Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

‘Domates, biber, patlıcan…’

15.2.2019
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Bugünlerde çarşıda pazarda herhalde ismi en çok anılan sanatçı rahmetli Barış Manço… O’nun bir dönem dillere pelesenk olmuş ünlü şarkısının sözleri, şimdi hemen herkesin belleğinde ve dilinde adeta dönenip duruyor… Özellikle de O’nun dönemini yaşamış ve o şarkılarla yetişmiş insanlarımız, pazar ve market tezgâhlarındaki fiyatları gördükçe, ünlü sanatçımızı yâd ediyor…

Bir zamanlar şarkılara konu olmuş, mutfaklarımızın vazgeçilmezi bu ürünlerin fiyatları, şimdilerde günlük hayatımızın içinde önemli bir yer tutuyor. Neredeyse ülkenin ekonomik ve siyasal gündeminin başat maddesini oluşturuyor. Başta siyasiler olmak üzere hemen herkes, bu ürünlerin fiyatlarındaki dalgalanmaları konuşuyor…

 

Tanzim satış olayı

Sözünü ettiğimiz ürünlerdeki fiyat tırmanışları, doğrusu iktidarı bile köşeye sıkıştırdı. Bir zamanlar küçümsedikleri, eleştirdikleri tanzim satış yöntemini hatırlamalarına ve gündeme getirmelerine yol açtı. Üstelik bu geçici ve göstermelik önlemle sorunun çözülmeyeceği bilindiği halde…

Aslında tanzim satış olayı, ülkemizde 1970’li yıllarda rahmetli başkan İhsan Alyanak döneminde İzmir’den başladı. Daha çok ‘halkçı belediyecilik’ anlayışı ile birlikte anılan bir yöntemdi. Hatırladığımız kadarıyla, o yıllarda belediye bünyesinde bir müdürlük üzerinden yürütülürdü. Eğer belleğimiz bizi yanıltmıyorsa, işin başında da, yine rahmetli olmuş, bir dönem Manisa milletvekilliği de yapan Veli Bakırlı vardı. Bu organizasyon, daha sonra şirketleştirilerek marketler zinciri oldu ve Tansaş’a kadar uzandı.

Bu yöntemleri küçümseyen ve her fırsatta ülkenin bütün kamusal alanlarını ve kurumlarını özelleştiren bir anlayışın, yıllar sonra yeniden bu olayı hatırlayıp gündeme getirmesi, insanı ister istemez gülümsetiyor. Hem de acı biçimde…

 

Tarım çökertildi

Bir zamanlar Türkiye’yi ve halkımızı Avrupa Birliği’ne (AB) sokacaklarını iddia ederek ve bu umutları pompalayarak iktidara gelenlerin, 17 yıl sonra, insanlarımızı biber patlıcan kuyruklarına sokması çok çarpıcı bir çelişkidir. Hem de 21’nci yüzyılın dünyasında ve 2019 Türkiye’sinde…

Üstelik yıllarca siyasi rakiplerinin ikinci dünya savaşı yıllarında ekmeği karneye bağladığını, Amerikan ambargosu yıllarında halkı tüp, gaz kuyruklarına soktuklarını söyleyerek politikalarına malzeme yapanların, şimdi içine düştükleri durumu anlamak ve anlatmak mümkün değildir. Bu yaşananlarla birlikte, ülkemizde 17 yıldır tek başlarına iktidar olanların bütün siyasal tezleri ve argümanları çökmüştür.

Aslında çöken ve çökertilen bir büyük kesim çiftçi kesimidir, tarım sektörüdür. Bir zamanlar kendi kendine yetebilen sayılı ülke arasında yer alan ülkemiz, şimdi artık en sıradan tarımsal ürünleri bile ithal eder hale getirilmiştir. İşte gelinen son nokta, izlenen ekonomik politikaların iflas ettiğinin en somut göstergesidir.

 

Seçim fetvaları!

Tam da önemli bir yerel seçim arifesinde içine düşülen bu durum, iktidarın tüm yaldızlarını dökmüştür. Ekonomide ve dış politikada yaşanan sorunlar iktidarı sarsmakta ve yıpratmaktadır. Bu durum aynı zamanda iktidar bloğunun seçimle ilgili tedirginliğini ve endişesini de alabildiğine artırmaktadır. İşte bunun içindir ki son dönemde siyasetle ilgili yeni ilginç fetvalar ortaya atılmaktadır.

İzmir’de iktidar yandaşlığına soyunan esnaf kefalet başkanının, “Ak Parti’ye oy vermeyeni Allah çarpar” diyebilecek kadar ileri gitmesi, dinin siyasete alet edilmesinde işin hangi boyutlara vardırıldığını somut olarak göstermektedir.

Hele Mersin’de iktidar partisine mensup bir ilçe başkanının, kendi partisi dışındaki adaylara oy verilmesini hainlikle suçlayıp, kendi adayları hırsız bile olsa ‘bizim hırsızımızdır’ diyerek oy verilmesi gerektiği fetvasında bulunması, bu seçim döneminin unutulmazları arasına şimdiden girmiştir. Halkımız, vatandaşımız, bu ‘fetva’ları hiçbir zaman unutmayacaktır.

 

‘Beka’ ve ‘kurşun’ tartışması

İktidar bloğu sözcülerinin bu seçim döneminde dillerine doladıkları bir sözcük de ‘beka’ kavramıdır. Sözlükler ‘beka’ sözcüğünün anlamını ülkenin esenliği, kalıcılığı, ölmezliği olarak tanımlamaktadır. Bu kavramın siyasal amaçlara ve seçim propagandasına malzeme yapılması, vatandaşta tepkilere yol açmaktadır. Neredeyse ilgili ilgisiz her durumda ve her ortamda kullanılan‘beka’ sözcüğünü duymaktan artık vatandaşa gına gelmiştir.

Muhalefetin, seçimde muhalefet adaylarına oy verecek milyonlarca seçmenin, ülkenin ‘beka’sını düşünmemekle itham edilmesi ve hele terörle ilişkilendirilmeye çalışılması; ülkenin ‘beka’sı için asıl büyük sıkıntıdır. Hele son günlerde vatandaştan yükselen ekonomi ile ilgili eleştirilerin, hayat pahalılığı yakınmalarının; patlıcan fiyatı ile kurşun fiyatı kıyaslaması yapılarak susturulmaya çalışılmasını anlamak ve kabullenmek mümkün değildir. Ülkede kutuplaştırmayı ve gerginliği artıran ayrıştırıcı söylemlerden vazgeçilmelidir. Bu konuda temel öncelik de, ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanlara düşmektedir.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test