Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Mutlak gücün kaotik etkisi

3.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye’de iktidar kendini mutlak güç olarak görüyor ve bunu stabilize etmek için elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bu algının iki nedeni bulunuyor. İlk neden 18 yıl gibi uzun dönem iktidarda kalma körlüğü. İkinci ve asıl neden, demokrasinin kültür değerlerine olan saygı ve inanç eksikliği. Zira bu iktidar için demokrasi, her yola başvurarak, sandıkta ulaşılan sayıdır. Oysa demokrasi bir kültürdür. Demokrasi; insana, insan hakkına, insan onuruna, hukuka, hukuk devletine, eşitliğe, adalete, özgürlüğe, uzlaşıya, barışa, işbirliğine, çoğulcu dünya görüşüne, ortak akla, sosyal güvenlik ve sosyal refah değerlerine dayanan ve bunları sürekli geliştirme uğraşında olması gereken bir kültüre dayanır. Bu değerlerden yoksun bir ideolojik anlayış içinde mevcut iktidar aldığı oy desteğinin kaydığını gördüğü için, aynı dertten mustarip yine muhafazakâr bir parti ile işbirliğine gitmiştir.

Demokrasi değerlerinden yoksunluk içinde kuvvetler ayrılığı ve parlamenter demokrasi terk edilip, partili Cumhurbaşkanlığının talimatları ile işleyen bir sistem getirilmiştir. Bu sistemin sağladığı güç sarmalı giderek toplumun tüm kurumlarını kontrol altına alarak, iktidarın eriyen güç kaybının dengeleneceği kanısındadır. Bu nedenle bağımsız olması gereken tüm kurumlar Merkez Bankası, BDDK ve hatta Üniversitelerin bile yandaş yöneticilerle kontrol altına alınması sağlanmış bulunuyor.

Şimdi sıra yarı kamu, yarı sivil toplum örgütü olan kurumları kontrol altına alma sürecine gelmiştir. Bunun için bağımsız barolar kontrol edilmek isteniyor. Bunun için izlenen model, Sendikacılıkta yaratılmış olan bölüp, iktidara yakın olanlarla işleri yürüterek; bu gibi kurumlarda muhalif sesleri sınırlandırma ve kontrolü sağlamaya dayanıyor. Bu uygulama kısa dönemde muhalif olan diğer sivil toplum kurumlarına da genişletme yoluna gidilecektir. Bu arada tüm muhalefet partileri de, algı operasyonları ile sanki yasa dışı faaliyetlerle işbirliği yapıyormuş gibi ithamlara maruz bırakılıyor. “Tek ve mutlak doğru biziz, bizden olmayan batıldır” algısı yoğun medya desteği ile pompalanıyor.

Bu arada, ekonomi geleneksel bakış açıları içinde çağdaş stratejiler içinde çağdaş teknolojik yapılanmaya yönlendirilemedi. Ekonomide deniz bitti. Dip göründü. Bu durum İşçinin Kıdem Tazminatını bile kontrol altına alma girişimini gündeme getiriyor. İktidar bloğunun tüm bu girişimlerle, toplumun tüm kesim ve kurumları ile kaynaklarını kontrol altına alma girişimi, giderek iktidar elinde kontrol edilemez bir güç yoğunlaşması yaratıyor. Kontrolsüz güç böyle giderse, toplumda kaotik bir ortam yaratmaya yol açabilir. Zira yargının zaten siyasetin vesayetinde olduğu bir ülkede, savunmanın da siyasetin kontrolüne girmesini ne barolar, ne de toplu kabul edebilir. Böl yönet sistemi içinde zaten etkinlik ve işlevi iyice kısıtlanmış olan sendikalar son kale olarak gördükleri kıdem tazminatı için her türlü mücadeleyi göze alacaklardır. Kısacası iktidarın elinde toplanan güç yoğunlaşması, kontrolsüz güce dönüşürken toplumda kaotik bir ortam yaratıyor. Zira toplum bir yandan ekonominin dip yapması, işsizlik, yoksulluk ve enflasyon altıda ezilirken, diğer yandan pandemi süreci içinde bunalmış bulunuyor. Toplum ve kurumlar iktidarın güç sarmalı ve keyfi uygulamalarından bunaldığı için, artık iktidarın daha fazla güç talebine tepki üretir duruma geldi. Eğer iktidar bloku, oy kaybı ve tepkilerin daha çok yükselmesi karşısında, alışa geldiği tavrı sürdürürse, bundan her seferinde kendisi daha çok zarar görecektir. Bağnaz taban oyları dışındaki oyları kaybetmeye devam edecektir. Ayrıca Barolara gösterdiği gibi polis gücünü, bu hak arayışlarına karşı kullanmaya devam ederse, bir süre sonra bu da, yine iktidar aleyhine dönme potansiyeli taşıyor. İktidar ipleri gerdikçe, güç yoğunlaşmasından mağdur olan kesimler artıyor. Dolayısı ile iktidar sertleştikçe kendi bindiği dalı kesmeye devam edecek gibi gözüküyor. Ancak asıl kaybeden ülke ekonomisi, insanlarımız ve demokrasimiz olmaktadır. İktidar ipleri germek ve daha fazla güç sarmalı oluşturmak yerine, aklıselime, aklın ve bilimin rotasına girerse toplum rahatlayabilir. Zaten eksi yüzde 5 büyüme hızının beklendiği ekonomide, toplumu daha fazla kutuplaştırmak ve germek toplumsal kaosu ve iktidarın erimesini daha çok tetikler duruma gelecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test