2023 daha fazla bilinmezin yönetileceği bir yıl olacak

Önümüzdeki yıl, tüm belirsizliklere karşın satışlarını bu yıla göre yüzde 10 civarında arttıracaklarını söyleyen Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş. CEO’su Ali Haydar Bozkurt, hibrit otomobillerde öncü olmayı sürdüreceklerini dile getirdi.

ZEYNEP GÜREL

“Ekonomik göstergelerle zor bir yılı geride bırakmaya hazırlanıyoruz. Bir yandan pandemi sonrası toparlanmaya çalışırken, Ukrayna-Rusya Savaşı, Avrupa’da yaşanan enerji krizi, Türkiye’deki enflasyonist ortam sektör oyuncularını zorluyor. Ekonominin başat sektörlerinden otomotivde de daralma hem ülkemizde hem de dünyada sürüyor. Sektör yılın ilk yarısında tedarik sorunları nedeniyle yeterli sayıda araç üretemedi. Haziran ayında binek araç satışları Avrupa’da yüzde 15.4, İngiltere yüzde 24 daralarak 1996 yılından bu yana en düşük seviyesini gördü. Çin ise vergileri yüzde 5’e kadar düşürerek pazarı ayakta tutabildi. Türkiye’nin otomotiv pazarı yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 daraldı Ocak-Haziran döneminde otomobil üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8 azaldı, satışlardaki gerileme ise yüzde 10 hesaplandı.”

Hem otomotiv pazarının durumunu hem de Toyota Türkiye’nin yeni hedeflerini Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş CEO’su Ali Haydar Bozkurt’la konuştuk.

Artık 2022’nin son aylarına girmeye hazırlanıyoruz. Zorlu bir yıl oluyor 2022 dünya ölçeğinde. Hem ekonomik olarak hem de siyasal anlamda birçok olumsuz gelişme yaşanıyor. Siz nasıl geçiriyorsunuz bu yılı?

2022 yılında, iki yıldan daha fazla süren bir salgının etkilerini yaşamaya devam ederken tüm dünya birden fazla sorunla mücadele etmeyi sürdürüyor. Bu yaşananların hepsinin tek başına ciddi problemler olduğunu söyleyebiliriz. Çip krizi, ham madde bulunamaması, konteynır sıkıntıları, Rusya-Ukrayna savaşı gibi birçok faktör, sadece otomotivi değil birçok sektörü etkiliyor. Tüm sektörler bunları çözmek adına adımlar atıyor, ancak bu birden fazla sorunu aynı anda bugünden yarına çözüm yolu bularak üstesinden gelmek çok zor görünüyor. Tüm dünyada enflasyonist bir ortamdan geçiliyor ve kaçınılmaz bir şekilde ürünlerin baz maliyetlerinde bir artış yaşanıyor.

Otomotiv sektöründe satılarda gerileme var… 

Evet, sizin de belirttiğiniz gibi, Türkiye özelinde otomotiv sektörünü değerlendirdiğimizde ilk 10 aylık dönemde, otomobil ve hafif ticari araç satışlarıyla pazarın geçen yıla göre yüzde 4.7 gerilediğini görüyoruz. Son aylarda yaşanan geçen yılın aynı dönemine göre artışla birlikte daralma biraz daha hafiflese de, genel olarak pazarın beklentilerin altında kaldığını söyleyebiliriz. Satışları etkileyen önemli faktörler arasında modelden modele değişmek üzere bulunurluğun yanı sıra krediye ulaşmaktaki zorluklar ve artan araç fiyatları oldu. Ancak saydığımız bu unsurların büyük bir bölümünü araç bulunurluğu oluşturuyor. Çünkü hem filo hem de perakende tarafında talep devam ediyor. Bu yıl pazarın büyüklüğünü araç bulunurluğu belirleyecek.

Yaris Cross’la ilgili nasıl talep alıyorsunuz?

Yaris Cross modeline değindiğimizde ise, tüm modellerimiz gibi B SUV modelimize de büyük ilgi olduğunu söyleyebiliriz. Müşteri tercihlerinin her segmentte daha çok SUV/Crossover modellere yönelmesiyle bu tip araçlar payını artırmaya devam edecek. Benzer şekilde Yaris Cross’un ardından Kasım ayı başında sunduğumuz Corolla Cross da, gelmeden önce sıra yazmaya başlayan bir model oldu. Tahmin ettiğimiz gibi segmentindeki dengeleri alt üst edecek özellikleriyle çok fazla talep görmeye başladı.

2022 yılı her sektör gibi otomotiv sektörü içinde zorlu geçiyor. Bu anlamda sektörü değerlendirebilir misiniz? Çip krizi ve bulunabilirlik önümüzdeki yılında gündemi olacak mı?

Tedarik sorunları ve çip krizinin getirdiği olumsuz etkilerle pazar beklentilerin altında kalmaya devam ediyor. Avrupa pazarındaki temel düşüşün sebebi de araç bulunamaması. Uzun yıllar boyunca hiç enflasyon görmemiş ülkeler için yüzde 8-10 civarında enflasyon büyük bir rakam olarak görülebilir ama müşteri davranışlarında bir değişiklik gözlemlenmediğini söyleyebiliriz. Avrupa’da da modele göre 3-5 aylık bekleme süreleri bulunuyor.

2022’nin başında bizim öngörümüz, içerisinde bulunduğumuz yılın tamamında araç bulunurluğunun zor olacağı yönündeydi. Yapılan bu tahminlerin ardından Rusya-Ukrayna savaşı başlayınca, konuşmalar 2023’ün de böyle geçeceği üzerine yoğunlaşmaya başladı. Yakın gelecekte Rusya-Ukrayna savaşının nihayetleneceğiyle ilgili bir ışık görünmüyor. Tedarik sorunları tek başına çözmese de, Avrupa’daki enerji sıkıntılarını ve Rusya ile Ukrayna’nın dünyaya sağladığı hammaddede yaşanan tedarik sıkıntılarını hafifletmesi açısından öncelikle savaşın sona ermesi önem taşıyor. Genel görüş 2023’te de araç bulunurluğu sorununun devam edeceği yönünde, ama bir sürpriz olur ve durum tersine dönerse elbette bu bizi çok mutlu eder.

Bir de malum bir konu da Avrupa’da beklenen enerji krizi. AB’deki enerji sıkıntısı sektörü nasıl etkileyecek?

Çip krizi, ham madde, tedarik sorunları ve savaşın ardından son dönemde artık en çok konuşulan konu enerji olmaya başladı. Küreselleşmiş bir dünyada yaşanan enerji sıkıntısının bizi etkilememesi veya bize avantaj sağlaması gibi bir durum söz konusu olamaz. Önümüzdeki yıl enerji sıkıntısının da içerisinde bulunduğu zor bir süreç olacak. Avrupa’da insanlar kışı nasıl geçireceklerini düşünüyorlar. İhtiyaç için kullanılacak enerjinin yanı sıra sanayide de ciddi sorunlar yaşanabilir. Avrupa’da kapanan üretim tesislerinden bahsediliyor. Enerji sorunu birçok ülkeyi aynı anda etkileyecek bir mesele. Sonuç olarak Avrupa bizim en büyük ihraç pazarımız ve oradaki ekonominin etkilenmesi, bizim de ürettiğimizi oraya satamama riskine yol açar. Bu yüzden enerji krizi sadece Avrupa’yı ilgilendirir ve bizi etkilemez diyemeyiz. Bu tüm ülkelerin ekonomilerini etkiliyor ve bu durum 2023’ün daha belirsiz bir yıl olmasına yol açıyor.

2023’de bulunurluluk sorunu sürecek

2023 yılına ilişkin Türk otomotiv sektörünü nasıl bir tablo bekliyor? Sizce önümüzdeki yıl sıfır otomobile talep artar mı?

2023 yılı, daha fazla bilinmezin yönetileceği bir yıl olacak. Elbette sadece otomotiv değil tüm sektörler bu sorunları yaşıyor. Çip, lojistik, ham madde gibi sorunlardan söz ederken bunlara savaş ve ardından enerji krizi eklendi. Geldiğimiz noktada geçen yıla göre 2-3 kat daha zor bir yıla gireceğimizi düşünüyorum.  Son yıllarda yaşanmamış enflasyon oranları konuşuluyor. Ham madde ve yarı mamul bulunurluğunda sorunlar yaşanıyor. Enerji sorunu zaten daha fazla gündeme gelmeye başladı. Tüm bunlarla birlikte Türkiye’de bir seçim dönemi yaşayacağız. Seçim öncesi ve sonrasını tahmin etmek de zor olacak. Seçim öncesinin ve sonrasının ekonomisini yaşayacağız. Dolayısıyla tüm bunlar otomotiv sektöründe tüketicinin davranışlarında etkili olacak. Bunların üstüne bulunurluk konusunun 2023’te de devam etme riski bulunuyor. Şu an elimizde bulunan verilere göre 2023’te de bulunurluğun devam etmesi bekleniyor. Bu paralelde pazarın önümüzdeki yıl da benzer seviyelerde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Özellikle filo tarafında sıfır otomobile talep çok fazla ve araç bulamadıkları için erteledikleri alımlarını, 2023 yılı boyunca gerçekleştireceklerdir.

Peki, siz şirket olarak nasıl hazırlanıyorsunuz yeni yıla. Şirket olarak önümüzdeki yıla ilişkin hedefleriniz neler?

Son dönemde genel pazar koşullarında yaşandığı ve tüm markalarda olduğu gibi bulunurluk da bizim satış hedeflerimizde belirleyici rol aldı. 2023 yılı için tüm belirsizliklere karşın, yaptığımız görüşmeler neticesinde satışlarımızı 2022 yılına göre yüzde 10 civarında artıracağımızı ifade edebiliriz. Elbette otomotiv sektörünün daha önce hiçbir zaman yaşamadığı bu belirsizlik döneminde her haftanın değişiklik gösterdiği biliyoruz ve bir yıl sonrasını planlamak gerçekten kolay değil. Şu an için üreticimizle yaptığımız görüşmelerin, satışlarımızın 2022’ye göre minimum yüzde 10 artacağı yönünde olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye’de hibrit otomobillere ilgi nasıl?

Toyota markası olarak hibrit otomobiller konusunda öncü bir rol üstlenmeye devam ediyoruz. Tam hibrit sunan bir marka olarak ürün gamımızı genişleterek her segmente uygun hibrit alternatifler sunuyoruz. Türkiye’de ilk olarak 2009 yılında hibrit model sunmaya başlamıştık. O günden bu yana hibrit teknolojisini anlatmak için çok emek verdik ve günümüzde artık tüketiciler hibritin ne olduğunu, özellikle tam hibrit ve pazara son dönemde sunulan hafif hibrit araçlar arasındaki farkları çok iyi bilir hale geldi. Artan yakıt fiyatları ve çevre konusundaki hassasiyet de, hibrit araçların önemini artırdı. Her geçen gün daha fazla Toyota logolu hibrit yollara çıkmaya devam ederken ürün gamımız da genişliyor. Son olarak sunduğumuz Toyota Corolla Cross da, Toyota’nın ilk beşinci nesil hibrit teknolojisini kullanan aracımız olarak büyük bir talep görüyor. Özellikle elektrikli araçlara geçiş döneminde hibrit araçların büyük bir role sahip olacağını ve menzil kaygısı yaşamadan seyahat edilmesiyle büyük öneme sahip olacağını düşünüyorum.

Çevreci otomobillerin önemi artıyor

Dünya giderek yaşlanıyor. Ve yaşlı dünyanın kalitesini düzenlemek içinde de sektör oyuncuları sürdürülebilirlik konusuna büyük önem veriyor. Sizin sürdürülebilirlik ajandanızı öğrenebilir miyiz?

Pandemi sürecinde çevreci otomobillerin ve çevreci teknolojilerin ne kadar önemli olduğu daha geniş kitleler tarafından fark edilmeye başlandı. Toyota markası, henüz CO2 ve emisyon gibi konular kimsenin gündemine girmemişken sürdürülebilirlik konusuna çok önceden önem vermiş ve elektrik motorlu araçlar, hibrit araçlar üzerinde çalışmalara 50 yıl önce başlamış, stratejisini bu şekilde planlamıştır. Hibrit teknolojisinde öncü olan markamız, bu deneyimi elektrikli araçlara da taşıyor. Ülkemiz de dahil olmak üzere her ülke elektrikli otomobiller konusunda kendi dinamikleri çerçevesinde yatırımlar yapacak. Zamanla elektrikli otomobiller de araç parkında yüzde olarak daha fazla yerini alacak ve geliştirildikçe daha ulaşılabilir hale gelecek. Toyota markası, 2050’de karbon nötre giden yolda geniş ürün yelpazesiyle farklı ülke ve bölgelerdeki ihtiyaçlara göre en iyi alternatifleri sunmaya devam ediyor. Toyota’nın Batı Avrupa’da hibrit satış oranları yüzde 80’lere yaklaşıyor ve Türkiye’de de yakıt fiyatlarının da etkisiyle hibrit araçlara olan ilgi her geçen gün artıyor.

Bununla birlikte Toyota’nın düşük ve sıfır emisyonlu ürün gamında hibritler, plug-in hibritler, hidrojen yakıt hücreli araçlar ve elektrikliler olmak üzere büyük bir çeşitlilik bulunuyor. Toyota, 2025’te global olarak 5.5 milyon elektrik motoruna sahip araç satışı yapmayı hedefliyor. 2030’da ise bu rakam 8 milyona ulaşacak ve bu araçların 2 milyonu elektrikli- yakıt hücreli araçlardan oluşacak.