Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

İç ve dış sorunlar beraber geliyor

7.8.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Çok uzun bir süredir, iç ve dış sorunların hepsinin birden ülkenin gündemine girdiğini görmedim. Üstelik bu sorunların her birinin bir diğerini tetiklediğine veya etkilediğine tanık olmadım. Sonunda bu sorunlardan en önemlilerinin bir listesini yapmaya karar verdim.

Pandemi, birçok ülkenin olduğu gibi, Türkiye’nin de ekonomik ve mali dengesini bozmuştur. Kapatılan işletmelerin, ayakta kalabilmesi için, çok sayıda destek paketleri açıklanmış, kredi ve yardım başlığı altında piyasaya para arz edilmiştir. Bu kaynakların bir bölümünün para basılarak elde edildiği bilinmektedir. Zaten açık olan bütçenin bu yıl için hedeflenen 136 milyar liralık açık hedefinin üçte ikisine şimdiden ulaşılmıştır. Başta otomotiv ve konut sektörü olmak üzere seçili sektörlere, kamu bankaları aracılığı ile ve düşük faizle kredi imkanı getirilmiştir. Ancak sistem tıkanmıştır. Kamu bankaları, fiyat artışı yaptıkları gerekçesiyle bazı otomobil markalarını ucuz krediden yararlandırmaktan vazgeçmiştir.  Oysa bu markaların piyasadaki payları zaten % 90-95 civarındadır. Aynı gerekçelerin konut piyasası için de geçerli olacağı açıktır.

Enflasyon dizginlenecek, bu yolla faizler düşük kalacak ve büyüme ve istihdam artışı bu şekilde sağlanacaktır şeklinde özetlenecek yöntem işlememiş görünmektedir. Kur artışlarının enflasyonist etkilerini asgariye indirmek için kurlar baskılanmıştır. Bunun için kamu bankalarının kaynakları kullanılmıştır. Ancak bu yolun da tıkanmaya başladığı görülmektedir. BDDK verilerine göre 24.7.2020 tarihi itibariyle üç kamu bankasının döviz açığı 10,1 milyar doları bulmuştur. Açığın yasal özkaynaklara oranı %30,9 a ulaşmıştır.

Ekonomisini makul bir ölçüde de olsa büyütmek zorunda olan ülkemizin dövize ihtiyacı açıktır. Merkez Bankası’nın rezervleri çok düşüktür. Türkiye zaten dış borçları yüksek olan bir ülkedir. Böyle bir tablo varken, bir de ülkemizden yabancı kaynak çıkışı hızlanmıştır. 17 Temmuz itibariyle, 2020 yılında Türkiye’den sermaye çıkışı 11,6 milyar dolara yükselmiştir. Ana sebep, istikrar, güvenlik, hukuk düzeni gibi alanlardaki eksiklikler yanında faizlerin düşüklüğü ve hatta negatif bir duruma gelmiş olmasıdır. Enflasyonda yüksek düzeylerin devam etmesine rağmen, faizler yükseltilmemektedir. Oysa hem kurlardaki artışın ve hem de piyasaya verilen likiditenin enflasyona sebep olacağı açıktır. Nitekim, üç ay önce bu yıl için yapılan enflasyon tahmini % 7,4 iken, bu oran, geçtiğimiz günlerde %8,9’a çıkarılmıştır.

İhracatta bir kıpırdanma görülmekle beraber, 12 aylık ihracat geçen yılın aynı dönemine göre %7,9 oranında bir düşüş göstermektedir. Turizm sektörünün de bazı gelişmeler gözlenmekte ise de toplam turizm gelirlerinin, büyüyen cari açığın finansmanında daha önceki katkıları sağlamayacağı açıktır.

Peki çözümler nelerdir?

Ekonomik sorunlar, ekonomik araçlarla çözülür. Faizler ve kurlar üzerindeki baskılar kaldırılmalıdır. Ülkede yerli ve yabancı yatırımcılar için uygun ortam hazırlanmalıdır. Kaynaklar alt yapılara değil, reel sektöre ayrılmalı ve teşvikler bu yolda kullanılmalıdır. Büyüme oranları makul düzeyde tutulmalıdır.

Dış sorunlara gelince; gündemdeki en önemli dış sorun, PKK’nın desteklediği Suriye Demokrasi Grubu (SDG) ile bir Amerikan şirketinin yaptığı petrol anlaşmasıdır. ABD Hükümeti bu anlaşmayı onaylamıştır. Terör bu yolla finanse edilecek ve daha önce uyuşturucu ve kaçakçılıkla elde edilen gelir aklanacaktır. Güneyimizde çok ciddi yeni bir terörist oluşum ihtimali vardır. Rusya’dan henüz bir tepki yoktur. ABD, bu terörist gurubu zaten yıllardır ağır silahlarla donatmıştır. Güvenlik sorunu yanında, bu gelişmenin parasal boyutunun da olabileceği unutulmamalıdır. Petrol gelirlerinin Suriye’nin yeniden yapılandırılmasında kullanılması şeklindeki önerimiz kabul edilmediğine göre mülteci sorununun kısa vadede çözülemeyeceği anlaşılmaktadır. ABD ile ilişkilerimiz zaten S-400 hava savunma sisteminin Rusya’dan satın alınması, F- 35 projesinden çıkarılmamız, yeniden gündeme getirilen Halk Bankası ile ilgili davalar yüzünden gergin haldedir. Bu arada ABD ile mutabakata vardığımız 200 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşılması projesinin de gündemin gerilerine düştüğünü söyleyebiliriz.

Yunanistan ile ilişkiler de gerginleşmektedir. Kıta sahanlığı, hava sahası, anlaşmalara aykırı olarak silahlandırılmış adaların durumu ve Kıbrıs sorunu güncelliğini korumaktadır. İlginç olan Yunanistan’ın bu sorunların çözümü için AB ve ABD’yi arkasına alma çabalarıdır.

Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunda Mısır, İsrail, Yunanistan, G. Kıbrıs işbirliği anlaşmaları yapmaktadır. Türkiye bu haklı davasında da yalnız kalmış gibidir. Bu proje ülkemizin geleceği açısından son derece önemlidir. Libya için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Türkiye meşru hükümeti desteklerken, başta Fransa ve Mısır olmak üzere birçok ülke darbeci rejimin yanında yer almaktadır.

Ve son olarak, bizim için gerçekten önemli olan, ihracatımızın yarısını yaptığımız, dış kredilerin üçte ikisini sağladığımız, ülkemizde en çok yabancı yatırımı olan AB ile ilgili sorunlarımız da dondurulmuş gibidir. Gümrük Birliği Anlaşması’nın revizyonu ortada kalmıştır.

Türkiye bütün bu sorunları, akılcı, liyakata dayalı, uzun vadeli, karşılıklı çıkara dayalı bir anlayışla çözmek durumundadır. Zamanımızda dış politika ile ekonomik ilişkilerin bir arada yürümeye başladığını göz ardı etmemeliyiz.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test