İş dünyası, enflasyon muhasebesi istiyor

Yüksek enflasyondan olumsuz etkilenen şirketler ve işletmeler, enflasyon muhasebesi kurallarının uygulanmasını istedi.

Sermayelerin tüketildiğine dikkat çekip, enflasyon muhasebesinin uygulanmasını isteyen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun çağrısı, iş dünyası temsilcileri tarafından desteklendi.

Yüksek enflasyona milyonlarca dar gelirlinin yanı sıra iş dünyasından da ciddi şikâyetler gelmeye devam ediyor. Yüksek enflasyon nedeniyle oluşan fiktif kârların vergilendirilmesiyle işletme sermayesinin tükenmesinden yakınan iş dünyası temsilcileri, ertelenen enflasyon muhasebesi uygulamasının 2022 yılını da kapsayacak şekilde acilen uygulanmasını bekliyor. İşletmelerin mali yapısının bozulduğuna işaret eden Oda ve Birlik başkanları, üretim ve istihdam kapasitesinin de zayıfladığına dikkat çekiyor.

Yüksek enflasyonun işletmeler üzerindeki olumsuz etkisi, Rifat Hisarcıklıoğlu’nun “enflasyon muhasebesinin zorunlu bir ihtiyaç olduğu” ve “iş dünyası olarak bu konuda gerekli adımların atılmasını beklediklerini” açıklaması ile yeniden alevlendi. İş dünyası temsilcileri ile Oda ve Borsa başkanları, küresel enerji fiyatlarındaki artış ve tedarik zincirindeki bozulma nedeniyle üretici fiyat endeksinde önemli bir artışla karşı karşıya kaldıklarını belirtirken, enflasyonun işletmeler üzerinde tahrip edici etkisi bulunduğunu, enflasyon muhasebesinin uygulanmaması halinde sermaye erimesinin kaçınılmaz olduğunu kaydediyor. Yüksek enflasyonun yol açtığı risklerin nasıl yönetileceğine ilişkin belirsizliklere dikkat çeken iş dünyası temsilcileri, şu anda işletmelerin bilançolarının gerçek değerleri yansıtmadığını dile getiriyor. Enflasyon muhasebesi adımı atılmasının ihracat ve istihdamda sürekliliğe ve artışların sürdürülebilirliğine katkı vereceği, enflasyon muhasebesinin finansal piyasaların da dikkatini çekeceği, TL menkul kıymetlere ilgiyi artıracağı, finansal istikrara da katkı sağlayacağı ifade ediliyor.

2003’ten sonra ilk kez gündeme geldi

Enflasyon muhasebesi, AK Parti’nin döviz kurlarını ve enflasyonu fırlatan ekonomi politikalarının etkisiyle 2003’ten sonra bu yıl tekrar gündeme geldi. Türkiye’de enflasyon muhasebesine geçişin zorunluluk haline geldiği yolundaki uyarılar aslında yaz aylarından itibaren başladı. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’yi ziyaret eden Oda ve Borsa başkanları, ekonomiye ilişkin beklentilerini dile getirirken enflasyon muhasebesi uygulamasına geçilmesini de istedi.

İspanya merkezli banka BBVA, Garanti BBVA’da enflasyon muhasebesi uygulanacağını açıklamıştı. Britanya merkezli Vodafone Grubu ve Hollanda merkezli ING bankası da enflasyon muhasebesine geçmişti. Sabancı Holding mali işler yöneticisi Orhun Köstem de “Enflasyon muhasebesi konusunda hazırlıklar yapıyoruz. Her şeyden önce yüksek enflasyon ortamında reel olarak doğru iş yaptığımızı görmemiz lazım. Bir diğeri de malumunuz yabancı yatırımcılarımız var, hem de yüksek oranda. Tabii onların da anlayabileceği şekilde mali tablolarımızı hazırlamayı planlıyoruz” demişti.

Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Başkanı Emre Kartaloğlu da, yeniden değerleme düzenlemeleri ile enflasyonun mali tablolar üzerindeki etkisi hafifletilmeye çalışılsa da yetersiz kaldığının altını çizmiş, bunun sadece amortismana tabi iktisadi kıymetlerin düzeltilmelerine yönelik olduğunu, işletmelerin bilançolarında enflasyonun etkisinden arındırılması gereken daha pek çok parasal olmayan kalemin bulunduğunu ifade etmişti.

Enflasyon muhasebesiyle, bilançolarda duran kıymetleri bugünün değerine endekslemek amaçlanıyor. Enflasyonun finansal tablolar üzerindeki etkisinin giderilmesine yönelik en önemli düzenleme, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesinde yer alıyor. Madde uyarınca kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden Gelir Vergisi ile Kurumlar Vergisi mükellefleri, fiyat endeksindeki artışın, içinde bulunulan dönem dahil son 3 hesap döneminde yüzde 100’den ve içinde bulunulan hesap döneminde yüzde 10’dan fazla olması halinde malî tablolarında yer alan parasal olmayan kıymetlerini belirtilen hükümlere göre enflasyon düzeltmesine tâbi tutmak durumunda.

Tüketici enflasyonunun yüzde 85,5 açıklandığı Türkiye’de, yıllık üretici enflasyonu Ekim’de yüzde 157,69’a ulaştı. Böylesi durumlarda enflasyon muhasebesi uygulaması gündeme geliyor. Örneğin piyasada satılan bir malın yerine yenisi alınana kadar fiyatı artıyor. Bu yüzden de önceden alınan malların değeri bilançolarda düşük görünüyor. Bu, firmanın kredibilitesini etkileyip işletme yönetiminde raporlamayı sekteye uğratıyor.

Ancak, hükümet farklı bir adım atarak enflasyon muhasebesi uygulamasını 2023 yılı sonuna öteledi. 29/01/2022 tarihli ve 31734 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “7352 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile; Finansal tablolar, Vergi Kanunu kapsamındaki enflasyon düzeltme koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmaksızın, 2021 ve 2022 hesap dönemlerine ve 2023 yılı hesap dönemine ilişkin geçici vergi dönemlerine ilişkin enflasyon düzeltmesine tabi tutulmayacak. Öte yandan, 31 Aralık 2023 tarihinden itibaren finansal tablolar, enflasyon düzeltme koşullarının yerine getirilip getirilmediğine bakılmaksızın enflasyon düzeltmesine tabi tutulacak.

İTO: Enflasyon muhasebesi uygulanmalı

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, enflasyonla mücadelenin odaklanılması gereken önemli bir sorun olduğuna dikkati çekerek, enflasyon muhasebesinin uygulanmasını talep etti. Avdagiç, şunları kaydetti: “Yüksek enflasyonla oluşan fiktif kârların vergilendirilmesi konusu yakın dönemin önemli başlıklarından birini oluşturacaktır. Bu çerçevede enflasyon muhasebesinin uygulanması gerektiği açıktır. İşletme sermayesi ihtiyacı giderek artan şirketlerimizin, bir de yüksek enflasyon nedeniyle sermayelerinin vergilendirilmesi ve ilave sermaye erozyonu yaşamasının önüne geçmeliyiz.”

ASO: Fiktif kârın vergisi, mali yapıyı zayıflatıyor

Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Özdebir, enflasyon muhasebesi uygulamasıyla ilgili olarak, “Firmaların gerçekte olmayan kârları üzerinden vergi ödemek durumunda kalması, mali yapılarda zayıflamaya yol açıyor. Bu, aynı zamanda makroekonominin temeli olan üretim ve istihdam kapasitesini zayıflatıyor. Mevzuatta yer almasına rağmen ertelenen enflasyon muhasebesi uygulamasının bu yılı kapsayacak şekilde bir an önce yürürlüğe girmesi gerekir” açıklamasını yaptı.

ATO: İşletme sermayesi eriyor

Enflasyonunun olumsuz etkilerini her platformda dile getirdiklerini söyleyen Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, bu konuda ayrıca Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’ye de rapor sunduklarını hatırlattı. Baran, “İşletmeler enflasyon nedeniyle fiktif kâr elde ediyor. Buna karşılık artan fiyatın satılan ürünün yenisini almaya yetmemesi nedeniyle işletme sermayeleri hızla eriyor. Bu süreçte, işletmeler için enflasyon muhasebesi uygulaması zorunluluk halini almıştır” diye konuştu.

İTB: Enflasyon tahribatı asgariye indirilmeli

İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu tarafından dile getirilen enflasyon muhasebesi uygulaması talebinin son derece yerinde olduğunu belirtti. Kestelli, “Enflasyon muhasebesi, son 3 yıldır tedricen artan ve geçen yıldan bu yana etkisi daha çok hissedilen enflasyonun işletmelerimiz üzerinde yaratacağı tahribatı asgariye indirmek için önemli bir enstrümandır. En son 2004 yılında uygulanan enflasyon muhasebesi, işletme sermayesi eriyen ve finansmana erişimi zorlaşan özel sektör için büyük ihtiyaç haline geldi. Ekonomi yönetiminin Türk iş dünyasının bu haklı talebini dikkate alacağına inanıyoruz” dedi.

KAYSO: Bu yılı kapsayacak şekilde yürürlüğe girmeli

Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, yüksek enflasyonun işletmelerde tahribata yol açtığını söyleyerek, “İşletmelerimiz üzerindeki tahribatı indirmek için enflasyon muhasebesi önemli” dedi.

KAYSO Meclis Toplantısı’nda konuşan Büyüksimitçi, şunları söyledi: “TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ‘Enflasyon muhasebesi zorunlu bir ihtiyaç haline geldi. Gerekli adımların atılmasını bekliyoruz’ yönündeki açıklamasını son derece yerinde buluyor ve destekliyoruz. Enflasyon muhasebesi, yüksek enflasyonun işletmelerimiz üzerinde oluşturacağı tahribatı asgariye indirmek için önemli bir enstrümandır. İşletmelerimiz, yükselen enflasyon nedeniyle oluşan gerçek olmayan kârların vergilendirilmesi ile karşı karşıyadır. Şu anda işletmelerimizin bilançoları gerçek değerlerini yansıtmıyor. Öz sermayesi güçlü olan firmalar, sermayeleri eridiği halde yüksek enflasyon nedeniyle kar etmiş gibi görünüyor. Bu durum mali yapılarda zayıflamaya yol açarken, üretim ve istihdam kapasitemizi de zayıflatıyor. Mevzuatta yer almasına rağmen ertelenen enflasyon muhasebesi uygulamasının bu yılı kapsayacak şekilde bir an önce yürürlüğe girmesi gerekir.”

GTO: Zorunlu bir ihtiyaç haline geldi

Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, “Yüksek enflasyon ne yazık ki mali tablolarımızda tahribata yol açmaktadır. İşletmelerimiz yükselen enflasyon nedeniyle oluşan gerçek olmayan kârların vergilendirilmesi ile karşı karşıya. Bu da işletmelerimizin sermayelerini vergi yoluyla devlete aktarmalarına sebep olmaktadır. Aynı zamanda da işletmeler yerine koyma maliyetini dikkate alarak fiyat belirleme durumunda kalıyor ki bu durum enflasyon açısından olumsuzluk demek. Dolayısıyla enflasyon muhasebesi zorunlu bir ihtiyaç haline geldi. Enflasyon düzeltmesi, finansal tabloların gerçeği yansıtması ve vergi matrahlarının doğru bir şekilde hesaplanması için parasal olmayan varlıkların enflasyon karşısında eriyen değerleri yerine gerçek değerleri ile bilançolara yansıtılmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

GSO: Uygulama 2024’e ertelendi

Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de, “2021 yılında ülkemiz ekonomisinde enflasyon muhasebesinin şartları sağlanmış olsa da ilgili uygulama 2023 yılı sonuna ertelenmiştir. Bu ertelemenin kaldırılıp; 2022 yılında KOBİ tanımına girmeyen yüksek cirolu büyük ölçekli firmalara enflasyon muhasebesinin uygulanması izni verilmesi firmalarımıza önemli ölçüde esneklik sağlayacaktır. Günümüz zorlukları göz önünde bulundurulduğunda, sağlanacak bu imkan işletmelerimizin sürdürülebilirliğine katkıda bulunacak, enflasyonun işletmelerimize yönelik olumsuz yansımalarını biraz olsun hafifletecektir” değerlendirmesinde bulundu.

TİM: Reel sermaye kaybını önleyecek

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, bugün gelinen noktada, enflasyon muhasebesinin yapılması için gerekli şartların oluştuğunu söyledi. Gültepe, “Son 3 yıllık kümülatif enflasyon oranı ÜFE yüzde 300’e TÜFE’de yüzde 150’ye yaklaştı. Stoklar, duran varlıklar ve benzeri temliklerin vergilendirilmesi, bu şartlar altında reel sermaye kaybına yol açarak iktisadi faaliyet üzerinde negatif bir etki oluşturacak” dedi.

Enflasyon muhasebesinin, reel sermaye kaybını önleyeceğini kaydeden Gültepe şöyle konuştu: “Enflasyon muhasebesi, yatırımlar başta olmak üzere iktisadi faaliyete pozitif bir etki yapacaktır. Dolayısıyla bu adımın atılması, ihracat ve istihdamda sürekliliğe ve artışların sürdürülebilirliğine katkı verecektir. Enflasyon muhasebesi finansal piyasalarda da dikkat çekecektir. Dolayısıyla TL menkul kıymetlere ilgiyi de artıracağı için finansal istikrara da katkı sunacak bir adım olarak görüyoruz. Her şeyden önemlisi, enflasyon muhasebesi sayesinde firmalarımızın reel gelirleri üzerinden vergilendirilecek ve öngörülebilir projeksiyonlar yapabilecektir. Firmalarımızın, mevcut durumu yönetme ve gelecek projeksiyonlarını oluşturma kabiliyetlerini güçlendirmek adına enflasyon muhasebesi yapılmasının faydalı olacağına inanıyoruz.”

ESİAD: Başka bir pencereden görme imkanı

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Semra Zorlu, yüksek enflasyonun iş dünyasında da öngörülebilirlik sıkıntısı yarattığını belirtirken, “Zor bir dönemden geçiyoruz. Bugün şirketlerin çılgın kârlar elde ettiği zannediliyor. Aslında fiktif kârlar var. Enflasyon muhasebesi uygulanırsa ne yaşandığını başka bir pencereden görme imkanı bulacağız” dedi.

ENFLASYON MUHASEBESİ NEDİR?

Enflasyon muhasebesi, parasal olmayan değerlerin, enflasyon düzeltmesinde dikkate alınacak tutarlarının düzeltme katsayısı ile çarpılması sonucunda, finansal tablonun ait olduğu tarihteki satın alma gücü cinsinden hesaplanması olarak tanımlanıyor.

Vergi usul kanuna göre, son 3 yılda Yurt İçi ÜFE endeksinde toplamda yüzde 100 artış olursa, içinde bulunulan yılda da yüzde 10’nu aşan bir artış varsa, enflasyon muhasebesi uygulanması gerekiyor.

Aktifte yer alan düzeltmeye tabi parasal olmayan kalemler ise şu şekilde:

■ Mali duran varlıklar ve menkul kıymetler

■ Maddi duran varlıklar

■ Özel tükenmeye tabi varlıklar

■ Stoklar, ilk madde ve malzeme, ticari mallar

■ Verilen avanslar, depozito ve teminatlar

■ Reel olmayan finansman maliyetleri

■ Birikmiş amortismanlar

■ Maddi olmayan duran varlıklar, haklar ve şerefiyeler Pasifte yer alan düzeltmeye tabi parasal olmayan kalemler:

■ Özsermaye kalemleri

■ Borçlar

■ Düzeltilmiş kâr/zarar

■ Pasifte yer alan fonlar

■ Karşılıklar

“ENFLASYON MUHASEBESİ ZARURİDİR”

Burhan Özfatura (Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve İzmir Defterdarı)- 24 Ocak kararlarında, 12 Eylül’den sonra Rahmetli Turgut Özal’ın hazırladığı reformlarda, 1983’te de iktidara geldiğinde ANAP’ın yaptığı reformlarda, verdiği konularda görev almış birisi olarak bu enflasyon muhasebesini hızlandırılmış amortismanı ve belirli vergi muafiyetlerini mevzuata sokan ekibin içindeydim. O zaman da enflasyonun, işletmelerin mevcutlarını çok ciddi şekilde törpülediğini biliyorduk ve enflasyon muhasebesini uygulamaya soktuk. Bence bugünkü bu dörtnala enflasyon ortamında da bu uygulamanın tekrar başlatılmasında yararın yanında zaruret var. Mutlaka bir kararla tebliğ ile enflasyon muhasebesinin uygulamaya sokulmasının zaruri olduğuna inanıyorum. Aksi halde öz sermayeden çok hızlı şekilde enflasyon yüzünden erime yaşanıyor ve kazanılmamış hayali karlar üzerinden de vergi ödenmiş oluyor. Ekonomi açısından bu uygulamanın hemen başlatılmasında, bu yılın bilançolarında uygulanmasında yarar ve zaruret var. TÜİK’in uydurma rakamları bile yüzde 85’lerde ama gerçek rakam çok daha yükseklerde. O bakımdan öz sermayelerin tamamen kaybolmaması için bu enflasyon muhasebesi tedbirinin alınması gereklidir.

Aslında KDV ve ÖTV oranlarında da indirimlerin yapılması gerekiyor. Genel kuraldır; vergi oranları yükseldikçe, vergi kaçağı artar. Türkiye’de mevcut cironun çok az bir kısmı kayıt altında. İnanılmaz kayıt dışı oranlara mahkûm olduk. İşletmeler, fatura ve fiş kesmiyor. KDV ve ÖTV oranları düşürülse, bizim getirdiğimiz fişleri biriktirerek belirli oranda gelir elde etme imkanı da yeniden gündeme getirilse tahsilat çok daha artacaktır. Türkiye’de müthiş bir vergi kaçağı var. Sadece namuslu insanların ezildiği bir ortam var.

ENFLASYON MUHASEBESİ YERİNE YENİDEN DEĞERLEME

İş dünyasından gelen enflasyon muhasebesi uygulanması isteklerini değerlendiren İzmir YMMO Başkanı Yaşar Zengin, kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin mali tablolarının düzenlenmesinde, enflasyon muhasebesi için gerekli olan enflasyondaki artışın son 3 hesap döneminde yüzde 100’den, içinde bulunulan hesap döneminde yüzde 10’dan fazla olması şartının gerçekleştiğini hatırlattı. Zengin, “Enflasyon muhasebesi en son 2004’te uygulandı. 2021 yılında şartlar gerçekleşmesine rağmen hükümet düzenlemeyi 2023 yılı sonuna öteledi, enflasyon muhasebesi yerine yeniden değerleme müessesesi getirdi. Bu yıl üretim ve satışta artış görünüyor. Yıllık vergi geliri hedefine 8 ayda ulaşıldı. Enflasyon muhasebesi uygulansaydı devletin vergi geliri azalabilirdi” diye konuştu.