Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Salgının, işsizliğin ve kredi borcu ödemelerinin dayanılmaz ağırlığı!..

18.9.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bir yandan Covid-19 virüsü salgınının günlük hayata olumsuz etkileri, diğer yandan ekonomik sorunların ağırlaştırdığı geçim koşulları, doğrusu pek çok ailede dirlik düzenlik bırakmadı.

Yalnız bunlar mı, başta ülkemizin dış politikada içine düşürüldüğü yalnızlık olmak üzere, her gün gündemimizi meşgul eden  o kadar çok sorun ve dert var ki!.. Doğrusu insan hangisine üzülüp dertleneceğini şaşırıyor. Hani o çok sevilip dinlenen ünlü türkümüzde söylendiği gibi: “Derdim çoktur hangisine yanayım!..”

 

Salgın ve işsizlik insanları bunaltıyor

Salgının boyutları her geçen gün daha da yayılıyor. Buna koşut olarak bilanço da ağırlaşıyor. Dolayısıyla, sağlık açısından hepimiz için risk artıyor. Bu olumsuz durum, doğrusu insanda yaşam keyfi bırakmıyor. Hele, başta işsizlik olmak üzere, yaşanan ekonomik sorunlar da salgının yarattığı olumsuzlukların üzerine eklenince; bunca soruna dayanmak giderek zorlaşıyor. Çok sayıda aile huzursuzluktan bunalmış durumda…

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre; haziran ayında ekonominin açılmasına karşın, mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik 14.3’e çıktı. Genç işsizliği ise yüzde 26.1’e yükseldi. Bunlar tabii resmi veriler. TÜİK’e göre toplam 4.1 milyon işsiz var. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) verilerine göre ise, yalnızca kadın işsizliği 4 milyon; Covid-19 etkisiyle revize geniş tanımlı işsizlik 14.2 milyon.

 

‘Pik mi, yoksa dip mi?’ tartışması

İşsizliğin ve rakamsal verilerin gerçek hayattaki karşılığını,  ancak onu yaşayanlar biliyor. Tıpkı, son günlerde, uluslararası kredi kuruluşu Moodys’in ekonomimizle ilgili olumsuz değerlendirmesi üzerine, siyaset ve ekonomi çevrelerinde kopan tartışmada olduğu gibi…

Moody’s Türkiye ekonomisinin içinde olduğu duruma ve kırılganlıklara dikkat çekerek, en kötü notu verdi. Bu durum ekonomide ve siyasette tartışmaları da beraberinde getirdi, İktidar çevreleri, ekonomide pik -yani zirve- yaşandığını ileri sürerken, muhalefet ve çok sayıda iktisatçı da, tam tersine dip yapıldığını işaret ediyordu. Aslında, bütün bu tartışmalardan bağımsız olarak, önemli olan hayat ekonomisinin rakamları ve vatandaşın yaşadıklarıydı!..

 

Türkiye’nin dörtte üçü borçlu

TÜİK’in yayınladığı gelir araştırmasına göre, son 1 yıl içinde Türkiye'deki yoksul sayısı 550 bin bin kişi arttı. Yoksul sayısı 11 milyon 641'e ulaşırken, yoksulluk oranı ise yüzde 13.9'dan yüzde 14.4'e çıktı. Son yıllarda vatandaşlar ve şirketler giderek daha fazla borçlanırken, bu durum TÜİK verilerine de yansıdı. Nüfus içinde borç veya taksit ödemesi olanların oranı son 10 yılda yüzde 59.4'ten yüzde 71.1'e yükseldi. 10 yıl önce 43 milyon 101 bin kişi borç ve taksit yükü altında ezilirken, 2019'da bu sayı 59 milyon 123 bine çıktı.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre de, son bir yılda bireysel kredi borçlularının sayısı, yüzde 200’ü aşan oranla tam 2.1 milyon kişi arttı. Türkiye’de 33.4 milyon yurttaşın kredi borcu var.

 

Kredi borcu taksitleri nasıl ödenecek?

Ekonomi alanındaki bir başka önemli sorun da, salgının daha da yayılma eğilimi gösterdiği bugünlerde, ekonomide iyileşme olmadan, kredi borcu taksitlerinin önümüzdeki ekim ayından itibaren ödenecek olması. Bilindiği gibi, hükümetin teşvikiyle 7 milyon vatandaş ile 1 milyon esnaf salgın döneminde kredi çekmişti.

6 ay ödemesiz alınan ihtiyaç kredilerinde, taksit ödeme zamanının gelmesi, vatandaşı ve esnafı kara kara düşündürüyor. Üstelik bugünlerde faiz artıp krediler de kısıldığı için, borcu borçla ödeme yolu da tıkalı görünüyor.

 

Geçim koşulları ağırlaştı

Bunca tartışma içinde, gündemde, ekonomiyi doğrudan ilgilendiren önemli bir araştırmanın sonuçları var… Toplumun önemli çoğunluğu, ülkemizde geçim koşullarının ağırlaştığını düşünüyor. Metropoll’ün halkın refah düzeyi araştırmasının sonuçlarına göre, halkın yüzde 63.4'ünün yaşam şartları kötüleşti. Ağustos ayında yapılan ankete göre, son bir yıl içinde refah düzeyinin iyileştiğini söyleyen seçmenin oranı yüzde 9 seviyesinde iken, kötüleştiğini belirtenlerin oranı yüzde 63.4 olarak ölçüldü.

Bizce, araştırmanın asıl ilginç sonucu; iktidar blokunu oluşturan partilerden AKP seçmeninin yüzde 46.2'si ile MHP’li seçmenin yüzde 55.5’inin durumunun kötüleştiğini ifade etmesi. Bu sonuçlar, halkın büyük çoğunluğunun ekonomiden memnuniyetsizliğini gösterdiği gibi, aynı zamanda iktidar bloku için, siyaseten alarm zillerinin çalması anlamına da geliyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test