İçimizi bayılttın ‘Küçük Prens’!

Bir çocuğun, erken yaşlarda ebeveynleriyle ilgili yaşadığı travmanın yıllar sonra su yüzüne çıkması böyle oluyormuş. Belki konunun uzman psikologları biliyorlar ve anlıyorlar ama bu tür travmaya “sokaktaki insan” ilk kez bu kadar net bir şekilde tanık oluyor.

Annesini kaybettiğinde 12 yaşında olan Prens Harry, karısı Meghan ile karşılaşana kadar İngiliz Kraliyet Ailesi’nin “en çok sevilen” üyesi idi. Yardımsever, güler yüzlü, neşeli, komplekssiz, eğlenceli, hayat dolu bir gençti ve herkes tarafından çok seviliyordu ancak sonra işler değişti!

Herkes bugüne kadar tanıdığını sandığı Harry’nin aslında bambaşka biri olduğunu anlamaya başladı, işin en acınası tarafı ise, kendi ailesini “yerden yere” vuran iddialarla, hatta “aile sırrı/mahremi” olan konuları afişe etmesiyle, bugüne kadar hala bir nebze bile saklı kalmış olan “masumiyet karinesini” yerle bir etti.

Şahsiyeti düzgün hiçbir birey, “rating alacak, kitabına promosyon sağlayacak, geçimini sağlayacak parayı kazanacak” diye böyle bir tutum içinde olmaz! Eğer oluyorsa, o kişinin akıl, ruh, muhakeme sağlığından şüphe etmek gerekir. Hatta ve hatta, bir röportajında söylediklerinin tersini diğer röportajında söylüyorsa, medyanın da ona artık mikrofon uzatmaması gerekir.

Kraliyet Ailesine saygı duyan, özellikle vefat eden Kraliçe’ye gönülden bağlı ve özlemle anan herkes, Harry’nin ve karısı Meghan’ın Kraliyet Ailesi’ne karşı yaptıkları her hareketi, söyledikleri her sözü kendi üstlerine alıyorlar ve kızgınlıkları daha da artıyor.

Nasıl artmasın?

Bırakın Kraliyet Ailesini, kendi çekirdek ailemizde, kardeşimiz ya da evladımız çıkıp, sokakta, metroda, otobüste, Youtube’da bizimle ilgili akıllara durgunluk verecek iddialarda bulunsa ne yaparız? Söylenenler gerçek ya da yalan fark etmez, “aile mahremlerimizin” ortaya saçılması hepimizi deliye çevirir. Buna neden ihtiyaç duydun, demez miyiz? Ve sonra öğrensek ki bu sırları afişe etmesinin karşılığında milyonlarca Dolar kazanmış, bütün amacı para imiş, o zaman öfkemiz daha da artar.

İngiltere’deki durum da öyle!

Hem Kraliyet Ailesinden dert yanıyor, söylenmedik söz bırakmıyor hem de o ailenin adı üzerinden milyonlarca doları cebe indiriyor.

Bu ne yaman çelişki Küçük Prens?

Söyledikleri, kitabı Spare’de yazdıkları, karısının da söyledikleri, hepsi ama hepsi “tek taraflı”.

Kendi “küçük” pencerelerinden gördüklerini ve anladıklarını sandıkları kadar ya da işlerine geldiği gibi. İkisi de “sütten çıkmış ak kaşık”.

Tüm bu iddialar karşısında Buckingham Sarayı “tek kelime” açıklamada bulunmuyor. Belki de Harry’nın içindeki  her şeyi dökmesini bekliyorlar! Ya da “Onlar’ın seviyesine” inmemek istiyorlar Belki de öyle bir hamle yapacaklar ki, hem “Dük ve Düşes” unvanlarını ellerinden alacaklar, hem ülkeye sıradan bir Amerikalının gelişi gibi gelme izni verecekler hem de Kraliyet Ailesinin şeceresinden çıkaracaklar… Olabilir mi? Olabilir!

Ancak, “merhamet ve kadimlik” konusunda, vefat eden Kraliçe’nin ne kadar “bilge” olduğu biliniyor, oğlunun da aynı yoldan gidebileceği tahmin ediliyor ve Kral Charles’ın sevilmeyen pek çok yönü olmasına rağmen, merhamet gösterip, Harry ve Meghan’ı, “eğer özür dilerlerse” affedebileceği söyleniyor.

Peki ya çocuklar? Şu an ikisi de küçücük olan yavrular büyüyecek ve akılları eren bir yaşa geldiğinde anne ve babalarının yaptıklarından, belki de “utanacaklar”. Bilmiyoruz, bilemiyoruz, bugünden kestiremiyoruz ancak “para için ailesini satan” birinin evlatlarının babalarından ve annelerinden alacakları iyi bir miras olmayacağını tahmin edebiliyoruz.

Birleşik Krallık kaynaklı bu haber yani Küçük Prens’in akıllara durgunluk veren kitabı “Spare”in yayınlanması ve kitapla ilgili Halkla İlişkiler çalışmaları o kadar ama o kadar yoğun bir bombardıman etkisi yarattı ki, ülke gündeminde birinci sırada grev, ikinci sırada Prens Harry haberlerinden herkesin içi şişti.

İşin acı tarafı, bu bombardıman duracak gibi görünmüyor çünkü mecralar “rating” peşinde, Küçük Prens, küplerini dolarla doldurma peşinde, onurmuş, omurgaymış, etikmiş, aileymiş, değerlermiş, hepsi yerlerde sürünüyor. Olan aklı başında insanların “çalınan” zamanına oluyor.

Birleşik Krallık’tan sevgiler.