Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Sohbeti kim kontrol etmeli?

28.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Cumhuriyetimizin 97. Yılını kutlarken, Cumhuriyetin bize tanıdığı haklardan birinin dünya çapında tehlikeye girdiğine mi şahit oluyoruz?

Bahsettiğim hak, kuşkusuz düşünce ve basın özgürlüğü. İkisinin de temeli aynı aslında; “bireylerin özgürce düşüncelerini hiçbir baskı altında kalmadan dile getirebilmeleri”. Ve en önemlisi, dile getirirken hiçbir baskı altında kalmamaları.

Tüm bunlar 29 Ekim 1923’te Anayasanın 25. Maddesi ile güvence altına alınmış, “Farklılıklarımızla daha güçlüyüz” denmiştir.

Bugün kendimizi en iyi ve özgür ifade edebildiğimiz yerlerin bir, belki de en etkilisi “sosyal medya”. Ama gerek ABD’de, gerek Türkiye’de, bu mecralar baskı altında. En büyük adımlar ise Amerika’da atılıyor. Geçtiğimiz haftalarda Google’a manipülasyon suçuyla dava açıldı, “İçerikler kontrol edilsin” istendi. Dünyanın hemen hemen çoğu ülkesinde bir sürü içeriğe yasak getirildi, erişim yapılamıyor.

ABD’de kimi solculara göre sosyal medya kullanıcılarını "yanlış bilgiye” ve “nefrete” sürüklüyor. Sağcılar ise bu mecraları belirli içerikleri sansürlemekle suçluyor. Sosyal medya konusunda ne yapılması gerektiği sorusuna ile halen kesin bir cevap verilemiyor.

Herkes kontrolü ele almak istiyor ama “suçlamalar ve yalan haberlerin kurbanı olarak” bir gün sosyal medya mahkemesinde kendini bulmak istemiyor.

Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre her on kullanıcıdan biri “Sosyal medya yararlı” derken üçü “zararlı olduğunu” düşünüyor. Örneğin, Şubattan bu yana YouTube’da coronavirüs ile alakalı 200.000 den fazla yanlış ve çarptırıcı içerik tespit edildi.

Kimi ülkeler tartışmaya dahi açmadan yalan ve zararlı haberleri internetten kaldırmayı yasalaştırdı. Londra’da yerel polis soruna yol açabilecek paylaşımları kaldırabilme yetkisi talep etti. Singapur gibi ülkelerdeki daha otoriter hükümetler, teknoloji firmalarının, rakiplerinden rahatsız edici eleştiriler içeren "sahte haberleri" kısıtlamaya hazırlanıyor. Türkiye’deki tablo ise benzer.

Tartışılması gereken bir diğer konu ise “sohbeti” kimin kontrol ettiği.

***

Tüm eleştirilere rağmen sosyal medya kısıtlaması düşünce özgürlüğünün ihlali olmayacak mı? Çizgiler nerede başlayıp nerede bitmeli? Keskin eleştiri sayılan tweetlerden, çarptırıcı yalan haberleri ayıklayacak o ince çizgiyi ayırabilecek mi siyasiler, yoksa çizgi yok mu sayılacak?

Ve kaç davanın, kaç cinsel taciz suçunun ve de bireylere yapılan haksızlıkların sosyal medyada bulduğu yankıyla mahkemeye taşındığını unutmamak lazım. Siyasilerin yaptıklarını ise zorunlu sessizlikler değil, gürültülü tartışmalar açığa çıkarıyor.

“Düşünüyoruz, öyleyse varız!”

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test