“Ödemelerini düzenli yapan iş insanlarımıza indirim uygulanmalı”

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Stok affı, matrah artırımı, kasa affı gibi uygulamaları içeren yeni bir yapılandırmanın gündemde olduğunu belirterek, bu konuda en öncelikli taleplerinin başında; tüm kamu ödemelerini düzenli olarak gerçekleştiren iş insanlarına teşvik edici bir indirim uygulanması geldiğini söyledi.

İzmir Ticaret Odası (İZTO) Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı İZTO Toplantı Salonunda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan İZTO Başkanı Mahmut Özgener, üyeleri ve tüm sektörleri ilgilendiren taleplerden birinin, kamu borçlarının yeniden yapılandırılması konusu olduğunu belirterek; “Stok affı, matrah arttırımı, kasa affı gibi uygulamaları içeren yeni bir yapılandırma gündemde. Bu konuda en öncelikli taleplerimizin başında; dün toplantıda konuuşmamda vurgulayarak ilettiğim gibi, tüm kamu ödemelerini düzenli olarak gerçekleştiren iş insanlarımıza teşvik edici bir indirim uygulanması geliyor” dedi.
Özgener, Türkiye ekonomisine dair değerlendirmelerde bulundu. Seçim sonrası enflasyon politikasının yönünü şimdiden öngörebilmek gerektiğini söyleyen Özgener, “Çünkü özel sektördeki fiyat ayarlamalarının Aralık sonu enflasyonuna göre yapıldığını görüyoruz. Bu ayarlamalarla, enflasyonun 2023 sonunda Hükümet’in tahmini olan yüzde 30’un altına düşmesi için, yılın ikinci yarısında talebin ciddi bir şekilde daralması gerektiğini görüyoruz. Günümüz şartlarında mevcut büyümeyi canlı tutabilmek için, iç tüketimin artması gerekli; çünkü ihracat ve yatırımdan gelen sinyaller kuvvetli değil ve dış talebin büyümemize en azından 2023’ün ilk yarısında pozitif bir katkı sağlamayacağı öngörüsü hakim. Sadece yurtiçi talebin desteği ile büyümeyi %5’in üstünde tutmaya çalışmak, enflasyonun talep kanalıyla yüksek kalmasına sebep olacaktır” dedi.

“Para yönünü bulmaya çalışıyor”

Maaş zamları ve yeni kredi paketlerinin 2023 yılında büyümeyi hareketlendirebilme olasılığı olduğunu ama bu durumun da yine enflasyonla mücadelede farklı bir olumsuz tablo ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyleyen Özgener, “Parasal genişlemenin olduğu bir ortamda, harcamaların öne alınıp, talep enflasyonunu körüklemesi ihtimali de söz konusu. Piyasaya yönelik etkiler karşısında para yönünü bulmaya çalışıyor. Bu durum konut ve hisse senedi piyasasında 2022 yılında resmi enflasyonun çok üstünde fiyat artışları yaşanmasına sebep oldu. Bu değerlenmeler, piyasa şartlarının aşırı zorlanmasına karşı bir tepki, uyarı olarak değerlendirilmeli” diye konuştu.

“Enflasyon-cari açık-büyüme üçgeninde alternatif senaryo çalışmaları yapılmalı”

Seçim sonrası ekonomide olası yavaşlama etkisinin, banka ve şirket bilançolarında yaratacağı sonuca bakarak hesaplanması gerektiğini dile getiren Özgener, “İthalattaki artış ve cari işlemler açığının nasıl azalacağı konusuna da açıklık getirilmesi, belirsizliğin giderilmesi konusunda etkili olacaktır. Mevcut programın cari işlemlerdeki yapısal açığı azaltma hedefi şu ana kadar tam olarak gerçekleşmedi. Yapısal olarak cari işlemler açığını düzeltmek için seçim sonrasında ne gibi adımlar planlandığını da bilmemiz gerekiyor. Uluslararası kaynaklı gelebilecek negatif etkilere karşı, enflasyon-cari açık-büyüme üçgeninde alternatif senaryo çalışmalarının hayata geçirilmesi gerektiğinin önem taşıdığını düşünüyorum” dedi.

“Öngörülebilir politikalar uygulanmalı”

Çözüm olarak; düşük enflasyon ve makroekonomik istikrarı önceliklendirerek, sıkı para politikası ile kısa vadede yavaşlayan büyüme hızı görülebileceğini fakat bu yaklaşımın karşılığında fiyatlama koşullarındaki anomalilerin ortadan kalkacağını, kredibilitenin artacağını ve finansman kalitesinin iyileşeceğini düşündüklerini söyleyen Özgener, “Ülkemiz ekonomisine yönelik öngörülebilir politikalar uygulamamız gerektiği kanısındayım, çünkü ekonomik parametreler birbirini açıklamıyor ve bu nedenle ekonomik tahminlerdeki yanılma payımız yüksek” ifadelerine yer verdi.

“2022’DE İZMİR’DEKİ ŞİRKET SAYISI YÜZDE 22 ARTTI”

İzmir’de 2021 yılına kıyasla 2022’de ticaret hayatına başlayan şirket sayısının yüzde 22 oranında artış gösterdiğini söyleyen Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Açılış gerçekleştirilen 8.136 şirketin toplam sermayesi 2 kat artış ile 5,7 milyar Lira olarak gerçekleşti. Bununla birlikte, yabancı sermaye konusunda da pozitif bir gelişme yaşıyoruz. 2021 yılında 332 yabancı sermayeli şirketin yatırım gerçekleştirdiği kentimize 2022 yılında 545 yabancı sermayeli şirket 259 milyon Türk Lirası değerinde yatırım gerçekleştirdi ve %64 oranında artış sağlandı. Bu olumlu sürecin, iş ve yatırım ikliminin geliştirilmesi konusunda atılacak adımlarla birlikte daha da zenginleşeceğini düşünüyorum. Devletimizin ihtisas teknopark ve serbest bölge gibi alanlarda attığı adımların, Bilişim Vadisi İzmir’in devreye girmesiyle seviye atlayacak İzmir teknoloji ekosisteminin yatırım dostu paketlerle desteklenmesi halinde kentimiz ekonomisinin ülkemiz ekonomisine vereceği katkının giderek artacağına inanıyoruz.”