Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Üzümünü ye, bağını sor!

20.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ege’nin en verimli alanlarından Gediz havzası, çekirdeksiz üzüm diyarıdır. Gözünüzün alabildiğince uzanan bağlar, bu yörenin üretim alanlarıdır. Dünyanın en güzel, en lezzetli üzümleri yetişir buralarda. Bir bakıma üreticinin ‘yeşil deniz’idir Gediz…

Her üretim döneminde binbir emek ve zahmetle, üstelik çok fazla masraf ve maliyetle ürünlerini yetiştiren Egeli üreticiler; sıra üzümün hasadına ve pazarlanmasına gelince, daha çok yorulur ve yıpranırlar. Bir yandan piyasa koşullarının belirsizliği, diğer yandan hava şartlarının değişkenliği, üreticiyi derin düşüncelere ve endişelere sürükler. Bu kısır döngü, her yıl yinelenir durur hemen her hasat döneminde…

 

Hani 10 liranın altında üzüm satılmayacaktı

Bu yıl hasat dönemi gelip çattığında, hasat dönemine ulaşmanın sevincini tam olarak yaşayamayan üreticinin yüreğini yine karalar bağladı. Bir yıllık emek ve alınteri acaba değerini bulabilecek miydi? Taban fiyat beklentileri karşılayacak mıydı? Sözün özü, üzüm para edecek miydi?

Üreticinin odaklaştığı bir başka mesele de, acaba üzümün yaş ya da kuru üzüm olarak mı satılması daha avantajlı olacaktı? Tabii önceki hasat dönemlerinde, özellikle yaş üzümde çokça görülen üreticilerin dolandırılması olayları, onları endişelendiriyordu.

Bu arada, ilgililerin ve yetkililerin, 2019 mahsulü kuru üzümün 10 liranın altında satılmayacağı söylemleri, üreticiyi beklentiye itmişti. Ama hiç de öyle olmadı. Tariş ve TMO fiyat açıklayıp üzüm alımını başlatana kadar ‘üzümü alan Alaşehir’i geçti’!.. 10 liranın altında çok üzüm satıldı. Üzüm üreticisi yine mağdur oldu. Hele kurutma sergilerinin üzümle dolu olduğu günlerde, üzüm yöresinde görülen yoğun yağışlar, üreticinin hepten belini büktü.

 

‘Sen emek çek, üzümünü tokatçı yesin’

Üzümcüyü en çok üzen ve endişelendiren konuların başında, üzümün taze -üreticinin deyimiyle yaş- olarak satılması sırasında karşılaşılan dolandırıcılık olayları geliyordu. Bir bakıma, yaş üzüm işi gerçekten ‘yaş’tı!.. Eline çantayı alan ‘üzüm alıcısıyım’ diyerek üreticinin bağına geliyor ve ürünü kapatıyordu. Sonra da üreticiye olan borcunu ödemiyor ve taahhütlerini yerine getirmiyordu. Yaş üzüm piyasasında tam bir başıboşluk ve kuralsızlık vardı.

Yıllar önce yayımlanan ilk kitabımızın (Toprak İnsanları – Mehmet Şakir / Dönemeç Yayınları – 1987) üzümle ilgili bölümünün başına Şair Eşref’in bir dizesini koymuştuk: ‘Sen emek çek, üzümünü Yani yesin / Hem yesin, hem de hırbo desin.’ Aslında bu sesleniş, üzümcünün emeğinin yabancı kumpanyalara karşı korunmasına dikkat çekiyordu.

Şair Eşref’in dizesi günümüzde üreticinin dilinde, söyleminde ‘sen emek çek, üzümünü tokatçı yesin’e dönüşmüş. Üzüm üreticisi, bu işe bir an önce el atılmasını, yaş üzüm piyasasının mutlaka disipline edilmesini, kurallara bağlanmasını ve denetlenmesini istiyor.

 

Üzümünü ye, ama bağını da sor!

Geçmiş dönemlerde üzüm yöresinde ‘kırsal kesimde iletişim’ konulu bir araştırma yapan eşim Prof. Dr. Ferlâl Örs; üreticinin temel sorunlarını, işsizlik, sosyal güvencesizlik, tarımsal desteğin yetersizliği ve örgütsüzlük olarak saptamıştı (YERELGE / Ferlâl Örs&Mehmet Şakir Örs / Etki Yayınları-2009).

Günümüzde, Gediz ovasında giderek daha da yaygınlaşan jeotermal tesislerinin üzüm bağlarına verdiği zarardan, üzümde her yıl artan girdi ve maliyetlere kadar, bir dizi sorun üreticiyi derin derin düşündürüyor. Kısacası, üzüm üreticisinin sorunları, bir köşe yazısının boyutlarına sığdırılamayacak kadar çok ve kapsamlı. Bizce, bu sorunların temelinde de üreticilerin örgütsüzlüğü var…

Sözün özü; Egeli üzümcü, sorunlarına ilgi ve çözüm bekliyor. Halk arasında yaygın olan ‘üzümünü ye, bağını sorma’ özdeyişinin, artık ‘üzümünü ye, ama bağını da sor’ şekline dönüşmesini istiyor.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test