Facebook ta paylaştweet leGoogle Plus ile paylaş
Ana Sayfa / 

Enflasyon mücadelesinde teşhis sorunu

12.10.2018
Büyült
Küçült
Haberi Yazdır

“Enflasyonla Topyekün Mücadele Programı” açıklandı. Bu programın ana hatlarını şöyle özetleyebiliriz.

%10’luk fiyat indirimlerine 100’e yakın şirketler ile zincir marketler gönüllü olarak katılacaklar. Elektrik ve doğalgaza yılsonuna kadar ek zam yapılmayacak. Firmalara çeşitli ölçeklerde finansman destekleri ile ek destekler verilecek. Ağustos ayından itibaren Bankalarca verilen yüksek faizli kredilerde %10 indirim olanağı, kamu tarafından üretilen veya satılan et, süt ürünleri, çay gübre gibi ürünlerde piyasadan daha uygun fiyatlarla satış yapılacak KDV iadeleri hızlanacak, 2019 yılından itibaren iade başvurusundan itibaren 10 gün içinde %50’si nakden ödenecek. Birikmiş K.D.V. iade alacaklarının da en kısa sürede ödenmesi (yaklaşık 140 milyar) için çalışılacak. KOSGEB kapsamındaki TL kredilerde %14’e kadar finansman desteği sağlanacak. İhracatçı KOBİ’lere yeni bir döviz kredisi (200.000 dolar 180 gün vadeli) verilecek.

Bu programın ana hedefi ekonomideki ısınma sonucu %25’lere yaklaşan “Enflasyon” sorununun çözümüne katkı.

Basit tanımıyla enflasyon; fiyatlar genel düzeyinin sürekli yükselmesi olarak tanımlanıyor. İki şekli var. Talep ve maliyet enflasyonu.

Halen TÜFE’de 24,5 ÜFE’de %46’lara, çekirdek enflasyonda ’da %24’lere gelen bir olguyu yaşıyoruz. Bu enflasyon oranlarıyla devam etmemiz ve makro ekonomik göstergeleri dengede tutmamız mümkün değildir. Bu nedenle “Topyekün Mücadele” aksiyonu geliştiriliyor. Bu sorunun köklü çözümü için “teşhis ”in doğru yapılması gerekiyor. Bugünkü enflasyon zirvesi Ağustos ayında yaşanan kur şoku ile başlamış değildir. Kuşkusuz %40’lara varan kur kaybı bugünkü enflasyona etki etmiştir. Ancak unutmayalım ki biz 2016’dan beri talebi ve tüketimi arttırıcı genişlemeci bir maliye politikası izledik. K.G.F. uygulaması, kredi teşviki, vergi indirimleri ve emekli ikramiyeleri ile enflasyonu yükseltmeye başlamıştık. Bu olguyu (tüketici, konut ve ticari) kredilerdeki artışla da gözlemlemek mümkün. Bu kredilerin kaynağı da dış borçlardı. Dış borçlarımızdaki artış trendleri ile cari açık yükselişleri de bu korelasyonu doğruluyor. Para politikasında gecikmeli alınan kararlar etkin sonuçlar vermedi. Bu da enflasyonu yükseltti. Jeopolitik riskler ve iç ve dış siyasi gerginlik de bu gelişmelere eklenince kur şoku ve beraberinde faiz şoku ile karşılaştık.

Bütün bu nedenlerle talep artışıyla başlayan hem talep hem maliyet enflasyonunu birlikte yaşıyoruz. Öncelikle sorunu bu şekilde teşhis ettikten sonra enflasyonla mücadele programının değerlendirmesini daha sağlıklı bir şekilde yapmak mümkün olacaktır.

 

Program Değerlendirilmesi:

Program, sorunun nedenleri ne değil sonuçlarına yani fiyatlama dönük. İki üç ayda yapılacak %10’luk indirim geçici ve palyatif çözüm olur. Belki birkaç ay enflasyon oranında düşme görebiliriz ancak bunun kalıcı olması mümkün değildir. Küresel koşullar maalesef bu programa destek olacak ortamda değil. Parasal teşvik, faiz indirimi, K.D.V. iadesi ödeme gibi unsurların kaynağı belirtilmiyor. Enflasyon mücadelesinde ilk başlanacak nokta kamu harcamalarının kısılması ile kamu fiyatlamasında geriye doğru endekslemelerin kaldırılması. Bankaların kredi tahsilatlarındaki gönüllü erteleme (Mevduat-kredi) vade uyumsuzluğu yaratacaktır. Kredi daralması zor durumda olan şirketleri daha da zora sokacaktır. Petrol fiyatlarındaki artış (65 dolardan 85 dolara gelişi ve 100 dolarlara gidişin öngörüsü) ana girdi olan enerji maliyetinin sübvansiyonunu zorlaştıracaktır.

İran’a Kasımda başlayacak petrol ambargosundan etkilenmememiz de mümkün değil.

Özetle zabıtalı ve gönüllülük esasıyla fiyat indirimleri uygulaması enflasyon sorununu çözemez. Etkileri geçici olur. Güven ve istikrarı sağlamadan döviz kurlarını dengelemeden ve yapısal önlemlere başvurmadan köklü çözümler sağlayamayız.

Geçen hafta Nobel Ekonomi ödülünü alan Paul Romer’in “sürdürülebilir kalkınma ve ekonomik büyüme” modelindeki formül uzun vadede anayol haritamız olmalıdır.

Eğitim Reformu – Kalifiye İşgücü - Yüksek teknolojiye dayalı katma değerli üretim – Artan Büyüme.

Her türlü hakkı saklıdır.

Yorumlar - Toplam ( 0 ) Yorum Yapıldı.

Adınız *

Yorum Yaz

yükleniyor...

 Yorumlar

Henüz Yorum yapılammış. ilk yorumu yapan siz olun...

Yazarlar
Website Security Test