Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Deprem öldürür ve öldürecek!..

23.8.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

İşte, 10 gün içinde gene İzmir'de, Denizli'de, Orta Anadolu'da, Doğu Anadolu'da, Ege'de, Akdeniz'de "depremler" oldu.

Ve de, TV'lerde, gazetelerde "deprem haberlerinin başına oturmak için" yıllardır "deprem konusunda birbirlerine tam ters iddialar öne süren" manşet tutkunu Prof'lar dışında nihayet "gerçek uzman" bilim adamları da, özellikle "Ege'deki sürekli depremler sonrası" ciddi ve "tutarlı" açıklamalar yaptılar, "İzmir'de 7 ve 7.5, İstanbul'da  7.2 / 7.5 şiddetinde depremler bekleniyor; her an olabilir; Marmara Depremi'nin üzerinden 20 yıl geçti, alınması gereken tedbirlerin çok büyük kısmı alınmadı" dediler.

Dahası, yavaş yavaş görmeye başladık ki, sadece İstanbul'da yaşayanları "can" olarak gören zihniyet değişmeye ve "Anadolu insanını da 'can' olarak" görmeye başladı!..

İzmir'in altında olan ya da altından gelip geçen 13 "aktif fay" var, "şiddeti 3'ün üzerinde 6'nın altıda" devamlı depremler oluyor ve "7 üstü deprem" adeta "Geliyorum" diyor!..

Diyor da, "Kim dinliyor", tedbir alan var mı? Bugüne kadar "nereleri güçlendirildi, nereleri riskli bölge ilan edildi, bu riskli bölgelerde 'kentsel dönüşüm ile' kaç aile, kuruluş ve kurum 'depreme dayanıklı' yapılara kavuşturuldu?.."

Bıraktım; "bu sorulara verilecek cevaplar" ile İzmir'de yaşayanların rahatlatılmasını, "Büyük bir depremde toplanacakları yerleri bilen var mı" sorusunun cevabı dahi, olumsuz; ben de dahil etrafımda bilene rastlamadım!..

"Deprem kaderdir, depremde ölmek, sakat kalmak da öyle" ve de "Deprem öldürmez, bina öldürür" lâfı da sözde!..

Çok açık ki, "yıkıcı / öldürücü deprem" geldiğinde, "kurtulmak için" mucize gerekecek, yüzbinlerce insana!..

Depremde "Muhalif il / Ankara İktidar uyuşmazlığı ve gerginlikleri", milyonlarca insanı "depreme dayanıklı evlere kavuşturacak" KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ lafta kalacak hâle getirirken, "kentsel dönüşümü kolaylaştıracak, hatta yolunu açacak gabari artırımını" da bazı belediye başkanları "ısrarla reddederek" çoluk /çocuk yüz binlerce insanı adeta "depreme dayanıklı olmayan evlerde yaşamaya" mahkûm ediyorlar!..

Eskimiş, yıpranmış, neredeyse birbirine yaslanarak duran apartmanlara "kentsel dönüşüm için, yani yepyeni ve sağlam yapı için bir kat fazla vermenin, kaç ailenin, kaç insanın hayatlarını kurtarmak anlamına geldiğini" anlamamak; bilmem ki, nasıl bir şey?

Peki, Ankara ve il yönetimleri atanmışları, seçilmişleri ile "böyle", neden meslek odalarının sesi sedası çıkmıyor? Yoksa "deprem" hekim odalarının, mimar mühendis odalarının temsilcilerinin, ailelerinin, dostlarının, arkadaşlarının "oturdukları evlere" dokunmayacak mı?..

Kaz Dağlarından bilmem kaç kilometre uzaktaki "Altın madeni çıkarılması ve ağaç kesimi için" kıyameti koparanlar, yollara düşenler, "Deprem geliyor, bunca insan için can sorunu var, ortada"; neden susup oturuyorlar, acaba?..

Evet, geliyorum "Ağızlara sakız olan" ama gereği bir türlü yapılmayan "Deprem değil, bina öldürür. 'Öldürecek' o binaların sorumluları da ülkeyi ve illeri, ilçeleri, beldeleri yönetenlerdir" sözünden, yazımın başlığındaki "Deprem öldürür ve öldürecek" sözüne; "tedbir almayanlar, susup oturanlar" utansın!..

 

Yok birbirlerinden farkları!...

Siyasetin, sosyal medyanın, medyanın bir tarafında "Troller var, Pelikanlar var"; peki öte tarafında; "Zıroller, Zehirkanlar yok mu?.."

Ülkede "siyasi ve sosyal barışın olmaması, huzurun kalmaması için" ellerinden geleni artlarına koymayanların, bunun için de ellerinden geleni yapmakta yarışanların var mı" birbirlerinden farkları?..

"Doğru haberi, hür yorumu, tarafsız araştırmayı yok ederek", sosyal medyayı da, yazılı medyayı da, görüntülü medyayı da "yalan haber, bağımlı yorum ve taraflı araştırmalara boğarak", huzuru da, barışı da, karşılıklı saygıyı da "yok ederek", ülkenin "gerilim ve kavga ortamında yaşamasını beyin, mide ve cep kaynağı" yapanlar, iki tarafta da varlar ve görülüyor ki, var olmaya da devam edecekler!..

Çok yazık ki, iktidarın ve muhalefetin tepelerinde oturanlar, "bu acı tabloyu görmek, anlamak ve yok etmek" istemiyorlar!..

Kaybedenin kendileri ve kendileriyle beraber partileri ve ülke, ülke insanı olduğunun da farkında değiller!..

Yazık, hem de çok yazık; uyanın artık!..

 

Okuyucu Soruları

Rakı üzerine; "Doğru mu?.."

Bir okuyucum soruyor; "Kansas Üniversitesi profesörlerinden Edmond Riche`nin yaptığı bir araştırmada ANASON ile ilgili çarpıcı araştırma sonuçlarına ulaşılmış. Özel bir işlemle üzüm suyu ile birleştirilen anasonun insan sağlığı üzerinde inanılmaz olumlu etkileri varmış. Benzer bir çalışmayı yürüten Manchester Üniversitesi biokimya dalı Profesörü Sir ALEX HARLEY üzüm suyu ile anasonun en güzel bileşiminin Türk rakılarında olduğunu saptamış. Harley`e göre bilinçli rakı tüketiminin yararları saymakla bitmiyor.

Rakı bir ya da iki duble içildiğinde; 1- Damarları açarak kan dolaşımını rahatlatıyor. 2- Tansiyon normal seviyesine geliyor. 3- Yeterli kan akışı nedeniyle beyin fonksiyonları hızlanıyor ve tüm vücut rahatlıyor. 4- Üzüm ve anason karışımı karaciğere yardımcı oluyor. 5- Stres sıfır noktasına iniyor ve stresten kaynaklanan çağımız hastalıklarına önemli bir darbe indirilmiş oluyor.

Böylece; 1- Damar genişleticilere, 2- Tansiyon düşürücülere), 3- Kan sulandırıcılara, 4- Karaciğer koruyucu ve safra akışını arttıranlara), 5- Depresyon ve korku - kaygı gidericilere, 6- Serotonini yükseltmek için paket paket çikolataya ihtiyacımız kalmayacakmış. Doğru mu?.."

CEVABIMDIR; Hemen hemen her 5 evden birinde "rakı yapılmaya başlandığı", dahası "kaçak yapılarak piyasadaki 'ağır vergili' yasal rakıların beşte bir fiyatına satılan ve 'ucuz olsun' diye etil alkol yerine bol bol metil alkol kullanıldığı için insanlarımızın, hatta 'yapanların' öldüğü" bir ülkede, bu soruya "Doğrudur" diye cevap vermek, yeni yeni "kaçak rakı" cinayetlerine yeşil ışık yakmaktır.

Rahmetli Cemal Süreya demişti ki; "Ertesi gün için bir şey diyemem ama rakı içtiğin gün ölmezsin"; şimdi ölüyorsun!..

 

Sözün Özü

Bir zamanlar "Cumhurbaşkanlığına Ama Muhalefetin adayı olarak katılabilme ihtimali" konuşulurken ve güçlüyken, "Adli yılın açılışında yaptığı konuşma" ile zamanın Başbakanı'nı çileden çıkaran ve arkasında Cumhurbaşkanı olduğu halde toplantı salonunu terk ettiren bir Baro Başkanı vardı. Şimdi onun için "Adalet Bakanı olmak için makas değiştirdi" deniyor; Ey sevgili okurlarım, sizlerden rica ediyorum; bu iddia için "Doğru" diyenleriniz, lütfen parmak kaldırsın; "Ooooooooooooooooooooooo..."

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test