Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Ölümsüzler listesine girdi…

23.10.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

O BİR CUMHURİYET AYDINI, ATATÜRK AYDINLANMASININ PARILDAYAN LAMBASIYDI. SÖNDÜ AMA;

Ölümsüzler listesine girdi…

Çünkü O da Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı ve diğerleri gibi;

Sadece “ölümle buluştu”; ama ölümsüzleşti.."

Hep gıpta ile yazılarını okumuşumdur. Çünkü o en az sözcükle en fazla şey anlatan efsane bir yazardır.

Kalemi hep halktan yana olmuş büyük bir gazeteci-yazar meslek ağabeyimizdir.

Halkın taktığı çok unvanı vardır; 

Cesur kalem, onurlu yürek, 

Sadece insanın değil, yuvasız kuşun, sahipsiz köpeğin, baltanın hedefindeki ağacın, çiçeğin, böceğin, hakkı hukuku için mücadele eden insan, 

Kalemini satmayan, kiraya vermeyen, 

Dokuz köyden kovulan 10. Köye demir atan, vatansever bir gazeteci, 

Kimde,  hangimizde-hanginizde var söyler misiniz bu kadar özellik?

O bir cumhuriyet aydını, Atatürk aydınlanmasının parıldayan lambasıydı.

Bugün bir yanımızı karanlıkta bıraktı!..

Ama üzülme be Bekir Abi; yaşarken o kadar ışık saçtın ki; sen yine ışıklara yürürken, bizler de sana söz; aydınlattığın yolda nefes aldığımız sürece yürümeye devam edeceğiz…

Rahat yat, huzurlu yat…

 

Bitmedi Bekir Abi…

Seni öyle iki-üç kelam ederek uğurlayacağımı mı sandın; bu seni sevenlere yakışmaz.

Yüreğin çok güçlüydü ama ah o ciğerlerin?

Dayanamadı melun hastalığa...

Biliyor musun seni en iyi anlayanlardan biriyim.

Çünkü ciğerlerim değil ama .ok torbası olarak bilinen kalın barsak çıkışı “rektum” aynı senin çektiğin acıları yaşattı bana tam 3 yıl boyunca…

Senin o ince ruhunu…

Yüzündeki o insanı sarmalayan, sımsıcak, tertemiz gülümsemeni…

Hem güldüren hem ağlatan müthiş zekanı…

Pako'ya mektuplarını…

Dokuz köyden kovulsan da…

Verdiğin o güzel dersleri…

 Hiç ama hiç unutmayacağım…

Toprağa verileceğin Şanlıurfa’nın Tülmen köyüne baktım neredesin diye…

Göbeklitepe'ye tam 44 kilometre uzaklıkta…

12 bin sene önce doğan insanlığın tam göbeğinden geldin, insanlığı unutmuşlara verilecek mesajları vermek için…

Allah gönderdi seni bu dünyaya…

Huzur içinde ol…

Seni çok özleyeceğiz…

Bekir Abim benim…

 

“Bu yaz geçti, ‘Gelecek’ yazı bilemem!..

Bu yaz sonuna doğru yazdı.  Yaklaşık 3 ay önce…

Aynı olmasa bile benzer tedavi sürecini O’nun çok sevgili eşi Andree ile yaşadıklarını, ben de sevgili eşim Meltem ile yaşadığım için çok etkilenmiştim.

Çünkü benzer lafları Bekir Abi gibi ben de çok söyledim.

Demek ki, kanserle mücadele edenlerin kaderi bu…

Lütfen okuyun…

Yaz’ı bilmem yazarım.

Bu yaz böyle geçti gelecek yazı bilmem…

Korona belasının ilk günleriydi… Henüz kimse işin ciddiyetini anlayamamıştı… 

Sevgili doktorumuz Prof. Dr. Mehmet Oral, Andree'yi arayarak “Kemoterapilerden dolayı Bekir Bey'in bağışıklık direnci yok, birinci sınıf hedef… Onu yukarıdaki odalardan birisine çıkartabiliyorsanız çıkartın. Çok hijyen bir ortamda olması lazım… Kimse henüz felaketin farkında değil…” demişti… 

Birkaç gün sonra korona patladı… 

Ertesi sabah Andree ile karşılaştığımızda üç metre uzakta durdu, kollarını bir bebeğe sarılıyormuş gibi yapıp, iki yana salınmaya başladı… 

Sarılmamız böyleydi artık… 

Bir yaz bitti… Çoğumuz evlere kapalı geçirdik yazı… Ne plajlar eskisi gibiydi, ne parklar… 

Hayallerin çoğu kursaklarda kaldı… Hüzünle bir yazın arkasından bakıyoruz… 

Bu yaz böyle geçti… Gelecek yazı bilmem…

Ah be Bekir Abi; gelecek yaz aramızda olamayacaksın.

Ama bil ki; biz de “kürek mahkumları” gibi, sensiz bir yaz Geçireceğiz(!)

 

Burası Karşıyaka…

Karşıyakalılar için muhteşem ve gurur verici bir yazı.

Okuyalım…

Yıllar sonra Pako öldüğünde, çocukların hayvanlarla oynadığı bir parka “Pako Parkı” adını verdiler Karşıyakalılar…

Yine el ele tutuşup parkı gezmiştik…

Bu kez önümüzde minik hırpani bir köpeğin hayali, kulakları ine kalka koşup durmuştu…

Kendi memleketim Urfa'da bir ilçe belediye başkanına “Pako'nun yazılarını okuyor musun?” demiştim de, uzun uzun düşündükten sonra sormuştu:

“Ermeni mi?..”

Bütün Türkiye'nin Karşıyaka gibi olmasını çok istedim…

Hayalimizdi bu…

Olmadı…

İşte o Karşıyaka'da birkaç gün önce çocuklar “Andımız”ı okumak istediler…

“Türküm doğruyum çalışkanım…

İlkem; küçüklerimi korumak büyüklerimi saymak yurdumu milletimi özümden çok sevmektir…

Ülküm; yükselmek ileri gitmektir…

Ey Büyük Atatürk!..

Açtığın yolda gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim…

Varlığım Türk varlığına armağan olsun…

Ne mutlu Türküm diyene!..”

Arapça ve din dersleri koyan AKP iktidarı, andımızı yasaklamıştı…

Çocuklar yüreklerini dinleyip Andımız'ı okuyunca okul müdürü kızdı tabii ki, çok kibar bir adam olduğu için “Burası Dingo'nun ahırı mı?” dedi…

Andımızın ahırda okunduğunu bilecek kadar da bilinçliydi…

Çocuklar Andımız'ı yine de okudular…

Okul müdürünün kapısına da bir not astılar:

“Burası Karşıyaka…”

Çok isterdim…

Tüm ülkede anneler, babalar, öğrenciler, şehirler, kasabalar, mahalleler tepki göstersinler ve iktidarın kapılarına o not asılsın:

“Burası Rize…”

“Burası Maraş…”

“Burası İstanbul…”

“Burası Afyon…”

“Burası Kayseri…”

“Burası Konya…”

“Burası Ankara…”

Bu kadar anlamlı bir yazı olur mu?

Bir parktayım…

Çocuklar oynuyorlar…

Gözleri pırıl pırıl, yüzlerinde umut, başları dimdik… 

Bekir Abi’nin bu satırları geliyor aklıma…

Ve şöyle mırıldanıyorum;

Bu millete inat, aydınlık geleceğe, güzel günlere doğru koşuyorlar…

Çünkü burası Karşıyaka, burası İzmir…

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test