Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Gazeteciliği bilmeyen gazeteciler!..

18.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Son 10 – 15 yılda “jürilerinde olduğum gazetecilik yarışmalarında” ne yazık ki, “İnceleme ile haberi karıştıran”, dahası “Röportaj ile Söyleşi ve Soru – Cevap’ı ayıramayan” bir yığın gazetecinin başvurularıyla karşılaştım. Ve de ne yazık ki, “Söyleşi ve Soru -  Cevap’ı ‘Röportaj zanneden’ jüri üyeleriyle de…

Kimse kızmasın, gücenmesin; “bu jüri üyeleri arasında, İletişim ve Basın Yayın Fakültelerinin öğretim üyelerinin olduğunu” da gördüm ve yaşadım!..

“Haberine birkaç rakam, birkaç istatistik notu koyan” arkadaşlarımızın “İnceleme Dalı’na müracaatları” yürekler acısıydı.

İnceleme ise, mesleğimizin “en zor dalı idi ve engin bir ufku ve yoğun çalışmayı, sebep ve sonuçları ile ortaya koyan yazılımı ile” belki de “onlarca, yüzlerce haber olacak satır başlarını irdeleyerek içine alan” bir yazı türüydü!..

Daha acısı, “Bu haber, inceleme değil” veya “Bu söyleşi ya da soru – cevap değil” diye itiraz ettiğimde, “Jüri’de üye bazı arkadaşlarımın “bu itirazıma karşı çıkışları” idi, aralarında “gazetecilik yüksek okullarında ve fakültelerinde ‘hocalık edenler’ bile vardı…

“Bu üzücü tablo devam edip geldiği ve de beni ‘itirazcı başı’ gibi göstermeye başladığı için” son birkaç yıldır “Jüri üyeliği davetlerini kabul etmiyorum” ve de “Artık gençler bayrağı devralsın” diyorum!..

İnşallah “bayrağı devralanlar” anlatmaya çalıştığım bu “gazetecilik sorununu” ve “çaresini” de bilen meslektaşlarımdır!..

Bakınız “fark” çok net ve “ayrım” çok basit:

Söyleşi; “Gazeteci ile söyleşi yapacağı kişinin karşılıklı konuşmalarını içeren” bir yazı türüdür!..

Soru – Cevap; Gazeteci ile muhatabının karşı karşıya gelmeden, iletişim araçları ile “soruların göndermesi ve de bu sorulara cevapların gene iletişim araçları ile iade edilmesidir!..”

Röportaj ise… Salih Sarıca ile Mustafa Gündüz, “Güzel konuşma, yazma” adlı kitaplarının 283’üncü sayfasında” nasıl anlatıyorlar, röportajı:

“Yazarın okuyucularına bir konuyu inandırmak için kişi, eşya, eser ya da bir yerle ilgili olarak yaptığı incelemeleri, fotoğraflarla süsleyerek, kendi görüşlerini de katarak yazdığı gazete ve dergi yazılarına ‘röportaj’ denir.

Röportaj kelimesinin kökeni, Latincede 'toplamak', 'getirmek' anlamlarında kullanılan ‘reportare’ kelimesine dayanır.

Röportaj yapacak kişide üstün bir görüş, anlayış ve gözlem yeteneği olmalıdır. Röportaj, bir çeşit haberdir. Fakat, röportajda bilgiden başka, yazarın izlenimleri, düşünceleri, görüşleri de yer alır. Röportajı hazırlayan kişi, konuyu iyice öğrenmeli, yerinde ve gerekli incelemeleri yapmalı, gerekli belgeleri toplamalıdır.”

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!..

 

İnternet’ten “esen” Rüzgarlar!..

Rimel sürerken “açılan ağzın sırrı” hâlâ çözülemedi!..

 

Sözün Özü

Bu hafta Sözün Özü, Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’ndan…

Şimdi desem ki; “Sumak covid bulaş riskini yüzde 50 azaltıyor”; aktarlarda sumak kalmaz. Desem ki; “Limon bulaş riskini yüzde 40 azaltıyor”; manavda limon kalmaz. Desem ki; “Sarımsak bulaş riskini yüzde 60 azaltıyor”; ortalık kokudan geçilmez. Herkes maske taksa bulaş yüzde 95 azalacak. Buna neden inanmıyorsunuz, bu inat neden!!!

 

Politika ve Erdem

Politika konusunda bu kadar titizlenmemin sebebi, Türkiye’de bütün sorunlar, çözümünü Parlamento da yani Politikada aramaktadır. Öyleyse parlamentonun çatısı altında olan politkacı aydınlığın, dürüstlüğün, doğruluğun adamı olmalıdır. Bu özellikleri ile o görevlerin adamıdır.   Ali Naili Erdem

 

Okuyucu Soruları…

İslam’da ruhban sınıfı yok ama, bunca şeyh ne oluyor?..

Bir okuyucum soruyor; “Demiş  ve sormuş ki, bir bilge; ‘Allah bir, Peygamber bir, Kitap bir, peki ama bunca mezhep, bunca tarikat, bunca cemaat, bunca şeyh neden?..’ Evet, ‘arada bir bu konuları yazıyorsunuz’ sizce neden, Bildiğim kadarıyla İslam ‘ruhban sınıfının olmadığı’ tek dindir?..”

Sayın okuyucum, bu soru hakkında elbette düşüncelerim var, uzun uzun yazabilir ve bu sütunu değil, bu sayfayı doldurabilirim.

Ama, bu soru, öncelikle “her şeyde fetvaya ve konuşmaya meraklı” Diyanet İşleri Başkanı’na  sorulmalı. “Müslümanım” diyenlere “gerçeklerin anlatılması” gerek;  bu konu, sadece İslam Dünyası’nın değil, bugünün Türkiyesi’nin de “en önemli” sorunlarından birini işaret ediyor ve bu sorunun sorusu “cevabını” bekliyor!..

 

Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Rifat Serdaroğlu

Tutar mı?..

Türk siyasetine katılan yeni partilerle ilgili türlü çeşitli yorumlar var. Bu yorumların kilitlendiği soru; “Tutacak mı?..”

Gelecek Partisi / Deva Partisi / Doğru Partisi gündemde ve masada!..

“AKP’nin içinden gelen” iki partiden, Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, iktidara “sert eleştiriler” yapıyor, ama yarım bırakıyor; Deva Partisi Lideri Ali Babacan “daha yumuşak bir muhalefet dili” kullanıyor.

“DP / AP/ DYP” çizgisinden gelen Doğru Partisi (DP) Lideri Rifat Serdaroğlu ise “çok  ama çok sert” eleştirilerin sahibi. Hakkında açılmış yüzlerce “hakaret davası” var!..

Üç parti de “teşkilatlarını tamamlama yarışı” içindeler.  “Hangisi yarınlar için daha şanslı” diye sorarsanız, benim  cevabım; “Bu soruya cevap vermem için biraz sabretmemiz gerek” olur!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test