Serbest soygun ekonomisi

Piyasa çıldırmış, etiketler sürekli değişiyor, fiyatların duracağı yok. Serbest piyasa ekonomisini, elbirliğiyle (serbest soygun ekonomisi)ne çevirmiş bulunuyoruz.

Güya marketlerde fiyatlar donduruldu. Ankara (dondurduk)deyince, donacak sanıyoruz hepimiz. Mümkün mü, emirle ya da talimatla donar mı fiyatlar? Türkiye’nin her şeyine hakim olan AKP Başkanı, bir tek zamlara söz geçiremiyor. Askeri, polisi, zabıtası, milyona yakın kamu görevlisi ile baş edemiyor zamlarla. Zamları kontrol edebilmek, esnafın ahlak zaafını gözleyebilmek, etiketlerdeki saat başı değişiklikleri fark edebilmek için, halk gibi yaşamak, halkın içinde yaşamak lazım.

Devletin lojmanlarında oturursan, alışverişini şoförüne, kapıcına yaptırırsan piyasadan haberin olur mu? Eline fileyi alıp çarşıya pazara çıkmadıkça, halkın sıkıntılarını yaşamadıkça, geçinmenin, beslenmenin, aydınlanmanın, ısınmanın zorluğunu fark edebilir misin hiç? Seçim yaklaştı ya, bol keseden dağıtılıyor paralar. Artışlar daha maaşlara yansımadan, lafıyla hemen değişiyor fiyatlar. İçme suyunun fiyatı bir gecede değişir mi, 15 litrelik damacana suya 50 lira istiyorlar artık. Bir küçük plastik şişe su bakkallarda 5, benzincilerde 10 liraya satılıyor.

Ya fırıncılara ne demeli? Evet, un çok pahalandı ama farklı unları birbirine karıştırıp değişik isimlerle 25-30 liraya ekmek satmak olacak iş mi? Yok kepek ekmeğiydi, yok ekşi maya tam tahıldı, yok çavdardı, yok karabuğdaydı, yok siyes buğdayıydı, dayayın fiyatları gitsin. Hem kazık yiyor vatandaş, hem de aldığı ekmek her ay küçülüyor. Bazı fırınlarda sandviç ekmeğine döndü boyutları. Derdini anlatacak kimseyi bulamıyor ki insanımız. Ete, süte ulaşmak çok zorlaştı artık. Hayvancılık politikamız iflas edince, yem fiyatı süt fiyatını birkaç kat aşınca, kesime gitti o güzelim holştayn inekleri. Sütün litresi üreticide 20 / 25 liraya çıktı. Şubat ayında 40 liraya süt, 50 liraya yoğurt bulabilirseniz şükredin.

Piyasadaki kontrolsüzlük, mevzii ahlaksızlık, serbest piyasa ekonomisi mazeretiyle hoş görülüyor. Bu nasıl serbest piyasadır ki, çocuğu süte, dar gelirliyi ekmeğe muhtaç hale getirdi? Aslına bakarsanız kusurun çoğunu, serbest piyasadaki gevşeklik anlayışından fazla, bizi yönetenlerde aramak lazım. Onların beceriksizliği, ehliyetsizliği ve liyakatsizliği bizi bu noktalara getirdi. Betona yüklendiler, köprülere, tünellere, havaalanlarına, modern ve yüksek apartmanlara yatırdılar parayı. Har vurup harman savurdular birikimimizi. Ayakları yorgana göre uzatmayarak bitirdiler sermayemizi.

Yapılanlar kötü mü oldu? Belki olmadı ama doğru dürüst yiyecek paramız da kalmadı işte. Betonla beslenmiyor insanlar. Gıda arıyor, et ve süt arıyor, çoluğunu çocuğunu beslemekte zorlanıyor insanımız. Bakmayın siz akşamları televizyonlarda atıp tutanlara, mangalda kül bırakmayanlara, uçuyoruz dünya bizi kıskanıyor diyenlere. Gerçek hiç de iç açıcı değil dostlarım. Hemen bir şeyler yapmalı ve sosyal devlet anlayışını siyaset sahalarında değil, beslenmekte ve ısınmada, aydınlanmada büyük zorluklar çeken insanımız için geçerli kılmalıyız. Uzun lafın kısası, seçim kazanma gayret ve uğraşları kadar, milletin beslenmesini kolaylaştıracak ve tarımı tekrar ayağa kaldıracak çalışmaları da hemen başlatmak lazım. Ayrıca et, süt, yumurta ve ekmek gibi temel gıda maddelerinde devletin para desteğini yani sübvansiyonu sağlamak da şart. Acil önlem olarak ilk akla gelenler bunlar.