Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Yeni kuşak ne istiyor?

3.7.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bizim yaşımızdaki insanların bu yüzyılın kuşağı gibi düşünmesi, hareket etmesi, hatta onları anlamaya çalışması kolay değil, üzerinde yoğun mesai yapmak zorundayız gençlerimizi birazcık kavrayabilmek, sık sık çatışmamak, kaçınılmaz gerilimleri azaltmak için.

Gençlerle olmak, onlarla empati yapmak, yeni alışkanlıklar edinmek bizi zinde tutuyor.

Zor koşullar altında, bizi yönlendirecek büyüklerimiz olmadan el yordamıyla bazı şeyleri aradık bulduk zamanında, o yüzdendir ki bugün elde ettiğimizin kıymetini çok iyi biliyoruz.

2000’li yılların gençleri ise bizim 50 yılda ulaştığımız kafa yapısına bizden daha erken kavuşuyorlar. Onlara “Biz neler çektik bu aşamaya gelene kadar bilmiyorsun tabii, her şeyi önünüze altın tepside sunuyoruz” edebiyatı yapmayın sakin.

Yapsanız da yararını göremezsiniz, ters tepecektir.

Onlar daha hızlı, çok boyutlu, akılcı düşünüyorlar. Tabulardan uzaklar, bugünü yaşıyorlar. Geçmişte onlar için yapılanlar için kimseye minnet duymaya da niyetleri yok.

Tabii ki onların da sorunları var ama çoğu zaman bizim anlamakta güçlük çektiğimiz, tahlil edemediğimiz, çözümüne katkıda bulunamadığımız cinsten sorunlar.

Onun için kuşaklar arası keskin kopuşlar yaşanıyor.

Onların mülkiyet, sahiplenme duyguları farklı gelişiyor. Satın alma yerine kiralamayı tercih ediyorlar.

Evlilik kurumu onlar için bizim için olduğu kadar kutsal ve vazgeçilmez değil. Daha eşit, birbirlerine yük olmayan, sorumluluk paylaşan bir ilişki biçimi istiyorlar.

Düzenli maaş, zamanla kıdem kazanacakları işler yerine risk alıp, bekleyerek kendilerinin patron, yaratıcı olduğu yeni alanlara yönelmeyi tercih ediyorlar.

Keyif almadıkları, gelecek görmedikleri işi bir sonraki aşamayı düşünmeden cesaretle terk ediyorlar, hiyerarşik örgüt yapılarına tahammül edemiyorlar.

Emir-komuta düzeni dışına çıkmakta olan bu genç erkekler, kadınlar gezegenimizin yeni icatlarını, yaşam ve düşünme biçimlerini, etik kurallarını, yatırım ve ticaret akışlarını şekillendirecekler önümüzdeki dönemde.

Yeni kuşak gençlerde gözlediğim diğer bazı özellikleri de gelişigüzel sıralamak istiyorum:

✓İş, “gittiğiniz” bir şey mi yoksa “yaptığınız” bir şey mi? Gençler bu soruya “İş, her yerde, her zaman yaptığınız bir şey” yanıtını veriyorlar. Farklı zamanlarda istedikleri gibi çalışma, iletişim ve çoklu görevler konusunda iyiler. Facebook’u işyerinde kullanamayacakları, evde iş görüşmesi yapamayacakları gibi kuralları takmıyorlar.

✓Y kuşağı, her zaman her şeyin yanıtını bulabileceğini biliyor. Bilmedikleri bir soruyu Google hazretlerine sorarak başlıyorlar genellikle. Onlar için bilgi eksikliği asla bir sorun değil, çünkü nasıl öğreneceklerini biliyorlar.

✓Yüz yüze iletişim mi yoksa elektronik ortamda konuşmak mı diye sorduğunuzda çoğunluğu ellerinin altındaki e-posta, IM, Facebook, Twitter, bloglar ve daha ne varsa kullanmayı tercih ettiklerini söyleyeceklerdir. Elektronik olarak halledecekleri bir konu için yüz yüze buluşmayı zaman kaybı olarak görenler az değil.

✓Y kuşağının bir firmaya ya da örgüte sadakat duygusu zayıf. Ekip arkadaşlarına daha tutkulu bağlılar, işbirlikçi olmaktan hoşlanıyorlar.

✓Bir iz bırakmaya veya fark yaratmaya çalışanları çok seviyorum. Temel değerleri, inandıkları şeyler için sonuna kadar mücadele etmeyi hedefliyorlar. Aşırı teknoloji yüklü, bazen somurtkan ve kibirli gördüklerim ürkütüyor beni. Duygu ve sorumluluk dozunu keşke daha fazla aşılayabilsek onlara.

✓Y kuşağı, gerçekten etiketlenmekten nefret ediyor, belli bir kuşağın parçası olarak değil, bir birey olarak görülmeyi tercih ediyorlar.

✓Bir günü 12 saat veya 24 saat olarak düşünmüyorlar. Zamanı, gereken şekilde tahsis edilecek bir kaynak olarak görüyorlar.

✓“Bardağınızın yarısı boş mu dolu mu?” sorusuna “dolu” yanıtını vereceklerinden kuşkunuz olmasın. İyimserler, Türkiye’nin mevcut koşullarında bile. Obama ve Pepsi’nin sloganlarında hep iyimserliğin temel taş olması tesadüf değil. Kendilerinin de etkileyeceği daha iyi bir dünyanın geldiğini görüyorlar, öyle düşünüyorlar.

Biz mi, onlar mı doğru ya da yanlış tartışmasına girmenin hiçbir anlamı yok. Gerçeği olduğu gibi kabul etmekten başka çaremiz de yok zaten. Biz farklı şeylerden mutlu oluyoruz, duygulanıyoruz, onların beklentileri, öncelikleri, keyif aldıkları bambaşka.

Bir kuşağı anlamak için onların yaşadığı, yaşayacağı dönemi de anlamamız gerekiyor. Bizim gibi olmayanları kendimize ait yargılar, değerler ile değil, onlara ait gerçeklerle görmemiz bekleniyor.

Bu kuşağa iyi bir dünya bırakamadık, ama umarım iyi bir kuşak bırakmış olacağız dünyaya. Daha fazla konuşma, beraber seyahat, okuma, eğlenme birbirimiz hakkında yeni şeyler öğrenme, onlara daha yakınlaşma bakımından çok çok önemli.

Yoksa birbirimize sırtımızı dönüp yaşayacağız.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test