Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Yatırımcıyı kendinden korumak

10.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Borsa bilgisinin yeterli olmadığı dönemde, “Yatırımcıyı kendinden korumak” diye bir kavramdan söz edilirdi. SPK’nın koyduğu kuralların yanında; aracı kurumlar, yatırımcıyı korumak adına, kredi kullanmalarını engellemek veya VİOP’ta öngörülmüş teminat oranlarını artırmak gibi yollara giderlerdi.

Bir süre sonra anlaşıldı ki yatırımcılar bu tür dayatmalara tepki vermeye ve bunu yapan aracılardan uzaklaşmaya başladı. Şu dönemde de ayakta kalmış kurumlar en liberal ve müşterisinin isteklerine en çok yaklaşabilen kurumlar oldu.

Diğer taraftan yatırımcılar özgürlük alanlarının olabildiğine genişlemesini arzu ederken, kendilerine zarar verecek şeylerden uzak kalmak istiyorlar.

Kendine yarar sağlayacak her şeyi istemek, zarar verecek her şeyden uzak durmak, insan tabiatında normal kabul edilebilir belki; ancak, hayatın doğal akışına aykırıdır.

Borsalarda Kar elde etmek; belli bir sermaye koyarak ortaya çıkabilecek, riskleri peşinen kabul etmekle mümkündür.

Piyasalarda hisse senetleri yükseldikçe, hissenin PD/DD (piyasa değeri defter değeri oranı) artar. Bu oran arttıkça hisse fiyatı göreceli olarak sektör ortalamalarına, piyasa ortalamalarına göre pahalı hale gelir. Pahalı hale gelen hisse senetlerinde ters yöne doğru hareket için içsel gerilim artar.

Demek istiyorum ki defter değeri 1 TL olan bir hisseyi 1,5 TL’den alan bir kişinin riskiyle 3,5 TL’den alan kişinin riski aynı değildir.

Borsalar hep gidiyor, hiç düşmüyor, Twitter da şöyle söylendi, forumda bunlar yazıldı gibi gerekçelerle hisse senedi alımı yapan bir kişinin bu riskleri anlaması takip ve kontrol etmesi mümkün olmamaktadır.

Hisse senetleri düştükten sonra ben borsaya yatırım yaptım, zarar ettim, gerekçesini ortaya koyması, gerçeği örtmek, büyük bir yatırım organizasyonuna haksızlık etmek anlamına gelir.

Bugün doları 7,20 den alan kişilerde zarardalar, ama hisse senetlerinde zarar edenler kadar isyanları oynamıyorlar, aracı kurum ve bankaları suçlamıyorlar. Zira mesele kurum, kuruluş alan satan değildir.  Yanlış zamanlama, yanlış değer tespiti ve yanlış sonuçtan ibaret bir durumdur.

Borsa İstanbul’un amiral gemileri son zamanlarda limanlarda mahzun ve yalnızlar. Yıllarca banka endeksi tüm BİST endekslerinin lokomotifi olurken pandemi süreci sonrasında toparlanmanın sanayi şirketlerine geçmesi, yabancıların (özellikle batı kökenli) piyasamızdan çekilmesi, yabancı takasının 2007’den bu yana %72,46’dan bugün %49,82’ye düşen süreçte bankacılığın popülerliğini azalttı. 

Bankacılık endeksi 2013 yılında yaklaşık 200 iken, 2020 yılı 1. ayda 183 bin seviyesindeydi. Şu anda ise 131 bin seviyelerinde. Buna karşılık sanayi endeksi 2013 yılında 73 bin seviyesindeyken, 2020 yılı Ocak ayında 148 bin ve bugünlerde de 157 bin seviyesindedir.

Bu ülkemizin sanayi alanında kat ettiği yolu bir yandan gösterirken diğer yandan sanayi hisselerinin göreceli olarak bankalara göre pahalı olduğunu da göstermektedir.

Bankaları bekleyen bekleme sabrı gösteren mutlaka beklemenin karşılığını alacaktır, zira sanayisi gelişen, hiçbir ekonominin bankacılığının gelişmeyeceğini düşünmek mümkün değildir.

Fakat bu aralar yerli sermayeyle hareket eden piyasamız yabancı girişin olmadığı ve bankalarda mevcut yabancı takasının satış yapması ihtimaline karşı tercihini bankalardan ziyade sanayi hisselerinden yana kullanmakta.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test