Ekonomide hayaller ve gerçekler

Sn. Hazine ve Maliye Bakanı son açıklamalarında; “Türkiye ekonomi modelinin bir yaşını doldurduğunu, tarihin en yüksek ters dolarizasyonuna imza atıldığını, ulusal paranın cazibesinin arttırıldığını, iç borçlanmanın ortalama vadesinin 17 ay uzatıldığını, maliyetinin düşürüldüğünü ve nihayet 2023 yılında kişi başı milli gelirimizin Orta Vadeli Plan’da 10.071 dolar olmasına karşın 12.000 doları aşarak plan hedeflerinin üzerinde gerçekleşeceğini” belirtti. Bugünkü yazımızda bu açıklama ve iddiaların ayrıntılarına inmeye çalışacağız. İddianın hayallerle süslenmesi politik olarak belki siyaseten uygun. Ancak gerçeklerle yüzleşmenin sorunlarının çözümünde vazgeçilmez ön şart olduğunu düşünüyoruz.

2023 yılına ilişkin daha önceki hayalleri hatırlayalım. 10. Kalkınma planında 2023 GSYH hedefi 2 trilyon dolar, kişi başına milli gelir hedefi 25.000 dolar, aynı şekilde ihracat hedefi de 500 milyar dolardı. Enflasyon hedefi ise “tek hane” olarak ifade edilmişti. 11. Kalkınma planında bu hedefler aşağı yukarı yarı yarıya düşürüldü. 2023 GSYH 2 trilyon dolardan 1,1 trilyon dolara, kişi başı milli gelir ise 25.000 dolardan 12.484 dolara, son OVP ile de 10.703 dolara kadar indirildi. 500 milyar dolarlık ihracat hedefi de son OVP ile 242 milyar dolara düşürüldü. Enflasyon hedefi de son OVP de yüzde 8 olarak açıklanmıştı. Gerçekler bu hayallerle taban tabana zıt oluştu.

Yürütülen ekonomi programının varsayımlarını ve hedeflerini hatırlayalım. Negatif TL reel faizli rekabetçi kur politikasıyla ihracat patlayacak, dış ticaret açığı ve cari açık azalacak, böylelikle fiyat istikrarı oluşacak, istihdam ve verimlilikte optimum seviyeye ulaşılacaktı. Varsayımları tutarsız bu politikadaki hedeflerin tümünde hayal kırıklıkları yaşanıyor. 2022 sonunda bir yıllık bilanço sonuçlarını şöyle özetleyebiliriz; 2022 yılı itibarıyla büyüme rakamları henüz açıklanmadı, ancak üç çeyreklik veriler ve genel mutabakata göre ülkemiz yüzde 5 büyüyecek. Bu orana göre GSYH’miz yaklaşık 847 milyar dolar, kişi başı milli gelirimiz 9952 dolar olacak. 2023 hayallerinin düzeltilmiş rakamlarının bile çok altında. Hayal edilen önce 500 daha sonra 242 milyar dolar hedefine indirilen tutarı aşan ise sadece ihracatımız oldu. 254,2 milyar dolar. Rekabetçi kurla 250milyar dolara gelen ihracat rakamına karşın ithalatımız 364,3 milyar dolara ulaştı. Dış ticaret açığımız bu rakamlarla tarihi rekor kırarak 110,1 milyar dolar oldu, olumlu turizm geliri artışına rağmen 47,3 milyar dolar açık vererek cari açığın milli gelirimize oranı yüzde 5,58’e geldi ki uluslararası piyasalarda bu oran kırılganlık unsuru olarak değerlendirilmekte.

Hedeflenen fiyat istikrarına ulaşılmadığı gibi dünya enflasyon liginde en üst sıralarda yer alacak şekilde enflasyonumuz yüzde 64,27’ye geldi. Gıda enflasyonunda Zimbabve, Lübnan, Venezuela ve Arjantin’den sonra en yüksek 10 ülke arasında beşinci sıradayız. Gelir dağılımımız düşük gelir grupları aleyhine aşırı bozuldu. Ücretlerin milli gelirden aldıkları pay sürekli azalıyor, sermaye gelirlerinin payı ise artıyor. Yoksul kesimlerden zenginlere gelir ve servet transferi yapılıyor. Brüt ve net rezervimiz bir miktar yükselse bile swap borçları düşüldüğünde net rezervimiz yaklaşık (-) 46,5 milyar dolar civarında. Bütçemiz yani iç dengemiz GSYH’nin yüzde 1’ine indirilse de Rusya’ya ödenmesi gereken 20 milyar dolarlık enerji faturasının 2023’e ertelendiğini dikkate alacak olursak o cenahta da yeni bir şey yok. Ters dolarizasyonda rekor kırıldığı iddiasına gelince. Dövize endeksli KKM hesaplarını liralaşma diye düşünmenin mümkün olmadığını düşünecek olursak dolarizasyonun hala yüzde 60’larda olduğunu görürüz. İç borçta vadenin 17 baya uzaması bankalara zorunlu olarak satılan 10 yıllık düşük faizli, tahviller nedeniyle. Dış borç vadesinde ise aksine 18 yıldan 7,7 yıla inerek vade yaklaşık yarı yarıya azalmış oldu. Altın ithalatı artışı bu trendde devam ederse 2023 ortalarına doğru yaklaşık 30 milyar dolara ulaşacak. Faizi ve kuru bastırırsanız konut ve borsada varlık balonu oluşturup servet dağılımını dengesizleştirirsiniz. Gerçekler bu denli acıtıcı. Neden hayal ile gerçekler bu denli farklı oluyor. Korkut Boratav Hoca’ya kulak kabartalım. “Bir ekonomi programının ciddiye alınabilmesi için varsayımlarının ve dayanaklarının açıkça ortaya konması gerekir.” Bu programın varsayımlarındaki tutarsızlıklar, bilinmeyenler ve açıklanmayanlar oldukça fazla. 2022 de doların TL karşısında kazandığı değer artışı yüzde 40. Bizce dolardaki enflasyonu dikkate alsak bile kendi enflasyonumuz ve düşük faiz politikasıyla 12.000 dolar hedefinin gerçekleşmesi oldukça zor görünüyor. 2013 yılında 12.582 dolarla zirveyi gören milli gelirimiz 2014 yılından bu yana erimeye devam etmektedir. Nasıl orta demokrasi tuzağına takıldıysak orta gelir tuzağına da çakılmış durumdayız. 8 milyonu aşan mülteci sayısını unutmayalım. Bu sayıyı dikkate aldığımızda kişi başı milli gelirimiz çok daha düşük seviyelere iniyor.

Ekonomik krizi aşabilmemiz için ehliyet ve liyakat sahibi ekonomi yönetimine ihtiyaç var. Ancak bu takdirde kaynakların rasyonel dağılım koşulları oluşacaktır. Önümüzdeki seçimler bunun için tarihi bir fırsat. Daha kolektif, daha hesap verebilir ve daha şeffaf kararların alınabilmesi için “başkanlık sistemi”nden “ parlamenter sisteme” dönülerek, denge ve denetim mekanizmalarının yeniden oluşturulması geleceğimiz açısından çok önemli.