Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Barış Pınarı Harekâtı ve terör çağı

18.10.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

On gün önce, ülkemizin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek ve bölgede barış tesisi amacıyla Suriye sınırları içindeki Fırat Nehri’nin doğusuna başlatılan Barış Pınarı Harekâtı, gündemimizden hiç çıkmayan terör olgusunu yeniden hatırlattı.

Silahlı kuvvetlerimiz ilk on günde, çok iyi hazırlandığı görülen bir askeri planlama ve strateji ile ikisi ilçe, onlarca yerleşim merkezini terör unsurlarından kurtardı. Ancak gerek uluslararası diplomatik mecrada gerekse dünya kamuoyuna yönelik bilgilendirme anlamında, haklı davamızın anlatımında daha çok çalışma yapılması gerekliliği görülmekte.

Konu Suriye olunca, 12 Eylül Darbesi sonrası, PKK terör örgütünün kurucusu Öcalan’ın Şam’a yerleşerek, örgütü buradan yönetmeye başladığını unutmamak gerek. Nitekim 15-25 Temmuz 1981’de Suriye'de yapılan PKK 1. Konferansının ardından, 1984’de Şam’da ikinci kongresini yapmış, akabinde 15 Ağustos 1984’te Hakkari'nin Şemdinli ilçesi ile Siirt'in Eruh ilçesinde terör katliamlarına başlamıştır. Halihazırda ülkemiz PKK bağlantılı terör ile 35 yılı aşkındır mücadele halindedir. Dolayısı ile PKK terörü, ancak Barış Pınarı tarzında ve terör karargahını oluşturan tüm yurtiçi ve yurtdışı bataklıkların kurutulması ile son bulacaktır

Ancak yaşadığımız yüzyılda terörün küresel bir sorun olduğu unutulmamalıdır.

Herhalde, gelecek yüzyılın tarihçileri, günümüz terör olayları dolayısı ile yaşadığımız zaman dilimine yönelik bir genel adlandırma yaptıklarında, 11 Eylül 2001’de ABD’de gerçekleştirilen, ardından Avrupa’da Ankara, Paris, Brüksel, 28 Haziran İstanbul Atatürk Havalimanı katliamları ve en son Beşiktaş Arena’daki patlamalara konsantre olduklarında, terör çağı ibaresini kayıtlara düşeceklerdir.

Terörün amacının ne olduğu sorusuna odaklandığımızda, rastgele seçilmiş sembolik kent ve kurbanları ile terörizmin, tüm insanlığı, derin bir kaygı ve korkunun içine iteleyerek, Dünyayı umutsuz kapkara bir ruhsal ortama sürüklemek hedefini apaçık görürüz. On birinci yüzyılda Hassan Sabbah’ın siyasi temelli bireysel suikastları, 1789 Fransız İhtilali sonrası devrim karşıtlarına yönelik bir kıyımla kitlesel bir teröre evrilmişti. Ancak, son elli yılda insanlık, insan hakları, demokrasi ve refah gelişimi bağlamında bunları tarihe gömebilmişti.

İnsanın, en temel refleksi olan yaşama hakkına yönelik terör saldırılarının ardında, oldukça kompleks nedenler söz konusu ve bu yüzden de insanlık tarihi politik terörden dini teröre ve son yıllarda siber teröre kadar bir çok açıklamalar ile doludur. Ama amaç ve sonuçları ne olursa olsun, hedefteki sıradan insanların etkilenimi, travma sonrası stres bozukluğu ile tanımlanmaya çalışılmaktadır. Teröre maruz kalan ya da etkilenen bireylerin aşırı korkuya kapılmaları ve şahit olunan dehşet ve çaresizliğin kendi ruh durumlarında yarattığı etki, ciddi bir ruhsal yıkıma yol açmaktadır. Her ne kadar farklı bireyde bu etkiler ayrı derecelerde olsa da, ilk kez şahit olunan terörün giderek dünyanın her yerinde tekrarlanan kronik bir mahiyet kazanması. İlk önceleri bireyde oluşan korku, gerilim, endişe ve giderek umutsuzluk sarmalının derinleşerek toplumu esir alması ile sonuçlanması riski taşımakta, güvensizlik ve sosyal kopuş toplum katmanlarındaki değişik grup ya da etnisitelere tahammülsüzlükle kendini gösteren çok ciddi psikososyal sarsıntılara yol açabilmektedir.

Terör, medya aracılığı ile tüm toplumu, travma sonrası stres sendromu ile karşı karşıya bırakmakta ve Amerika ve Avrupa’nın kalbine yapılan terör saldırıları, Dünya’da güvenli bir bölgenin kalmadığı düşüncesini kanıksatmaktadır.

Son tahlilde, tüm dünyanın siyaset adamları uyum içinde, güç birliği yaparak terörizmi bitirmek gibi tarihi bir görev ile karşı karşıya bulunmaktadır. Terör sonrası tüm insanlığın üzerine düşen umutsuzluk bulutun dağılması buna bağlıdır. Teröre zemin hazırlayan her neden talidir, esas olan insana ve yaşama dair olan değerlerdir. Yaşadığımız yüzyıl, teröre karşı insanlığın savaşı ve zaferi ile anılacaktır.

Ülkemizin 35 yıldır mücadele ettiği PKK terörünü yok etmek için önemli bir aşama olan Barış Pınarı Harekâtı’nda, hayatını kaybedenler şehitlerimiz için Allah’tan rahmet, yaralılar için acil şifalar dilerim.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test