Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

İzmir’i talandan korumak

28.2.2020
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bir süredir, İzmir’in yerel gündeminde, Urla ve Çeşme’nin merkezinde olduğu Yarımada’nın turizm amaçlı yapılandırılmasıyla ilgili proje tartışmaları, önemli bir yer tutuyor.

Bu tartışmaların ve konuyla ilgili yaşanacak olası gelişmelerin; önümüzdeki dönemde, yerel yönetimler, iş ve siyaset dünyası başta olmak üzere, İzmir’in yerel dinamikleri için önemli bir ‘demokrasi deneyimi’ süreci olacağını düşünüyoruz.

Çünkü bilinmelidir ki, İstanbul’un tüketilmesinin ardından, artık gözler İzmir’in ve İzmirlilerin üzerindedir. İzmir’in korunması ve korunarak geliştirilmesi konularında, İzmirliler ortaklaşmalı ve hep birlikte duyarlı olmalıdır.

 

Yarımada, İzmir’in pırlantası

Öncelikle belirtmek ve altını kalınca çizmek gerekiyor. Urla ve Çeşme’nin de içinde yer aldığı Yarımada bölgesi, İzmir’in en değerli yerleşim alanıdır. Bu aks, gelecekte İzmir’in ekonomik, sosyal ve kültürel gelişiminde önemli bir açılım yaratmaya adaydır. Dolayısıyla İzmirliler için adeta bir pırlanta değerindedir. Bu nedenle, üzerine titrenmesi, bunca duyarlılık gösterilmesi anlayışla karşılanmalıdır.

Geçtiğimiz dönemlerde, yerel yönetimlerin öncülüğünde, Yarımada’nın kalkınmasına yönelik çalıştaylar, arama konferansları ve benzeri çalışmalar yapılmıştı. Bildiğimiz kadarıyla, bu yöre ile ilgili olarak, yerel yönetimlerin elinde ciddi yol haritaları, hazırlıklar ve planlamalar da bulunuyor.

Yerelde yapılan bütün bu çalışmalar ve oluşan bilgi birikimi dikkate alınmadan,  merkezden masa başında oluşturulan bir projenin gündeme getirilmesi; haklı olarak bölge insanını düşündürüyor ve tedirgin ediyor.

 

‘İstemezükçülük’ değil, yoğurdu üfleyerek yemek

Üstelik geçtiğimiz dönemlerde, özellikle İstanbul ve Ankara’da yaşanan olumsuz örnekler ve merkezi yönetimin bu konulardaki uygulamaları göz önüne alındığında, Yarımada sakinleri ile İzmirlilerin tedirginliği daha iyi anlaşılıyor.

Doğa ve çevre konusunda yeterince duyarlı olmayan ‘rant öncelikli’ çevrelerin, proje ile ilgili ayrıntılar ortaya çıkmadan, projeyi ‘piyango’ olarak nitelendirip üzerine atlamalarını doğrusu biraz erken buluyoruz. Tabi aynı yaklaşım, projenin tartışılmadan ‘tu kaka’ ilan edilmesi için de geçerlidir. Doğru olan, projenin uzmanlar tarafından enine boyuna irdelenmesidir.

Yarımada’nın ekonomi ve turizm açısından kalkındırılması, İzmir’in öncelikli ve ortak hedefidir. Ancak, İzmirlilerin konuyla ilgili çok daha geniş bilgilendirilmeye ve aydınlatılmaya ihtiyacı vardır.

 

İzmirliler sürece dahil olmalıdır

Bizim dikkatimizi çeken husus, projenin yerel yönetimlerin dışında Ankara’da masa başında hazırlanmış olmasıdır. Oysa Yarımada’yı en iyi tanıyan, buranın ihtiyaçlarını, teknik koşullarını en iyi bilenler yerel dinamiklerdir; en başta da halkın doğrudan temsilcisi yerel yönetimlerdir. Bu kesimleri dışlayarak, baypas ederek yapılacak girişimler, haklı olarak soru işaretlerini de beraberinde getirecektir.

Bu nedenle, başta yerel yönetimler olmak üzere İzmir’in ilgili kurum ve kuruluşları, yerel dinamikler, sürece katılmalıdır. Proje ile ilgili bilgilendirmeler İzmir’de ve konuyla ilgili mimar ve mühendis odaları temsilcilerinin de katılacakları platformlarda gerçekleştirilmelidir.

İzmir Düşünce Topluluğu ve Kent Konseyleri’nin konuyla ilgili ilk girişimlerini takdirle karşılıyoruz. Konuyla ilgili bu anlamlı çabanın, yerel yönetimlerin katılımı ve önderliğiyle yerel demokrasi alanında ve CHP İzmir örgütünün katılımıyla siyasal zeminde, daha da geliştirilip güçlendirilmesini diliyoruz.

 

‘Bizİzmir’, dijital ve yerel demokrasi örneği

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) geçtiğimiz günlerde tanıtımını yaptığı ‘Bizİzmir’ dijital platformunu, doğrusu çok önemsiyoruz. Şeffaf, çoğulcu ve katılımcı anlayışla hayata geçirilecek bu uygulamayla, İzmir’in kadim demokrasi kültürü ile çağdaş teknolojinin bir araya geleceğini düşünüyoruz. Böylece İzmirlilerin hayatı kolaylaşacak ve yönetime doğrudan katılımlarının da yolu açılacaktır.

Yıllar önce, ‘yerel yönetim ve yerel siyaset’ konularında akademik çalışmalar yapan eşim Prof. Dr. Ferlâl Örs ile birlikte ortaklaşa yazdığımız kitapta, bu konuları ayrıntılı biçimde değerlendirmiştik ‘YERELGE - Toplumsal Belediyecilik / Yerel Yönetimlerde Üretkenlik, Katılımcılık ve Toplumsal İlişkiler’. Doğrusu, ‘Bizİzmir’ girişimini, tam da bu konularda atılmış somut bir adım olarak değerlendiriyor ve emeği geçenleri kutluyoruz.

Yarımada üzerine yapılan tartışmalar da gösteriyor ki, önümüzdeki dönemde yerel konular hayatımızda ve gündemimizde çok daha önemli hale gelecektir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 3 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Halk

01.03.2020 - 11:28
Aliağa ya kadar olan metro hattı hemen bergamaya kadar yapılsın hat dikiliyede gelsin, oaradan ayvalık ve edremite kadar yapılsın hat.

Atilla Koç

28.02.2020 - 21:06
Mesele şu; sahilleri,sayfiye yerlerini biz kullanalım başkası kullanmasın.. manzarasını kapatıyor diye onlarca çam ağacını biz keselim ama başkaları kesmesin.. Sevsinler sizi
Yazarlar
Website Security Test