Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Ülkemiz içte ve dışta tehlikede, peki neden?

24.5.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Ülkemiz dört bir yandan baskı altında. Bunun sebebi, konumunun çok önemli özellikler taşımasıdır. Öncelikle Asya ve Avrupa arasında köprü olan bir stratejik alandadır. Ayrıca bu bölge, tarih boyunca medeniyetlerin ve devletlerin kurulduğu ve yok olduğu bir alandır. En önemlisi ise, enerji kaynaklarının bulunduğu ve geçiş yollarının kesiştiği noktada oluşudur. Dikkat ediniz, tarih boyunca buralarda harpler ve darbeler eksik olmamıştır. İmparatorluklar kurulmuş ve tarihin derinliklerine gömülmüştür.

Çeşitli ırklar ve milletlerin insanları bu bölgede yaşamış ve yaşamaktadır; birçok kavimlerin ise geçiş yolunun üzeridir.

Yani tek kelime ile “NETAMELİ” bir bölgedir.

Komşularımızdan hiçbiri, İsviçre gibi AB ülkelerinin sakinlerinden bir devlet ile komşu değildir.

Siyasi tarih göstermektedir ki biz istesek de istemesek de, sınırlarımızdaki ülkelerin birbiriyle sulh ve sükûnet içinde komşu olmaları mümkün olmamıştır ve olmayacaktır da.

 

Günümüzdeki duruma gelince...

Bakınız; şimdi Rusya ile güya dostluk içindeyiz, ama kimse bana 24 saat sonra da bu durumun devam edeceğinin garantisini veremez. Yunanistan ile her an ihtilaf içindeyiz ve asla da dostluğumuz ve güvenliğimiz söz konusu olamayacaktır. Adalarımıza gözlerini dikmişlerdir. Bulgaristan ile geçmişi hatırlayınız; tüyleriniz ürperecektir.

Doğuya geçelim... Ermenistan tarihi ve kadim düşmanımızdır; hiçbir zaman bir araya gelmemiz mümkün değil. Irak ise parça parça olmuş durumda. Suriye keza öyle. Her ikisi de Rus ve Amerikan menfaatlerinin ve rekabetinin ortasındalar.

Rusya ve Amerika ile İsrail ve İngiliz ortak hareketi ve gerçek “stratejik” ortaklığı, Irak ve Suriye’nin yerinde küçük küçük Kürt ve Arap devletler kurma peşindeler.

Burada aynı zamanda Amerika’nın her şeyine hakim olan Evangelist ve İsrail yanlılarının lobileri, tarihten gelen ve dinlerinin emrettiği “vaat edilmiş” toprakların ele geçirilmesi peşinde.

Bunu da eylemlerinin bir hedefi olarak görmekteler.

Türkiye’nin bütün bu süreç içinde artık bir karar vermesi gerek...

Ancak ülkemiz, ne yazık ki bu gerçekleri anlamakta çok geç kalmıştır.

Yani bir yandan Rusya’nın dostluğu ve işbirliği ile Amerika’nın “güya” stratejik ortaklığının ve onların asıl hayallerinin ne olduğunu anlamakta...

Ülkemiz adeta “Sırat Köprüsünde”dir ve bu köprünün tam da ortasındadır. İki büyük baskı gurubunun arasında geriye de dönememektedir, ileriye de gidememektedir.

Türkiye bu sıkışıklığın farkında olarak ve artık güvenmediği Amerika’nın karşısında savunmak için ve Kürdistan kurma hevesleri ve İsrail güdümündeki devletçiklerin güney sınırında kurulmaması için Rusya ile S-400 hava savunma sistemi almak için anlaşmıştır.

Amerika’nın geçmiş siyasetine bakınız. Karadan işgal ve diğer harekâtlarında hep yüksek zayiat rakamları görürsünüz. Onun için Amerika, Türkiye’nin hava savunması ve deniz kuvvetlerinin de güçlü olmasını istemez ve hazmedemez.

S- 400 ile Türkiye’nin kendisine karşı gelmesinden ve işini kolay yapamamasından korkmaktadır.

Hükümetin S- 400 politikası doğrudur. Türkiye kendisinin NATO tarafından korunacağının bir hayal olduğunun farkındadır.

 

Güney ve Doğu Akdeniz’de tehlike

Amerika ve dostları ayrıca güney tarafında ve Doğu Akdeniz’deki var olan petrol yolları ve doğalgaz yataklarının emniyeti nedeniyle Türkiye’nin buralarda araştırmalara başlamasını istememektedir.

Dikkat ediniz; Kıbrıs Rum devleti başka bir sıkıntımızdır. Sahillerindeki petrol ve gaz yataklarını Türkiye ile paylaşmayı istemediği gibi Amerika, İsrail, Yunanistan ve Mısır ile anlaşmalar yaparak Türkiye’yi bertaraf etmek istemektedir.

Sorunun anlaşma ile çözülmesi gerekirken Yunanistan ve Kıbrıs Rum Devleti, çıbanbaşı olmaktadır.

Bu bölgede anlaşma olmaz ise ki olması zordur, çatışmalar kaçınılmaz hale gelebilir.

Amerika ve Rusya’nın ne yapacağı ve ülkemiz ile ne kadar işbirliğinde ısrar edeceği büyük bir soru işaretidir.

O zaman Türkiye’nin tek çıkar yolu ve mecburiyeti, denizde ve havada gücünü ve hakimiyetini tam ve kusursuz tesis etmesi, bunun şartlarının yaratılması ve menfaatlerini tam olarak koruyacak bir güce kavuşmasıdır.

Şu anda Amerika’nın başındaki kişinin tek isteği, güneyde küçük Kürt ve Arap devletçiklerinin kurulması ve Akdeniz koridorunun açılmasıdır.

Güçlü bir Türkiye’yi kimse istememektedir.

Bu gerçeğin de artık büyük küçük bütün Türk Milleti tarafından bilinmesi ve tedbirin alınması yolunda işbirliği yapılması gerekmektedir.

Bilmem anlatabildim mi?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 1 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Ali Türker

28.05.2019 - 09:42
Çok teşekkürederim ayrıntılı bilgilendirmeniz içiñ.
Yazarlar
Website Security Test