Gıda fiyatları el yakıyor

Tarım cenneti Türkiye gıda enflasyonunda dünyada 5’inci sırada yer alırken Avrupa’da ise en yüksek gıda enflasyonuna sahip ülkeler arasında bulunuyor. Bu durum, başta dar gelirliler olmak üzere tüm tüketicileri zorluyor.

Tüketici Hakları Derneği, 40 temel gıdada son 1 yıllık ortalama fiyat artışının yüzde 190 olduğunu açıkladı. Mutfakların temel ihtiyacı soğanın yıllık ortalama fiyat artış oranı yüzde 659 oldu. Tüketici, bütçesi yetmediği için bazı ürünleri tane ile alır oldu.

Türkiye, gıda fiyatlarında son 1 yıllık dönemde dünya ile tamamen ayrıştı. Mart ayı ile birlikte dünya gıda fiyatlarında kesintisiz düşüş süreci 12 aya, Türkiye’de ise Eylül 2020’den bu yana kesintisiz artış 31 aya ulaştı.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), uluslararası gıda emtia fiyatlarının göstergesi niteliğindeki Gıda Fiyat Endeksi, Mart’ta ortalama 126.9 oldu ve Şubat ayına göre yüzde 2.2 oranında düşüş kaydetti. Dünyada yaygın olarak ticareti yapılan gıda emtialarının uluslararası fiyatlarındaki aylık değişimlerinin izlendiği Endekste kesintisiz gerileme süreci mart ile birlikte 12 ayı buldu. Endekste, pandemi sonrası 159.7 ile en yüksek düzeye çıktığı Mart 2022’deki düzeyine göre toplam gerileme yüzde 20.5’e ulaştı. Başka deyişle dünyada gıda fiyatları son 1 yılda yüzde 20.5 ucuzladı.

Yükseliş trendi kesintisiz sürüyor

Hükümet enflasyondaki artışı “dünyada da fiyatlar artıyor” diye normalleştirmeye çalışıyor ancak gerçek tablo oldukça farklı. Dünyadaki trendin tersine Türkiye’de gıda fiyatları pandemiden bu yana yükselişini kesintisiz sürdürüyor.

TÜİK’in açıkladığı Mart ayı enflasyon verilerine göre yüzde 2.29 olarak gerçekleşen tüketici fiyat endeksi (TÜFE) kapsamında gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 3.84’le en fazla fiyat artışı yaşanan ana harcama grupları arasında yer aldı. Gıda fiyatlarında yıllık artış TÜFE’nin 17.4 puan üzerinde gerçekleşerek yüzde 67.78’i buldu. 12 aylık ortalamalara göre artış yüzde 84.73 oldu. Eylül 2020’den bu yana gıdadaki kümülatif fiyat artışı da yüzde 234.5’e fırladı.

Türkiye’de TÜFE bazında genel enflasyonun yüzde 12,5 olduğu 2023 Ocak-Mart döneminde gıda ve alkolsüz içecekler ana harcama grubundaki fiyat artışı ise yüzde 18.9’a ulaştı.

TÜİK’in TÜFE kapsamındaki gıda ve alkolsüz içecekler ana harcama grubu içinde Mart ayında en yüksek fiyat artışı yüzde 15.1’le ette yaşandı. Et fiyatlarında yılın ilk üç ayındaki artış yüzde 45.5’e, son bir yıldaki artış yüzde 91.6’ya ulaştı. Balık, yüzde 4.5’le Martta aylık bazda en fazla pahalanan ürün oldu. Mart ayında şeker, reçel, bal, çikolata ve şekerlemeler yüzde 3.5, ekmek ve tahıllar yüzde 2.3, süt, peynir ve yumurta yüzde 1.4, meyveler yüzde 1.1 fiyat artışı kaydetti.

Aylık ve ilk üç aylık bazda en yüksek fiyat artışı ette yaşanırken, son 1 yılda en fazla pahalanan ise yüzde 98.3’le süt ve süt ürünleri oldu. Son bir yılda Türkiye’de maden suyu, alkolsüz içecekler, meyve ve sebze suları yüzde 91.8, kahve, çay ve kakao yüzde 68.1, şeker, reçel, bal, çikolata ve şekerlemeler yüzde 66.8, ekmek ve tahıllar yüzde 60.5’le en çok pahalananlar arasında yer aldı.

Gıda fiyatlarında son 1 yıldaki artış AB ülkelerinde yüzde 15, OECD’de ise yüzde 20 olarak gerçekleşti.

Üretici cephesinde durum daha kötü

Gıda fiyatlarındaki yükselişte üretici cephesinde durum daha da kötü. Gıda ürünlerinde Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) Mart ayında tüketici enflasyonundan iki kat fazla, yüzde 4.64 oranında arttı. Bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 17.01 ve bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 88.38 artış kaydeden gıda ürünlerinde 12 aylık artış ise yüzde 119.65 olarak gerçekleşti.

Tarım ürünlerinde üretici fiyatları Şubat’ta aylık yüzde 6.58, yıllık yüzde 127.56, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 18.40 arttı. 12 aylık ortalamalara göre artış yüzde 142.90 oldu. Endekste kapsanan 86 maddeden 14 maddenin ortalama fiyatında azalış, 68 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti. Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 6.41, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 1068 artış görüldü. Ana gruplarda bir önceki aya göre çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 0.95 azalış olurken, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 6.32 ve tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 10.80 artış yaşandı.

Tane ile bile zor alıyoruz

AK Parti Elazığ Milletvekili Zülfü Demirbağ, artan gıda fiyatlarına karşı ekonomik krizle boğuşan vatandaşlara, televizyonlara çıkıp “Ayda 2 kilo et yiyorsak yarım kilo yeriz. Domatesi 2 kilo yerine 2 tane alırız. Biber alacaksak bir kilo yerine üç tane alırız” tavsiyesinde bulundu. Aradan birkaç ay geçti ve önerisi gerçekleşti. Vatandaş, meyve sebzeyi tek tek almaya başladı. Tek almak da çare olmuyor. Sözcü’nün haberine göre, patlıcanın tanesi 3.40, domates 5.75, salatalık 3.84 liradan satılırken, bir çarliston biberin fiyatı da 2.25 lirayı buluyor. Kuru soğanın kilogram fiyatı 30 TL’yi buldu, bir tane kuru soğanın maketteki fiyatı 7.25 TL’ye çıktı. Bir kilogram ithal muzun kilogram fiyatı da 40 TL’yi buldu. Muzun tane fiyatı 8 TL’ye kadar çıktı.

Üretici-market farkı açılıyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin yaptığı araştırmaya göre; 28 Şubat-17 Mart tarihleri arasında geçen 17 günlük süreçte market fiyatlarına bakıldığında 39 ürünün 28’inde fiyat artışı görülürken, 11’inde ise azalma oldu. Üreticide 3 lira 50 kuruş olan limon 15 lira 56 kuruşa, 5 lira olan elma 17 lira 92 kuruşa, 25 lira olan kuru üzüm 84 lira 32 kuruşa, 4 lira 82 kuruş olan marul 15 lira 29 kuruşa, 13 lira 84 kuruş olan kırmızı mercimek 42 lira 94 kuruşa, 5 lira 64 kuruş olan ıspanak 16 lira 39 kuruşa satıldı.

Dünya ucuzladı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda fiyatlarının, bol arz, düşük ithalat talebi ve Karadeniz Tahıl Koridoru Girişimi’nin yeniden uzatılmasının etkisiyle Mart’ta düşüşünü art arda 12’nci aya taşıdığını duyurdu. FAO’dan yapılan açıklamaya göre, tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker gibi gıda ürünlerinin uluslararası fiyatlarındaki aylık değişiklikleri izleyen FAO Gıda Fiyat Endeksi, Mart’ta bir önceki aya kıyasla yüzde 2.1 düşerek 126.9 puan oldu. Böylece endeks, Temmuz 2021’den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Endeks, savaşla birlikte Mart 2022’de 159.7 puana ulaşarak rekor kırmıştı.

Küresel gıda fiyatlarının Mart’ta bitkisel yağlar ve tahıl kaynaklı düşüş göstermesi dikkati çekti. Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, yüksek arzın durgun küresel ithalat talebinin soya, kolza tohumu ve ayçiçek yağı fiyatlarını aşağı çekmesi nedeniyle aylık bazda yüzde 3 azaldı. Endeks bir yıl önceki seviyesinin yaklaşık yüzde 47.7 altına indi.

Tahıl Fiyat Endeksi, aylık bazda yüzde 5.6, yıllık bazda ise yüzde 31.6 azalış gösterdi.

FAO Gıda Fiyat Endeksi’ne göre ise dünyada et fiyatları Mart ayında sadece yüzde 0.8 arttı. İlk üç aydaki artışı yüzde 0.5’te kalan et fiyatları, bir yıl öncekinin yüzde 5.3 altında gerçekleşti.

Mart ayında dünyada, süt ürünleri yüzde 0.8, tahıllar yüzde 5.5, bitkisel yağlar yüzde 3 ucuzladı. Mart ayında dünyada fiyatı artan gıda ürünü yüzde 1.4’le şeker. Son 1 yılda dünyada en fazla ucuzlayan gıda ürünü yüzde 47,7 ile bitkisel yağlar oldu. Ayrıca tahıllar yüzde 18.5, süt ürünleri yüzde 10.6 ucuzlarken, sadece şeker fiyatlarının yüzde 7.7 ile bir yıl öncekinin üzerinde olduğu belirlendi.

“ÜRETİCİ MALİYET, TÜKETİCİ FİYAT BASKISI ALTINDA”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, geçen ay sonuna kıyasla üretici ile market arasındaki fiyat farkının 4.4 kata kadar ulaştığını belirtti. Bayraktar, “Üreticilerimiz artan maliyetler nedeniyle yükselen fiyatlardan yeterli geliri elde edemiyor, tüketicilerimiz ise pahalıya tüketmek durumunda kalıyor” dedi.

Başta depremler olmak üzere özellikle sel, kuraklık gibi doğal afet etkileriyle mücadele ettiğimiz bugünlerde, bütün kesimleri sağduyulu davranmaya çağıran ve fırsatçılığa izin verilmemesi gerektiğini söyleyen Bayraktar, şunları söyledi:

“Yaşadığımız deprem ve doğal afetlere rağmen fedakâr çiftçilerimiz; sofralarda eksik olmasın diye üretimde kalmaya devam ediyor. Gıda arzında sıkıntı yaşanmaması için çiftçilerimizi desteklemek, üretime devam etmelerini sağlamak zorundayız. Özellikle deprem bölgesinde büyük bir yıkıma uğrayan çiftçilerimizi motive etmeli, onları tarlada, üretimde tutmalıyız. Üretimin yoğunlaştığı bugünlerde deprem bölgesinde tüm üretim faktörlerini üreticilerimizin hizmetine sunmalıyız. Gıdanın oldukça fazla önem kazandığı bugünlerde üretmeye eskisinden daha çok ihtiyacımız var. Üreticilerimizin ve halkımızın mağdur olmaması için spekülasyonlara fırsat verilmemeli, tedbirler zamanında alınmalı, pazarlama sorunları çözülmeli, gıda denetimleri artırılmalıdır.”

Loading