Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

ABD güvenli bölgeyi kimin için istiyor?

13.9.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

ABD'nin Ortadoğu'daki amacının Irak, Suriye, Türkiye ve İran'daki Kürt nüfusu harekete geçirerek bir kukla devlet kurmak olduğu artık anlaşılmıştır. Bu kukla devletin Suriye ayağını PKK terör örgütüyle oluşturmak üzeredir. Cumhurbaşkanı Erdoğan da geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada "müttefikimiz bizim için değil, terör örgütü için bir güvenli bölge oluşturmak istiyor" diyerek ABD'nin amacını tespit ve teyit etmiştir. Bu önemli bir gelişmedir. Durum bu şekilde tespit edilmişse, bundan sonraki hareket tarzımızın öncekilerden farklı olması gerekmektedir. Cumhurbaşkanının; bu tespitini kamuoyuyla paylaşması, müttefiklerimize Eylül ayı sonuna kadar süre vermesi ve bu süre dolduğunda güvenli bölgeyi kendi imkanlarımızla kuracağımızı açıklaması, buna paralel olarak sınırımızda askeri birliklerimizin takviye edilmesi ve bu konudaki haber ve yorumlar; Fırat'ın doğusuna bir askeri harekât icra edeceğimiz algısı yaratmıştır.

ABD, Fırat'ın doğusunda bütün kurum ve kuruluşlarıyla, 30 bin kişilik kamu çalışanı olan fiili bir PYD (PKK) yönetimi kurmuştur. Bu yönetimin yaklaşık 100 bin kişilik silahlı gücü (YPG'li teröristler ve sözde polis teşkilatı) vardır ve ABD'den silah, mühimmat ve eğitim desteği almaktadır. IŞİD'le mücadele gerekçesiyle oluşturulan koalisyonda başta İngiltere, Fransa ve Almanya olmak üzere pek çok Avrupa ülkesi, Asya ülkesi (Japonya dahil) ve Arap ülkesi yer almakta ya da destek vermektedir. Rusya ve İran dahil, bizden başka hiçbir ülkenin PYD/YPG'yle sorunu yoktur, bizim sorunumuz da kimsenin umurunda değildir. Bölge ülkelerinin neredeyse tamamıyla anlaşmazlığımız devam etmektedir. Uluslararası desteğimiz yoktur.

Silahlı kuvvetlerimizin tek başına YPG'yi çok kısa sürede yok edecek güç ve kararlılığa sahip olduğu doğrudur. Ama koalisyon güçlerinin arasına girerek YPG'yi ortadan kaldırmaya kalkmamız halinde daha büyük sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmazdır. Birincisi, IŞİD'le (sözde) mücadele eden PYD/YPG'ye karşı yapacağımız bir askeri harekât ülkemizin IŞİD yanlısı olarak suçlanmasına yol açabilecektir. Nitekim ABD ve Avrupa'dan gelen tepkiler "harekâtın IŞİD'le mücadeleyi aksatacağı ve IŞİD'i güçlendireceği" şeklindedir. İkincisi, bu harekatın bölgedeki Kürt nüfusa karşı olacağı, "Kürtlerin Türkiye tarafından katledileceği" propagandasına zemin hazırlayacaktır. ABD'nin Irak'ta Saddam'a, Suriye'de Esad'a karşı kullandığı propaganda ve yöntemler bu kez Türkiye'ye karşı kullanılacaktır. Ülkemizin bu tuzağa düşmemesi son derece önemlidir. Üçüncüsü de (bölgenin koşulları ve PKK'nın bölgedeki uluslararası desteği dikkate alındığında) Fırat'ın doğusuna icra edeceğimiz harekat Fırat Kalkanı ve Afrin harekatları gibi kısa zamanda sonuçlanmayacaktır. Harekat uzadıkça etkisi daha fazla aleyhimize çevrilecektir. Bu nedenle ben Fırat'ın doğusunda bir askeri harekat icra edeceğimize ihtimal vermiyorum. ABD'nin tepkimizi yumuşatmak ve Türk kamuoyu nezdinde Cumhurbaşkanı'nın elini rahatlatmak için zaman içinde küçük tavizler veriyor gibi görünmesi daha akla yatkın gelmektedir. Türkiye'nin askeri ve siyasi baskısıyla Suriye'de bir Kürt yapılanması hedefinden vazgeçmesi beklenmemelidir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test