Yeşil alanları çoğaltmak

Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda nüfusumuzun nerdeyse yüzde 80’i kırsal alanlarda yaşıyordu. 100 yıl sonra geldiğimiz noktada ise tam tersi bir durum var. Kırsal alanlarda yaşayanların oranı yüzde 25’lere geriledi. Vatandaşlarımızın yüzde 75’i artık il ve ilçe merkezlerinde yaşamaya çalışıyor. Bu da kentsel alanlarda ciddi sıkıntılara neden oluyor. Aşırı bir sıkışma, yığılma var.

Bu sıkışma en fazla kentsel yerleşimlerdeki yeşil alan yoksunluğunda gözleniyor. Siyasi iktidarların kışkırttığı ‘gecekondu’laşma, daha sonraları parasal rant uğruna göz yumulan giderek izin verilen yüksek yoğunluklu yapılaşma, düzgün planlamanın üstesinden geldi. Başlangıçta bu anomalinin üzerinde durulmadı. Plancıların uyarılarına karşın ‘Ada’ bazında değil, kentleri yaşanmaz hale getiren ‘Parsel’ bazında plan kararları alındı. Bu çirkin gelişmeyi iyice azdıran imar afları ise düzgün kentleşmenin üzerine tuz-biber ekti.

Tüm bu gelişmeleri Buca’da yıkılan İzmir Cezaevi arazisi üzerinde çıkan tartışmalardan hareketle anımsattım. Cezaevi 1959’da 78 bin metrekarelik bir alan üzerine kuruldu. O zamanlar yeri şehir merkezine uzak bir nokta olarak seçilmişti. Ancak hapishane binalarının varlığı Buca’nın özellikle 80’li yıllardan sonraki gelişimine engel olan bir ur gibi kaldı. Çevresi irili ufaklı, yasal ya da kaçak binalarla doldu. Bucalıların çoluk çocuk nefes alacağı, oynayacağı, koşturacağı bir avuç yeşil alan, rekreasyon alanı kalmadı. Ülkemizde geçerli yönetmelikler, kişi başına en az 10 metrekare yeşil alan önerirken, eski cezaevi çevresinde bu oran nerdeyse 1’e kadar düşüyor. Durum öylesine vahim.

Yıkımdan sonra açılan boş alan için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bir plan önerisi getirince kentin insani gelişmesi için duyarlı çevreler yoğun bir yapılaşma öngören imar planına karşı çıktı. Osman Gencer Habertürk’teki “Beton Değil Yeşil Kazansın” başlıklı yazısında duyurduğu gibi burasının yeşil alan kalmasını savunan ‘Buca Cezaevi Alanı Koordinasyon’ platformunun Bakanlığa yapılan itirazları kabul edilmeyince “oluşturulan imar planlarına şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçeleri ile yürütmenin durdurulması ve iptali talebiyle TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İzmir Şubesi, TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmir 4. İdare Mahkemesi’nin 2022/2696 Esasına kayden dava açıldı.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İzmir İl Koordinasyon Kurulu açıklamasında da şu noktalar vurgulandı: “Kamusal bir bina yıkılmıştır. Arta kalan alan kentin ihtiyacı olan yeşil alan ihtiyacını karşılaması gerekirken alanın neredeyse %70’lik bölümü yüksek bir yoğunlukla 25 metre yüksekliğinde ticari inşaat yapımına uygun şekilde planlanmıştır. Bu yaklaşımda kamu yararı nerededir? Buca’da yaşayan hemşerilerimizin ticaret merkezinden çok yeşil alana ihtiyaçları vardır. Bucalı hemşerilerimizin fikri sorulmuş mudur?

Planlama yetkisi belediyedeyken bu alanın rezerv alan ilan edilmesi ile yetki bakanlığa geçmiştir. Neden rezerv alan ilan edilmiştir? Belediye elbette kendi sınırları içinde ihtiyacına yönelik planlama yapabilecekken neden yetki gaspı yapılmıştır? Neyin hazırlığıdır?”

Koordinasyon Kurulunun sorusu konunun bam teline basıyor. Kamu mülkü olan bu yeri elden çıkarmanın, buradan İller Bankası aracılığıyla rant peşinde koşmanın anlamı var mı? Büyükşehir Belediyesi, Buca Belediyesi, Bucalılar burasının bir rekreasyon alanı olmasını isterken buna karşı çıkmanın AKP’li yetkililerin tersini iddia etmelerine karşın kamu yararına olmadığı çok açık değil mi?

Mimarlar Odası İzmir Şubesi Başkanı İlker Kahraman da kamu yararını gözeteceklerini vurgulayarak Egedesonsöz muhabirine şunları söylemiş: “Şu anda lejant AVM lejantı gibi… Burası için ilk başta verilen söz alanın park olacağı yönündeydi… Ancak şu anda gördüğümüz kadarıyla yapılmak istenen ticaret alanı oluşturmak. Park alanı ve hizmet alanı hiçbir şekilde ticari alana çevrilemez. Burada ticaret alanına ihtiyaç olup olmadığını da tartışmak lazım.”

Önümüzdeki aylarda seçim var. Buca’daki eski Cezaevi yerine ne yapılacağı hakkında halkın talepleri doğrultusunda adımlar atması AKP’li yetkililerin de yararına olacaktır.