Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Türk ''Hukuku''

28.2.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Yabancı basın geçtiğimiz günlerde yaşanan Osman Kavala ve gezi protestoları duruşmalarını manşetlere “İstanbul’da hukuksuzluk” olarak taşıdı. Duruşmalar aceleye geldi, mahkeme delilleri incelemede yetersiz kaldı. 18 Şubat’ta mahkeme kararı sanıkların beraatı şeklinde açıklanınca salon alkışlarla çalkalanmıştı. Fakat bu rahatlama ve mutluluk kısa sürdü. Hükümet yanlıları ve üyeleri karara ilişkin eleştirilerini Twitter’da paylaşmakta gecikmedi. Aynı günün gecesi beraat edenlerden en bilindik ve önde gelen isim olan Osman Kavala, tekrar tutuklandı.

Servetini tarihi eserleri korumaya, Ermeni ve Kürtlerle iletişimi ve etkileşimi yükseltmeye harcamış, aktivist, hayırsever Kavala, şimdi 2016^da gerçekleşen darbe girişimini desteklemekle suçlanıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Aralık ayında Kavala’nın serbest bırakılması ve tutuklamanın hukuksuz olduğuna ilişkin kararını açıklamıştı. Açılan yeni soruşturma hükümetin, bu kararı görmezden geldiğini gösteriyor.

Gezi protestoları davasında müebbet ile yargılanırken Osman Kavala, 2013’te gerçekleşen hükümet karşıtı eylemleri düzenlemekle suçlanıyordu. Peki bu suçlamalara gösterilen kanıt neydi? Kavala’nın eylemcilere getirdiği gaz maskeleri ve atıştırmalıklar. Şimdi Kavala tekrar ömür boyu hapis cezası alma riskiyle karşı karşıya. Bu suçlamaları yapanlar şu soruya cevap vermeli; Hükümete karşı yapılan sol eylemlerde bulunan Kavala, İslamcı ve FETÖ yanlılarıyla düzenlenmiş, sağ cepheden gelen bir darbe girişiminde neden bulunsun? Bu soruyu sorarken elbette hiçbirimiz “2016 darbe girişiminin bir çok şüpheli ve belirsiz tutuklama için kullanıldığını” unutmuyoruz. Dünya Adalet Projesi Hukuk Endeksi tarafından Türkiye’nin adalet ve yargı sistemi bu sene 126 ülke arasından 109’uncu seçildi.

Kavala’nın tekrar tutuklanması ve yargılanması, öte yandan, hükümetin güç sorunu yaşadığına dair de bir işaret. HDP Milletvekili Garo Paylan’a göre “Bu kararların hiçbiri Erdoğan’ın izni olmadan verilmiyor”. Cumhurbaşkanı, Kavala’nın emirleri “ünlü Hırvat Yahudi”den aldığını öne sürmüştü. Erdoğan’ın atıfta bulunduğu Yahudi ise Kavala’nın beraber çalıştığı George Soros tarafından kurulan Açık Toplum Enstitüsü.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen bir zamanlar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan Gezi Parkı bugün halen yeşil bir park olarak ayakta. Fakat Türk sivil toplumu yok olmak üzere. Halk artık eylem yapmak, seslerini duyurmaktan kaçınıyor. Yedi yıl önce Erdoğan’ın projelerinden biri olan ve bu parkın üzerine kurulacak bir alışveriş merkezi kırılma noktası olmuştu. Artık insanlar yıldı. Kavala’nın savunucularından Yiğit Aksakoğlu şöyle özetliyor aslında durumu; “Lanet olsun parka, bırakın ne inşa etmek istiyorlarsa etsinler”.

Park değil belki ama, demokrasiye inanç, mücadele isteği yok oldu içimizde. Bu çaresiz hissettiğimiz anda ise şu sözler çınlamalı kulaklarımızda; “Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test