İzmir’in hedefi ‘fırsat’ odaklı girişimcilik olmalı

Türkiye Raporu Direktörü Can Selçuki, İzmir’in sermayesiyle sadece Türkiye’de değil geniş alanda da öncü şehir olması gerektiğini belirtirken, girişimciliğin fırsat temelli olmasını savundu. Selçuki, kentin bütün değer ve dinamiklerini bu amaç doğrultusunda kullanmasını istedi.

Ege Genç İş İnsanları Derneği’nin (EGİAD) gerçekleştirdiği ‘Gelecek İçin Sürdürülebilirlik Zirvesi’nde ‘İzmir Girişimcilik Endeksi Raporu’ da kamuoyuyla paylaşıldı. EGİAD ile İstanbul Ekonomik Araştırma tarafından ortak yürütülen ve bir ilk olan araştırma, bölgemizin girişimcilik konusundaki fotoğrafını ortaya koyarak, bundan sonra stratejik planlamanın kentin bütün bileşenleriyle yapılması gerektiğine ışık tuttu. Küresel çapta kabul görmüş araştırma metodolojisi ile mevcut durumu, sorunları ve çözüm önerilerini analiz eden raporun, İzmir’in Girişimcilik Ekosistemini 360 derece açı ve tüm paydaş kuruluşları kapsayacak şekilde hazırlanması dikkat çekti. Girişimci analizlerinde kadın-erkek katılımı, İzmir’de girişimciliğin cinsiyet eşitliği gözeten bir yapıya sahip olduğunu gösterdi. Analiz doğrultusunda 1000 kişi ile mevcutta bulunan girişimlerin beklentileri, demografik yapısı, eğitim, finansal kaynaklara erişimi, devlet politikaları, vergi ve regülasyon yaklaşımları, teknoloji ve inovasyon seviyeleri, pandemi ve olası beklenmedik durumlara karşı hazırlık, ekosistemi geliştirmek için ihtiyaç tespiti yapıldı.

Ortaya çıkan sonuçları kentin kanaat önderlerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda değerlendiren Türkiye Raporu Direktörü Can Selçuki, İzmir’in girişimcilik konusunda yalnızca ülke geneli değil küresel anlamda karşılaştırılabilir bir şehir olduğunu belirtti. İzmir’in beşeri, fiziki, tarihi, kültürel sermayesi ile fırsattan gelen girişimciliği temele alması gerektiğini söyleyen Selçuki, “İzmir kendini sadece Türkiye ile kıyaslayacak şehir değil. İzmir’in böyle bir lüksü yok. Çünkü İzmir’in sermayesi ile sadece Türkiye’de değil, geniş alanda da öncü şehir olması gerekiyor. Ancak bunun için fırsat girişimciliğinin temele alınması lazım. İkincisi ise İstanbul, Avrupa ve Amerika’da çok fazla İzmir lobisi var. Ancak bu networkü İzmir bir Kayseri ya da Diyarbakır gibi kullanmıyor. Bu potansiyeli değerlendirerek fırsatları yakalaması için ‘network’ünü (iş ağları) ayağa kaldırması gerekiyor” dedi.

“Sadece Türkiye ile kıyaslanacak şehir değil”

Dünyada iki türlü girişimcilik örneğinin olduğunu aktaran Selçuki, “Birincisi ihtiyaçtan kaynaklı girişimcilik ikincisi ise fırsattan dolayı girişimcilik. İkisi arasındaki farka iyi bakmak lazım. Çünkü ihtiyaçtan kaynaklı olan girişimcilik az gelişmiş ülkelerde oluyor. İstihdam sağlayamadığı için dışarıda meyve satan dahi girişimci olarak gösteriliyor. Orta gelirli ülkelerde bu durum azalır, yüksek gelirli ülkelerde ise fırsat girişimciliği yükselir. Çünkü orta gelirli ülkede fırsatlar fazladır. Türkiye’ye bakıldığında İzmir’de çözülebilecek ve çözülemeyecek şeyler var. İşsizlik sorununu İzmir’de çözmek gibi bir şansımız yok. Ancak İzmir’in beşeri, fiziki, tarihi, kültürel ve iş gücü sermayesi ile fırsattan gelen girişimciliği kullanabiliriz. İzmir, fırsat girişimciliğinde lider olması gereken bir kent. İş bulamıyoruz diye kafe, pastane açmak yerine başkalarının yapamadığını yapmalıyız. Dünyada fark yaratmayı başa çekmeliyiz, yüksek geliri hedeflemeliyiz” diye konuştu. 

“Ya fırsatları görmüyoruz ya da yapamıyoruz”

İzmir’in 16 ilçesinde gerçekleştirilen araştırmada her 10 katılımcıdan 8’inin yeni bir iş kurmanın bir yıl öncesine kıyasla daha zor olduğunu düşündüğünü aktaran Selçuki, şu bilgileri verdi: “Katılımcıların yüzde 12’si kurduğu işi kapattığını ya da devrettiğini söylüyor.

Kuruduğum işe devam ediyorum diyen yüzde 9. Önümüzdeki 3 ay içerisinde İzmir’de iş kurmak için iyi fırsatlar olacak’ ifadesine katılım durumlarına bakıldığında yüzde 67 oranındaki çoğunluğun olumsuz görüş bildirdiği saptanmaktadır. Katılımcıların yüzde 26’sı İzmir’de yeni bir iş kurmak kolaydır demiş. Yeni bir iş kurmak için gereken bilgi ve deneyime sahibim diyenler yüzde 58, yeni bir iş kurmak bir yıl öncesine kadar daha zordu diyenler yüzde 79. Pandemi döneminde yeni iş kurma fırsatları oluştu diyenler yüzde 37. Ancak dünyada bu oran yüzde 58 olmuş. Demek ki burada ya fırsatları göremiyoruz ya da koşullardan dolayı yapamıyoruz. İzmir pandemi dönemindeki fırsatlar konusunda dünya kadar girişimci olamamış.”

“Akıllı parayı kullanacak potansiyel var”

Bir girişim faaliyetinde bulunma deneyimi olan katılımcılara finansmanı nereden sağladıkları sorulduğunda yüzde 47’lik bir oranla en sık verilen yanıtın öz kaynaklar olduğunu gözlediklerini belirten Selçuki, katılımcıların yüzde 29’unun aile ve tanıdıklarından sağladığını, yüzde 22’sinin de bankaya borçlandığını bildirdiğini söyledi. Selçuki, yatırım fonu ve devlet desteklerinden yararlanmanın yüzde 1’er pay aldığını anlatırken,

“İzmir’de limitli bir kitle kaynağa ulaşıyor, iş fırsatlarını ortaya çıkarıyor. Bunu yaygınlaştırmak lazım. Finansman sıkıntısı var ancak asıl sorun para değil. Asıl sorun akıllı para. İzmirli müteşebbis akıllı paradan faydalanamıyor ya da akıllı para gelmiyor. Akıllı parayı kullanmak için akıllı girişimci de olmak lazım. Katılımcıların yüzde 59’u yeni bir iş kurarken finansman kaynaklarına erişimin zor olduğunu söylemiş. Bu daha da zor olacak. Artık dünyada para azaldıkça daha akıllı hale gelip hedefli yatırımlar yapılmaya başlanacak. ‘Çevreye duyarlı mısınız, sürdürülebilir bir girişimciliğiniz var mı?’ soruları ile karşılaşacağız ve para daha da akıllı ve seçici olmaya başlayacak. İzmir’in bunu yapabilecek bir potansiyeli var” ifadelerini kullandı.

“Ezberden çıkmak lazım”

Türkiye Raporu Direktörü Selçuki, İzmir’de genel ticari hissiyat yönünden olumlu bir hava olmadığını da aktarırken, şunları söyledi:

“İzmir’de akıllı limitli bir kitle var. Onlar belirli teşviklere ulaşabilip belirli fırsatları yakalayabiliyorlar. Yapılması gereken bunları ortaya çıkarıp yaygınlaştırmak. Dijitalleşme ana temalardan bir tanesi. Önümüzdeki 6 ay hizmet ve ürünleri satabilmek için dijitalleşmeyi daha fazla kullanacağım diyenlerin oranı yüzde 48 seviyesinde. Katılımcıların yüzde 78’i internet sitesini kullanacağını söyledi. Yüzde 41’i ise mobil uygulama dedi. İzmir’de dijitalleşme üzerine ciddi bilinç ve destek var. Ancak her girişimcinin mobil uygulamaya ihtiyacı var mı, faydası var mı diye bakmak gerekiyor. Dolayısıyla bunları yapmak için öncelikle ezberlerden çıkmak lazım ve ön yargılardan kurtulmak lazım.”