Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Kuzey Kıbrıs’ın görünmeyen gücü: Bilim Adası

21.12.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Türkiye başta olmak üzere uluslararası kamuoyu, yükselen kıta sahanlığı, FIR hattı ve Ege Karasuları tartışmaları yanında Doğu Akdeniz’de kızışan petrol ve doğal gaz mücadelelerine odaklandı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), etrafında bu nedenle yoğunlaşan çekişmeler açısından uluslararası diplomasinin gündemine yerleşti. Açık oturumlarda artık KKTC’nin çekim gücü tartışılıyor. Bu tartışmalarda, Manavgat suyunun Kuzey Kıbrıs topraklarına boru hattıyla ulaştırılması da dile getiriliyor. Sonuç: KKTC’nin, küresel ölçekte şiddetlenen enerji ve su savaşlarında her iki kaynağa da sahip bir ülke olduğu için cazibesi artıyor, daha da artacak gibi. Çünkü petrol zengini Arap ülkelerinin tamamı su fakiri ama KKTC değil. İştah buna kabarmaz da neye kabarır?

Bununla birlikte KKTC’nin, söz konusu coğrafyalarda olmayan bir gücü daha var; bu henüz akıllara pek gelmiyor: Bilim Adası.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, KKTC merkezli 15, yurtdışı merkezli 4, henüz eğitime başlamamış ancak yatırım yapılmış 8 üniversite var. 2017 rakamlarına göre toplam nüfusu 313.626 olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sürekli ikamet eden nüfus 286 bin 257 kişi. Sadece aktif olan üniversitelerin nüfusa oranı dikkate alındığında bile üniversitelerin nüfusa oranı açısından KKTC belki de dünyada bir numara olarak kabul edilebilir. Bu üniversitelerde KKTC nüfusuna kayıtlı olmayan öğrenci ve öğretim elemanlarını da hesaba kattığımızda KKTC, bir Bilim-Kültür Cenneti olarak tanımlanabilecek bir ülke. Dubai, Amerikan ve İngiliz Üniversitelerinin desteğiyle bu güce sahip olmayı denedi ama KKTC’nin başardığını beceremedi.

Daha önceki bir yazımda da belirtmiştim: 1999-2004 yılları arasında Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne (DAÜ) İletişim Fakültesi’ni kurmak için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeydim. O dönemde Adada henüz 5 Üniversite vardı: Doğu Akdeniz, Uluslararası Kıbrıs, Yakın Doğu, Girne Amerikan, Lefke Avrupa Üniversiteleri.. O dönemde yerleşik nüfus 120 bin civarındaydı. Bu Üniversitelerde, KKTC’ni bir devlet olarak tanımayan 81 ülkeden öğretim elemanı ve öğrenci akademik faaliyet gösteriyor; nüfusa %18 oranında katkı sağlıyordu. Türkiye’deki üniversitelere yerleşemeyen Türk öğrencilerin ilk tercihi de KKTC Üniversiteleri olurdu.

Bugün Üniversite sayısının en az dört kat arttığı değerlendirildiğinde KKTC’nin bilim turizmi ve bilim ekonomisi potansiyelinin ne denli arttığı açıkça görülebilir hale geliyor sanırım.

Artan sadece bilim üretme ve öğretme potansiyeli mi?

Tabii ki değil!

O dönemin 5 Üniversitesi bile KKTC’ye bir tür uluslararası duyarlık ve dokunulmazlık sağlıyordu. Bu yatırım Türkiye’nin, Doğu Akdeniz ve KKTC merkezde olacak biçimde verdiği ve başarıyla uyguladığı stratejik kararlardan biridir.

Kıbrıs uluslararası ambargo yoluyla dünyadan izolasyonu sorununun uluslararası hukuk açısından çözümsüzlüğü yaraya tuz biber ekmeye devam ediyor. Bölgede, küresel paylaşım senaryolarını da tatmin edecek biçimde, yeni güç ilişki dengesi kurularak uluslararası siyaset ve diplomasi bu doğrultuda yeniden biçimlenene kadar bize rahat yok!

Petrol, doğal gaz ve su kaynaklarının bilim gücü ile de bütünleştiğini bir düşünün! Bu güçlerin bir araya gelerek yaratacağı katma değeri KKTC nüfusuna böldüğünüzde fert başına düşecek olan refah düzeyini bir hayal edin! Doğal kaynakları giderek eksilen yeryüzünde KKTC kimin iştahını kabartmaz Allah aşkına?

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test