliyorum.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test