Vestel otomotiv elektroniği sektöründe ilerleyecek

Vestel CEO’su Turan Erdoğan, Gözlem Yayın Kurulunun konuğu oldu. Erdoğan, Vestel’in geleceğe ilişkin büyüme alanlarını ve stratejileri hakkında bilgi verdi.

Vestel CEO’su Turan Erdoğan, şirketin yeni teknoloji alanlarına yönelerek büyümesini sürdüreceğini bildirdi.

Türkiye’nin lider televizyon, beyaz eşya ve küçük ev aletleri üreticisi Vestel, yeni büyüme alanları olarak elektrikli otomobil ile enerji depolamayı seçti.

Ekonomi ve politikaya yön verenlerin gazetesi GÖZLEM’in Yayın Kurulu Toplantısı’na katılan Vestel CEO’su Turan Erdoğan, yüksek ve orta-yüksek teknoloji ürünleriyle katma değerli ihracatın da yüz aklarından olan şirketin dünü, bugünü ve yarınına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Vestel’i sıkıntılı döneminin ardından Zorlu Holding’in almasıyla birlikte Ahmet Nazif Zorlu’nun vizyoner ve atılımcı kişiliğinin şirketin büyümesindeki etkisine dikkat çeken Erdoğan, “Ahmet Nazif Bey tekstil sektöründeki işinden dolayı ölçek ekonomisine çok inanıyordu. 300 bin televizyon üretirken bunun 1 milyon olması gerektiğini söyledi. Etütler yaptık, raporlar yazdık, ilk etapta 16 milyon dolarlık yatırım gerekiyordu. ‘Yapın’ dedi. Sonra yıllar içinde üretimde 11 milyona kadar çıktık. 24 yıldır sektör şampiyonluğunu kimseye bırakmıyoruz. Bugün 2.7 milyar dolarlık ihracat, 1 milyon 100 bin metrekarelik kapalı alana ulaşan ve tek lokasyonda üretim yapan en büyük endüstri merkezlerinden biri olan Vestel City’de 8 fabrika ve 1800 kadarı Ar-Ge personeli olmak üzere 20 bin istihdama ulaştık” dedi.

Türkiye’nin “yerli ve milli otomobili” TOGG’un üretiminde yer alan “babayiğitlerden” biri olarak bilgi ekranlarını ürettiklerini söyleyen Erdoğan, bu alanda dünyadaki diğer otomobil üreticileriyle de görüşmeler yaptıklarını bildirdi. Turan Erdoğan, elektrikli otomobiller için şarj istasyonları, iki tekerlekli araçlar için piller ile rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerinde üretilen elektriği depolayacak sistemlere yoğunlaştıklarını vurgularken, “Yeni teknolojilerle büyüyeceğiz” diye konuştu.

Vestel’e 1988 yılında Asil Nadir döneminde adım atan Turan Erdoğan’ın üretimden Ar-Ge ve teknolojiye kadar geniş yelpazede açıklamalarından öne çıkan değerlendirmeler şöyle:

İLK YILLAR: Vestel’de sıkıntıları yaşayan ekipteydim. Ahmet (Nazif Zorlu) Beyi, Zorlu Holding şirketi satın alınca tanıdık. O dönemde kısıtlı sayıda TV üretiyorduk.

TELEVİZYON: Yıllık üretimimiz 300 bin kadardı. Ahmet Nazif Bey ölçek ekonomisine inanan bir insan. Yenilik ve büyümeye odaklıdır. Bu rakamı duyunca “Batarsınız. Hemen büyümemiz, 1 milyona çıkmamız lazım” dedi. Raporlar yazdık, “Ne gerekiyor?” diye sordu. 16 milyon dolarlık yatırım yapılmasına ihtiyaç duyuldu. “Hemen yapın” talimatı verdi. 1980’li yıllarda televizyon üretirken şasesini yabancı firmadan know-how olarak almıştık. İhracat yapmaya kalkınca yapamayacağımız ortaya çıktı ve kendi şasemizi üretmemiz gerektiğini anladık. Bunun için de büyük yatırımlar yaptık. Televizyonda Avrupa’da çok ciddi satışlara ulaşmıştık, öyle ki her 4 cihazdan birini biz üretiyorduk. Avrupalı üreticilerin ayağına basmışız ki Türkiye’de ilk defa antidamping soruşturması açılan şirketlerden biri olduk. Ankara bürokrasisi bize çok yardımcı oldu o dönemde, birlikte defalarca Brüksel’e gittik. Sonuçta şikayetler soruşturmaya mahal bulunmadı, alnımızın akıyla çıktık. Gümrük Birliği Anlaşması’nın imzalanmasıyla birlikte Avrupa’ya ihracatı artıran öncü şirketlerden biri olduk.

Biz 30 yıl önce JVC, Sharp, Hitachi’ye OEM üretim yapmaya başlamıştık. Önceleri birkaç yıl bize tasarım verdiler. Bir süre sonra televizyonların Ar-Ge’sinin de bizim yapmamızı teklif ettiler. Televizyonla başladığımız üretimde markalara göre şase, Ar-Ge derken adım adım ilerledik. Bu arada Japonlardan özellikle kalite konusunda çok şey öğrendik. Büyük memnuniyet yarattığımız için geride kalan süreçte bu markalar televizyon üretiminden çıktılar ama markalarının da piyasada görünmesini istedikleri için bize lisans verdiler, “Markamızı size emanet ediyoruz. Kendiniz tasarlayın, kendiniz üretin ve kendiniz pazarlayın” dediler. Vestel markamızın yanı sıra Sharp, Toshiba, Hitachi, JVC ve Telefunken’i tamamen biz üretiyoruz. Bu alanda 24 yıldır sektör liderliğini kimseye bırakmıyoruz.

BEYAZ EŞYA: 1997 yılında beyaz eşya sektörüne giriş yaptık. Buzdolabı, çamaşır, çamaşır kurutma ve bulaşık makineleri ile fırın ve klima üretiyoruz. Bulaşık makinesi fabrikasında kapasite artırımı sağlayacak yeni yatırımımız 1-2 aya kadar tamamlanacak. Üretilen cihazlarımızın çoğu akıllı cihaz.

SATIŞ VE PAZARLAMA: Küresel alanda yoksanız sürdürülebilir olmaktan çıkıyorsunuz. “Global düşün, lokal davran” diye bir söz var. Biz bunu uyguladık ve geride kalan 35 yılda başarılı sonuçlar aldık. Vestel’in de Çin, Vietnam, Tayvan, ABD, Almanya, İngiltere, Fransa başta olmak üzere dünyanın ve Avrupa’nın her ülkesinde satış ve satınalma şirketleri vardır. Son olarak Dubai’de ofis açtık. Buralardaki şirketlerin yöneticileri de o ülkelerden seçilmiştir. Şu anda en büyük büyüme Avrupa dışı ülkelerden, özellikle Kuzey Afrika, Ortadoğu hatta ABD’den geliyor. ABD, Çin arasındaki ticari sürtüşmeden dolayı gümrük tarifelerini artırınca bizim de rekabet şansımız oldu. NewYork’ta satış ve pazarlama ofisi açtık. Çünkü artık oraya da mal satabilecek duruma geldik. ABD büyük pazar, yeni ürünler lazım.

Global pazarda rekabet ederken ayrıca lokal markaları da satın aldık. Danimarka’dan dünyaya yayılan Elektrolux’un markası Vestfrost, Nokia’nın markası Finlux, İngiltere’deki White Knight markası bizdedir. Daha böyle pek çok lokal markamız var. Markaya sadık kalarak bunların ürünlerini de üretiyoruz. Bunların belirli bir pazarı olduğu için o pazarı da satın almış oluyorsunuz.

Son zamanlarda Türk Telekom ile Turkcell’in yakın geçmişte Uzakdoğu’daki ülkelerden tedarik edilen ve evlerde internet erişimi ve dağıtımı için kullanılan cihazlarını da biz üretmeye başladık.

Amerikalılar biliyorsunuz her şeye güzel bir isim bulurlar, bir de akademik hava katarlar. Buna “Omnichannel Marketing” dediler. Çalışma arkadaşlarımızdan ikisi Stanford’a özel marketing kursuna gitti, dönüşlerinde “omnichannel” diye anlatıyorlar. Biz aslında yıllardır yapıyoruz. Bunu biz başlattık ancak elbette başka yerlerden de ilham alıyoruz.

AR-GE: Teknoloji çok hızlı gelişiyor, buna ayak uyduran şirket de ilerliyor, gelişiyor. Ayak uyduramayanlar maalesef tökezleyip gidiyorlar. ABD, İngiltere, Çin, Hindistan ve Tayvan’da Ar-Ge şirketleri kurduk.

ELEKTRİKLİ OTOMOBİL: Şu andaki yeni büyüme alanlarımızdan biri çok ilginçtir ki elektrikli araçlar… Türkiye’nin otomobili TOGG’un bilgi ekranlarını biz vereceğiz. Yerli ve milli otomobil projesinin başından itibaren beraber çalıştık, orada yer alacak ürünlerimizin testlerini başarıyla gerçekleştirip dünyada geçerli olacak sertifikalarını aldık. Bilgi ekranları konusunda ayrıca Avrupa’daki büyük otomobil üreticileriyle de görüşüyoruz, onlara da çeşitli ekranlar vereceğiz.

Bilgilendirme ekranı deyince… Bu da hızlı gelişen yeni bir sektör olarak ortaya çıkıyor. Biliyorsunuz televizyon ve ekran bizim işimiz. İstanbul Havalimanı’nın bütün uçuş bilgilendirme ekranlarını biz yaptık. Bu alanda da büyüyoruz.

ŞARJ İSTASYONLARI: Ege Serbest Bölgesi’ndeki fabrikamızda elektrikli araçlar için konutlarda kullanıma yönelik AC, yakıt istasyonları veya park alanlarında kullanıma yönelik hızlı şarj yapabilen DC şarj istasyonlarını üretip Avrupa ülkelerine de ciddi miktarda ihraç ediyoruz. Yerlerini cep telefonundan görebiliyor, boş olup olmadıklarına göre randevu oluşturabiliyorsunuz. Elektrikli otomobiller için altyapısının gelişmesi lazım. Şarj istasyonları konusunda da lisanslar verildi. Lisans alan firmalar da bize geldiler, çünkü bunu bizden başka yapan yok. DC şarj istasyonlarının geleceğini gördüğümüz için zaten 8 yıldır hazırlıklarımızı sürdürüyorduk.

Elektrikli araçların şarjları kadar bataryaları da önemli. Çünkü batarya elektrikli aracın gücü ve aynı zamanda en pahalı parçası. Ege Serbest Bölgesi’ndeki fabrikamızda başlangıçta daha çok elektrikli bisikletler ve scooterlarda kullanılan küçük bataryaların üretimine başladık. Avrupa’daki iki büyük firmanın bisiklet bataryalarını üretmek üzere anlaştık, ihracat yapıyoruz.

ENERJİ DEPOLAMA SİSTEMLERİ: Bataryalar ve bataryalarla enerji depolama çok önemli. Rüzgar ve güneş enerji santrallerinde üretilen enerji ancak enterkonnekte sistem tarafından çekildiğinde kullanılabiliyor. Halbuki devamlı üretilen enerjinin herhangi bir kesintide kullanılabilmesi gerekiyor. Bu amaçla konteyner içine yerleştirilen batarya sistemleri kullanılıyor. Bu bataryaların verimli şekilde doldurulup kullanılması, aynı zamanda birbirleriyle iletişimlerinde ısınmalarının önüne geçilmesi için de Batarya Yönetim Sistemi yazılımları oluşturuluyor. Bizim mühendislerimizin çoğu aynı zamanda bu yazılımla uğraştığı için ciddi şekilde yazılım tarafına da yatırım yapıyoruz, yazılım mühendislerine ihtiyaç duyuyoruz.

Türkiye’deki mobil telefon operatörleri şu anda baz istasyonlarında kurşunlu otomobil akülerini kullanıyorlar. Halbuki yeni model li-ion piller daha verimli ve etkin enerji sağlıyor. Elektrik kesintisinde devreye giren bu batarya sistemlerinin eskileriyle değiştirilmesi konusunda görüşmelerimiz sürüyor. Yakın gelecekte Türkiye’deki bütün baz istasyonlarının eski tip bataryalarını yeni modellerle değiştireceğiz.

ÜRETİM VE EKONOMİ: Televizyon, elektronik eşya ve beyaz eşyada belli bir büyüklüğe ulaştığınızda büyüme hızı yavaşlıyor. Biz hızlı büyümeye alışmışız, o yüzden yeni alanlara girdik. Geçen yıl yaptığımız neredeyse 20 milyon cihaz var, kapasitemiz 30-35 milyon. Bu kapasiteye ulaştığınızda rekabetçi oluyorsunuz. Üretim yapmak gerçekten önemli ama rekabetçi bir üretim yapmak daha da önemli. Elektronik ve üretim teknolojisi Vestel’de geride kalan 35 yılda oluştu, gelişti. Biz zamanında notebook da ürettik cep telefonu da. 1 milyon cep telefonu ürettik ama rekabetçi olmak için en az 20 milyon üretmek gerekiyor.

Elektronikte ölçek ekonomisine ulaşamadığınızda büyümek de zor oluyor. Çipin hammaddesi silisyumdur, ama onun arkasında 7-8 senelik Ar-Ge vardır. Çipin fiyatı aslında Ar-Ge’nin fiyatıdır. Birinin fiyatı da 1 milyon tanesinin fiyatı da aynıdır. Siz 10 milyon tane alacağım derseniz tanesini 2 dolara alırsınız, 100 bin tane alacağım diyen ise 10 dolara… Bunun haricinde mesela patentlerle ilgili sorunlar yaşıyorsunuz. O yüzden cep telefonu üretimini sonlandırdık.

İHRACAT: Türkiye’nin kurtuluşu ihracatta. Televizyonlar yüksek teknoloji, beyaz eşyalar da orta-yüksek teknoloji ürünleri olarak kabul ediliyor. 2022 yılında 254 milyar 174 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilirken kilogram başına ihracat fiyatı 1.2 dolar düzeyinde gerçekleşti. Ortalama 5 kilogram ağırlığındaki bir televizyonu 200 dolara ihraç ediyoruz, bu açıdan bakıldığında bizim ihracat fiyatımız kilogram başına 40 doları buluyor. İhracat içindeki yüksek teknolojili ürün oranını yükseltmemiz lazım. Bunun için de teşviklerin yeniden yapılandırılması gerekiyor.

MARKA: Eskiden marka olmaya ilişkin garip bir inanış vardı. Belli bir gelir seviyesindeki kişilerin kullandığı eşyaların bir başka gelir grubu tarafından kullanıldığında o markanın değerini yitireceği ileri sürülürdü. Şimdi bakıyorsunuz bir işyerinde patronun da çalışanın da aynı markaya ait cep telefonları olabiliyor. Demek ki bazı ezberlerin yıkılmasının vakti gelmiş. Biz bunu daha önce yaptık. Ahmet Nazif Bey Vestel’i aldığı ilk zamanlar çok moda bir tartışmaydı bu, “Marka mı olalım yoksa başkalarına üretim mi yapalım?” Ben, “Her ikisini de yapacağız, neden yapmayalım ki?” dedim.

SERVİS HİZMETLERİ: Satış sonrası hizmetler ve servis konusunda son yıllarda radikal önlemler aldık. Geçmişin izlerini silmek zordur, çünkü insanlar kolay unutmaz. Bazı sorunlar olduğunu biliyorduk, bu nedenle ilk olarak 8 yıl kadar önce çağrı merkezimizi Manisa’ya taşıdık. Halbuki herkes bu operasyonu teşvikler açısından 3. Bölge veya 4. Bölge olan yerlerde yapmayı tercih eder. Çalışanlarımızın 350’si kadın. İnanılmaz eğitimler alıyorlar. Yurt çapına dağılmış 350 yetkili servisimize de belli periyodlar halinde fabrikamızda yoğun bir eğitim veriyoruz. Tespit ettiğimiz eksikliklerin giderilmesine çalışıyoruz, başarıyı teşvik ediyoruz. Vestel olarak şikayetvar.com sitesinde son 3 yıldır en iyi servis veren firma seçiliyoruz.

Türkiye’de servis konusunda üstesinden gelmeye çalıştığımız bir şey daha var. İnternette arama yaptığınızda karşınıza yetkisiz, korsan servisler çıkıyor. Sonra bir şekilde bizim çağrı merkezimize ulaşıyorlar, “çağırdık gelmediniz” veya “şu kadar para istediler” diye şikâyette bulunuyorlar. Yakın akrabalarımın bile başına geldi. Araştırma yaptığımızda bunların korsan servisler olduğunu görüyoruz. Ticaret Bakanlığı’na da bunların engellenmeleri yolunda şikâyette bulunduk. Bu konu bütün markaların sorunu.

SOSYAL: Vestel olarak sadece ekonomide değil hayatın diğer alanlarında da varız. Sponsor olarak destek verdiğimiz etkinlikler var ancak sporda özellikle kadınların olduğu dallarda pozitif ayrımcılık yapıyoruz doğrusu. Kadın voleybol, hentbol ve jimnastik takımlarına destek veriyoruz.