Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Ortancalarımı öldürdüler…

25.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Çavuşköy… Uluçların evinin önü… Kütükte ben ve Çavuşköylü arkadaşım Metin oturuyor, sohbet ediyoruz. Resmi sevgili kız kardeşim Serpil Gogen yaptı. Evimin salonunda asılı… Oturduğum koltukta o resmi seyrediyor, o günleri hatırlıyorum, anıyorum…

Çocukluğumuzun, gençliğe adım atışımızın yaz aylarında “Babamın köyüne giderdik”, ailecek… Balıkesir’in Manyas İlçesi’ne bağlı Çavuşköy’e…

Büyük bir bahçe içinde bir büyük, bir küçük ev…

Büyük evde Büyükannemiz yaşardı ve köye geldiklerinde “Uluç” ailesinin üyeleri kalırdı, oğulun (Babam) ailesi, kızın (Halam) ailesi, çoluk çocuk…

Küçük evde de “misafir” akrabalar, onlar da çoluk çocuk…

Kalanların sayısı bazı yıllar 30’u geçerdi… Bir yaz, Atatürk’ün silah arkadaşı “büyük büyük dayımız” emekli general Aşir Atlı da gelmişti, köyümüze…Eşi ve çocukları ile beraber…

O iki evin önünde biraz ilerde bir “çıkrıklı” kuyu vardı. İşte o kuyunun etrafından başlayarak, büyük evin ön duvarını da sarmalayan “beyaz ve çivit mavisi Ortancalar” bana “çiçek sevgisini aşılayan” ve bir ömür boyu “onlara hayranlığımı sürdüren” doğa harikalarıydılar!..

O çiçeklere rahmetli Büyükannem bakar ve üzerlerine titrerdi. Bugün 85 yaşındayım; ne zaman “Çavuşköy’u konuşsak” gözlerimin önüne o kuyubaşı ve evin önündeki Ortancalar gelir, gözlerim nemlenir. İster inanın, ister inanmayın, o zamanlarda “aileyi köyde ve o evlerde toplayan sırrın, o “gizemli” Ortancalarda saklı olduğunu” düşünmüşümdür. Ne güzeldi, o günler…

Bütün bunları, “anavatanı Japonya olan ama Marmara iklimini, Japonya ikliminden daha fazla seven” Ortancaları neden yazdım? Kiralık da olsa, “bahçeli olan” her evimde “Ortanca” oldu!.. Bulabildiğim her rengi ile…

İzmir’de Urla’daki Gazeteciler Sitesi’ndeki evimin bahçesinde de oldular. Sonra bir başka eve taşındık. O evi kiraya verdik. Yaptığım en büyük yanlış, “Ortancalarımı, o bahçede bırakmak” oldu. “Yanlışımı anladığımda” iş işten geçmişti.

“Bahçeye doğru dürüst bakmayan” kiracılarım kurutmuşlardı, Ortancalarımı da!..

Kim bilir belki de “susuzluktan” ölürlerken, “onları neden ‘su bile vermeyen’ kimselere emanet ettiğimi” düşünmüş ve anlamamışlardır!..

Halbuki onların beyazı “saflığı”, mavisi “iyiliği”, pembesi “şefkati” temsil eder, onlara nasıl kıyılır?

Bu satırları yazarken, “insanoğlunun en büyük dostları olan havyan ve bitkiler” konusunda “duyarsızlığımızı” ve “Doğayı korumaktaki vurdumduymazlığımızı” düşündüm, uzun uzun...

3 yıl önce “gaddar zalimler tarafından zehirlendiği için” eşimin kolları arasında kıvranarak ölen köpeğimiz” Tarçın da gözlerimin önüne geldi…

Bunca yıldır, “Hayvan dostlarımızla ilgili” bir kanunu çıkaramadık. Onları, “Köpek giren eve, melek girmez” zihniyetlilerin acımasızlığına bıraktık.

Ormanlarımızı “rant uğruna yaktık, yok ettik”; çoğu zaman yapanın yanına kâr bıraktık.

Gerisi; Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!..

 

 

Lady Mary Wortley Montagu…

 

Çiçekler de konuşur!..

İnsanlar gibi çiçeklerin de kendine özgü bir karakteri ve dili vardır. Çiçeklerin anlamı ve verdiği mesajlar da genelde türlerine göre farklılık gösterir. Bazı çiçeklerin anlamları ve hikayeleri efsaneler ile ilişkilendirilirken bazı çiçek isimleri ve anlamları halk arasından anonim özdeyişlerle günümüze kadar gelmiş ve öyle kabul edilmiştir. Kendi tarihimizden örnek verecek olursak Osmanlı'da çiçeklerin anlamı üzerine yazılı kayıtların olduğu ve bunların bir kısmının günümüze kadar ulaştığı bilinmektedir.Resmi olarak çiçeklerin dili ilk kez 1600'lü yıllarda İstanbul'da oluşturulmaya başlanmıştır. 1716 yılında Osmanlı’ya elçi olarak atanan eşi Edward Wortley  Montagu ile birlikte İstanbul'da yaşayan İngiliz yazar Lady Mary Wortley Montagu tarafından “bir araya getirilen çiçeklerin anlamları” ilgili notlar İngiltere'ye götürülmüştür.

Montagu, 1716 yılında Türkiye'de yaşadığı sırada yazdığı bir mektupta “Parmaklarınızı oynatmadan, çiçeklerle tartışabilir, azarlayabilir, dostluk, aşk, nezaket mektupları ve hatta haber bile gönderebilirsiniz” demiştir.

Çiçeklerin taşıdıkları anlamlara ilişkin Fransa'ya da sıçrayan merak, kısa sürede 800 çiçeğin anlamının belirlenmesine ve tüm dünyada ortak bir çiçek dili oluşmasına yol açmıştır. (çiçeksepeti.com / Teşekkürler)

 

 

İnternet’ten “esen” Rüzgarlar!..

 

Politika ve Erdem

Modern gerçek politikanın en öbemli görevlerinden biri, faydasız tartışmalarla devletin yıpranmasına imkan vermemesi ve devletin onurunu yüce kılmasıdır. Çünkü devletin yüceliği, milletin yüceliğini temsil eder.         Ali Naili Erdem

 

Sözün Özü

1955’den beri “aktif” gazetecilik yapıyorum. Gerilimli, krizli, risk ve tehlike dolu süreçler yaşadım, amma… Siyasette “bugünkü gibi bir inatlaşma ve  kamplaşma”; dahası, “ülkenin iç ve dış büyük problemlerinin tabana yansıyan ‘acımasız’ gerilim tablosu” içinde “en asgari müştereklerde bile bir araya gelinemeyen” bir siyaset sahnesi görmedim. Neden? Neden? Neden?...

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test