Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Diojen’in Feneri ile ''lider'' aramak!..

13.12.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Eğer bir ülkede muhalefet “beceriksiz” ise, iktidarın “pervasızlığa kaymasından” daha doğal ne olabilir; işte Türkiye’de demokrasinin bugünkü hâle gelmesinin “ilk ve en büyük sebebi” budur!..

Eğer bugünkü tablo içinde “Ana Muhalefet Partisi” hâlâ yüzde 25’lerde dolaşıyorsa ve de İyi Parti, kamuoyu yoklamalarında Devlet Bahçeli’nin MHP’sinin altında görünüyorsa, söyler misiniz bana, 17 yıllık bir iktidar karşısında “değişim isteyen” büyük kitleler kime ve neye inanacak ve güveneceklerdir?..

Dahası, bugünkü tabloda bir başka “gerçek” daha vardır; onca partinin içinde “sadece bir lider vardır” sahnede; “beğenelim, beğenmeyelim, sevelim, sevmeyelim, inanalım, inanmayalım” AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan!..

Türk Demokrasi’sinde, Türk Halkı “baştan bugüne” hep “lider aramış” ve “inandığı liderin partisini” tek başına olsun, koalisyon olsun, iktidara getirmiştir!..

Muhalefetteki “lider yoksunluğu”, iktidarın her seçimde AKP’ye ve son seçimde Cumhurbaşkanlığı koltuğunun da Recep Tayyip Erdoğan’a “ikram edilmesinde” en büyük rolü oynamaktadır!..

Muhalefet o kadar beceriksizdir ki, iktidarın verdiği “gollük” paslardan yararlanamamakta, zaman zaman boş kaleye topu yuvarlayamadıkları gibi, attıkları şutlar da “karavana” istatistiğini arttırmaktan öteye gidememektedir!..

Bu tablo, bugünden yarına değişebilir mi; muhalefet “Erdoğan’ın karşısına vatandaşın inanacağı, güveneceği ‘gerçek bir lider’ çıkarana kadar” zor, hem de çok zor!..

AKP’nin teşkilatı, “bütün yenileme gayretlerine rağmen” yorgun ve bıkkındır. AKP üst yönetimleri, Türkiye’de siyaseti yönlendirebilecek kabiliyetten yoksundur. Erdoğan’ın bakanları ve danışmanları da, “ülkenin iç ve dış siyasetini ve ekonomisini yönlendirme” bakımından halktan “sınıfı geçecek” notları alamamaktadırlar!..

Böyle bir tabloya rağmen, hâlâ “AKP egemenliği sürüp gidiyorsa”, bunun sebebi “adı ile, kimliği ile, varlığı ile” Recep Tayyip Erdoğan’dır!..

İşte onun içindir ki, Erdoğan’ın “iyi hesaplanmış tuzağına düşen” ve de “muhalefeti Erdoğan üzerinden yapma yanlışına kendini kaptıran” Muhalefet, “çok haklı oldukları konularda bile” Erdoğan’la düellodan mağlup ayrılmaktadırlar!..

Zira Erdoğan, “Muhalefetin genel başkanlarından sadece birini değil”, hepsini birden “yenecek” ve düelloyu kazanacak bir “kılıç ustasıdır!..”

Salı Günü, GÖZLEM’in yayın kurulu toplantısında bir konuğumuz vardı; “Çoban Ateşi Hareketi’nin başkanı durumundan olan” Rıfat Serdaroğlu!..

Samimi bir sohbet oldu, tablo ortaya kondu ve sevgili Serdaroğlu gibi bir “duayen siyasetçi” dikkatle seçtiği cümlelerle “muhalefetin durumunu” anlattı.

Ve dedi ki; “Eğer AKP iktidarı ile baş edecek bir muhalefet ve Erdoğan ile mücadele edecek bir lider görseydik, bu yaşlarda ülkeyi dağ / taş demeden dolaşıp yeni bir parti kurmak çabasına girer miydik?..”

Ne kadar haklıydı. Keşke muhalefetin elinde Sinoplu filozof Diojen’in Feneri olsaydı da “bir lider arayıp” bulabilselerdi!..

 

Okuyucu Soruları

45 milyon insanı küstürdük mü?..

Kim bu uzmanlar, danışmanlar; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na “yapmaması gereken” hataları yaptırıyorlar?..

İşte son örnek; Cumhurbaşkanı NATO toplantısına giderken “Efendim, eğer onlar YPG’yi terörist olarak tanımazlarsa, biz de toplantıda görüşülecek olan Polonya / Baltık ülkeleri savunma planını veto etmeyi masaya koyalım” diyen uzmanlar ve danışmanlar kimlerdi, acaba?..

Ne oldu, “YPG konusunda istediğimizi alamadık ve Polonya / Baltık Ülkeleri savunma planını da imzaladık!..”

Peki, imzalayacaktık da, Polonya’da, Estonya’da, Litvanya’da, Letonya’da yaşayan 45 milyon insanı neden “karşımıza aldık” ve de onların gönlünde “Türkiye antipatisi” yarattık; ne diyorsunuz?..

CEVABIMDIR: Okuyucum çok haklı. “Suriye olayı ile, YPG ile en ufak ilişkileri olmayan” bu 4 devletin halkına, “Sovyet Rusya işgalinden kalan kabus ve korku zincirini kıracak bir savunma planını veto etmekle” nasıl bir “antipati sendromu” yaşatacağımızı düşünememek, olacak şey mi?..

“Rusya, Polonya’ya, Estonya’ya, Litvanya’ya, Letonya’ya neden saldırsın ki?” sorunusun cevabı “Hayır saldırmaz” olsa da, “çok uzun yıllar Kızılordu çizmeleri altında inleyen ve Stalin / Sovyetler mezalimini, Katyn Ormanı katliamlarını yaşamış olan” bu ülkeler için…

“NATO Savunma şemsiyesinin günün şartları içinde yenilenmesinin ve güncellenmesinin ne kadar önemli olduğunu”, ancak oranın insanları bilebilirler; bizler değil!..

O ülkelerle ilgili “45 milyon insanı Türkiye karşıtı yapacak” bir planı değil, mesela “NATO içi bir tatbikatı, bir manevrayı veto ederek” pekala NATO ülkelerine uyarımızı yapabilirdik; yapmadık, yapamadık!..

 

Mahmut Hoca’dan GENOVESE Sendromu!..

Geçen hafta “Kitty Genovese Sendromunu yazmıştım”; epey ilgi gördü.

Devam edeyim; bundan 10 yıl önce de Mahmut Hocam (Tolon) “kanlı cinayet için” çok daha detaylı yazmış; işte yazısı:

13 Mart 1964 yılında 48 kiloluk bir hanım olan ve bir barda müdüre olarak görev yapan Kitty Genovese, sabah saat 03.00’da saygın bir apartman kompleksindeki evine girmek üzereyken bir bıçaklı adam tarafından saldırıya uğradı.

Kitty, “yardım edin beni bıçaklıyorlar” diye bas bas bağırınca bir sürü pencere açıldı ve bir komşusu “Kadını rahat bırak!” diye bağırdı.

Bu bağırma bile Kitty’nin müstakbel katilini kaçırmaya yetti. Kitty evin içine doğru yaralanmış bir şekilde sürünürken ortalığın tekrar sessizliğe bürünmesinden cesaret alan katili geri geldi.

Kitty tekrar can havliyle bağırdı. Tekrar pencereler açıldı. Kitty artık “ölüyorum!” diye bağırırken birkaç bıçak darbesi daha aldı. Bıçaklı adam açılan pencerelerden ürkerek kaçtı.

Kadın apartmanın içine girmişti ki adam tekrar döndü. Apartmanın içinde saat 03.50’de kadını soyup tecavüz etti. Cebindeki 49 doları aldı. İlk bağırmalardan tam 50 dakika sonra bir komşusu polisi çağırdı.

Polis geldiğinde kadının 17 kez bıçaklanmış sıcak cesedini buldu.

Araştırmada 38 kişinin olaya tanıklık ettiği ve sadece bir kişinin, o da 50 dakika sonra polise telefon ettiği ortaya çıktı.

Komşular sorgulamada “olaya karışmak istemediklerini veya bir komşunun nasıl olsa arayacağını düşündüklerini” söylediler. Biri “yorgundum” demekle yetindi diğeri “2 aşık tartışıyorlar sandım” dedi.

Katil bir hafta içinde yakalandı. 29 yaşındaki evli ve sabıkası bulunmayan Winston Moseley o güne kadar 2 başka kadını da “kontrol edemediği bir öldürme duygusuna kapılıp” öldürdüğünü itiraf etti.

Bu “Genovese sendromu” olarak da iyi bilinen ve ders kitaplarına geçmiş olayı “vurdumduymazlık” ve “bana ne’ciliğin” sadece bize özgü bir davranış olmadığını görmemiz için yazdım.

 

İnternet’ten “esen” rüzgarlar!..

 

 

Sözün Özü

İster inanın, ister inanmayın; Milletvekillerinin “etki ve yetkileri kısıtlandıkça”, sosyal güvenlik ve emeklilik haklarının, “ailecek” sağlık haklarının ve de maaşlarının bol keseden arttırıldığı tek ülke Türkiye’dir; eh “Çakarlarını ‘ömür boyu kullanmak için” çıkardıkları kanun” da milletçe hediyemiz olsun, onlara!..

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test