Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Kriz tellalı

9.11.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

Kriz söylemleri hatırlarsınız, ABD Başkanı Trump’un, Rahip Brunson hakkında attığı twittlerle başlamıştı. Arkasından bakanlar hakkındaki yaptırım kararları vs. Tabi ki kredi derecelendirme kuruluşlarının Türk banka ve ekonomisine dair ardı arkası gelmez not düşürmeleri ve kötü raporları…

Raporlar, bir uçak savar namlusundan çıkarcasına, seri, keskin ve can alıcı şekilde üzerimize doğru gelirken, bunu fırsat bilen bazı kendini bilmez, sözüm ona analistler; doların değer kazanmasından istifade ederek elektronik mağazalarında alışveriş yapan yabancılara atıfla “batan geminin malları bunlar” diye aracı kurum bültenleri, yazarak keyifleniyorlardı.

Bir diğer analist eskisi ülke ekonomisinin battığını tüketimin bittiğini, bankalarının bir daha belini doğrultamayacağını keyifle anlatıyordu. Tezlerini desteklemek için “yabancı bir yatırım kuruluşunun bültenlerine” abone olan herkesin bu bilgilere kolayca erişebileceği bilgisini bize vermeyi de, ihmal etmiyordu.

Bunlar, savaşta olsak yenildiğimiz bilgisini düşman basınından okuyup bize anlatacak tiplerdir. Her zaman ifade etmeye çalıştığım gibi ülke gerçeklerinden uzak durarak, emek sarf etmeden iki esnafla, yolda emekli teyzeyle konuşup yabancıların kasıtlı raporlarıyla köpürterek, evinin en fiyakalı köşesinden, youtube videoları çekerek ülke ekonomisi battı batıyor açıklamaları yapmak, benim evlatlarımın ve bütün milletimin evlatlarının geleceğini, karartma girişimidir.

Hepimiz insanız, zaman zaman doğru yanlış bazı şeyler yapabiliriz. Bizi eleştirenlerin bizi yanlıştan alıkoymak için mi? Yoksa bizi herkese rezil edip oh olsun. demek için mi? eleştiri yaptığını bilir ve sezeriz.  Peki, ülkemizin bankaları batar, ekonomisi çöker, her şey kötüye giderse ben kötü olursam, Türk milleti kötü olursa memnun mu olacaksın? Mutlumu olacaksın huzurlumu olacaksın? yoksa bu işleri sadece kanalına 2 tık fazla gelsin diye mi yapıyorsun?

Evet, doların yükselmesi, faiz ve enflasyonun son 10-13 yılın en yüksek seviyesine çıkmasının ekonomik veri ve göstergeler üzerinde yaptığı tahribat örtülemez şekilde ortada duruyor.

Her tasarruf açığı olan ve kendi finansmanını kendi birikimleriyle karşılayamayan, üretim çeşitliliği konusunda yetersiz, lüks tüketim konusunda iştahlı toplumun başına gelen bizimde başımıza geldi.

Formül çok basit, oğluma hastalandığında söylediğimle aynı. “Terleyince, ceket giymeyi sevmiyorsun ama basket oynamayı seviyorsun, bisiklete binmeyi seviyorsun, bu acı şurubu içmek mecburiyetindesin. Şurubu içmek istemezsen seni hastaneye yatırıp iğne yaptırmak ve serum bağlatmak zorunda kalırız.”

O zaman ne giymek zorunda kalacağın bir ceket, nede keyif alacağın bir basket ve bisiklet olacak.

Evet, benim içten tavsiyem şudur. KDV ÖTV avantajını sağlayarak gelecekteki, tüketimin öne çekilmesi, 2019 yılında sıkıntıların devamına yol açacaktır. Acı reçetenin bugün içilmesi, Yarın basket oynamaya da bisiklet binmeye de imkân verecektir. İlacı bugün içmezsek yarın çok geç olacak.

Seçim kaygıları, doğruların yapılmasına engel olmamalı.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test