Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

İçimiz, ruhumuz, günümüz kararıyor, insaf edin!..

19.7.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye'de ne yazık ki, artık "siyaset yazmak, ekonomi yazmak, günlük haber yazmak, magazin yazmak, spor yazmak" insanların "içini, ruhunu ve gününü karartmak" anlamına geliyor!..

Bir "tek gün" yok ki, liderleri başta, "ülkeyi yöneten ve yönetmeye talip olanlardan 'birbirlerine karşı' birkaç iyi söz, birkaç güzel cümle" duyalım. "en ağır hakaretler", bu sezon temmuzun ortasına geldik, "şimşekli, yıldırımlı, fırtınalı, sağanaklı, dolulu" yağışlarla yarışan "hakaret yağmuru" olmasın!..

Ve de gazeteler, TV'ler bu "hakaretler yağmuru ile" 24 saati tamamlamasın!..

Söyler misiniz bana, bu acı gerçek ortada iken, bu milletin ve de "moda deyimi" ile bu ümmetin gününün de, ruhunun da kararmaması mümkün mü?..

Hem de "işsizliğin, hayat pahalılığının, kepenk kapatmanın, iflasın kol gezdiği" bir ekonomik tablo da "bir türlü değiştirilemeyen" bir istikrar (!) ile milleti yakarken...

Her gün, gazete sayfaları, TV ekranları, "geçmiş yıllarda tek tük yaşadığımız" garip, kanlı, vahşi, katliam gibi, "çocuk / kadın / yaşlı ve hatta ana / baba / kardeş / eş / dayı / amca / dede / nine / arkadaş" tanımayan, tabancalı, pompalı, bıçaklı, keserli, baltalı ve "bini bir para gelen" cinayetlerle dolup taşarken, hemen her gün Doğu / Güney Doğu / Irak / Suriye'den şehit haberleri gelirken... Bu milletin "kahkahalar bir yana" gönlünü doldururcasına gülmesi, gülümsemesi mümkün mü?..

Ülke insanı "bu haldeyken", TV'lerimizin, gazetelerimizin "magazin" diye ekran ve sayfa doldurduğu "havlu gibi eş değiştiren sanatçıların, şarkıcıların, mankenlerin, magazin ünlülerinin hem de sefahat alemlerini yansıtan" görüntülerini "baldır / bacak" gösterileriyle takviye etmesiyle ortaya çıkan "acı" çelişkinin özellikle "orta öğretim ve üniversite yaşlarındaki" gençlerimizi nasıl "olumsuz etkilediğini" gören, düşünen insanlarımızın, ana babaların "gününün ve ruhunun kararmaması" mümkün mü?..

"Spor" yazmanın bile, "yalan yazmakla, rekabeti düşmanlığa çevirmekle eş değer haline geldiği" bir ülkede, nasıl birlik, beraberlik, dostluk, arkadaşlık "eskilerdeki gibi" tesis edilebilecek?..

64 yıldır "Türk basınında haber yazan, yazı yazan" bir gazeteci olarak, "kararan içimi ve ruhumu" daha ne kadar ve sabırla taşıyabileceğimi bilmiyorum.

Ama bildiğim, hem de çok iyi bildiğim bir şey var; rahmetli Süleyman Demirel'in ancak 65'li yaşlardan sonra "şiar edinebildiğim" bir sözünün de işe yaramaz hâle geldiğini!..

Demirel demişti ki; "Meseleleri, mesele yapmazsanız, ortada mesele kalmaz!.."

"Meseleleri mesele yapmamamıza" ve de "ortada mesele kalmamasına" bile müsaade etmiyorlar ki!..

 

Kadınlar Üniversitesi mi?

Bir ülkede "8'inci sınıfa giden" öğrenciler, "4 işlemi bile yapamıyorlarsa (Milli Eğitim Bakanlığı Raporu)", söyleyin bana "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önerisi" mucibince "Japonya'da kurulduğu gibi, sadece kadınların okuyacağı üniversiteler kurulsa bile" ne yazar?..

 

Ek not: Milli Eğitim Bakanlığı'nın Lise Geçiş Sınavı (LGS) için belirlediği 1367 okul arasında 298 imam hatip lisesi, 222 Anadolu lisesi varmış. 61 ilde sınavla öğrenci alacak İmam Hatip Lisesi sayısı, Anadolu lisesinden fazlaymış.

 

Okuyucularımın Soruları

Bahçeli'nin çelişkisi?

Bir "Ülkücü ve eski MHP'li" okuyucum durmadan "MHP Genel Başkanı'nın sözleri ve tutumu hakkında" sorular soruyor. Bu haftaki sorusu; "Devlet Bahçeli, 'Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemi'nden Parlamenter Sistemine dönmek isteyenler, FETÖ ile irtibatlıdır' diyor. Elbette bu iddia tartışılır ama, "Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş için yapılan referandumdan önce Fethullah Gülen, bu sistemi savunmuş ve referandumda 'Evet' denilmesini" istemişti. Bu arada Devlet Bahçeli de, Erdoğan'ı çok ağır şekilde eleştirirken, 'Seni başkan yapmayacağım' demişti. Bu büyük çelişki nasıl izah edilebilir?"

CEVABIMDIR; "Dün dündür, bugün de bugün!.."

 

Sözün Özü

Türkiye'de milyonlarca insan var; "PENÇE Harekatı'nı destekliyor, S - 400'lerin alınmasını destekliyor, Doğu Akdeniz'deki kararlı tutumu destekliyor", tamam da, "Erdoğan'ın kastettiği anlamı" ile "onun ümmetinden değiller"; ne olacak şimdi?..

 

Şaka

AKP'de "parti kuracaklar" olarak adları geçen 3 isim var; Abdullah Gül, gülmek bilmez; Ali Babacan "babacan değil"; Ahmet Davutoğlu'na gelince bir türlü methedilmiyor (Arapça olan Ahmet'in anlamı; övülen, methedilen" demektir); peki ne olacak bu 3 A'nın sonu?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test