Selçuk Bey hakkında

Selçuk Bey kimdir? O, Küçük Menderes ovasında üretimin kooperatifleşmesi için bayrak açan önder kişilerden biridir. Selçuk Bilgi, eski adı Bademiye olan Ödemiş’in Bademli beldesinde 1989, 1994, 1999 yıllarında 5’er yıl 3 kez Belediye Başkanlığı yaptı. 1971 yılının başında kadrolu ilk personel olarak işe başladığı Bademli Kooperatifinin Başkanı olarak yeni başarılara imza atarak halkına hizmeti sürdürüyor.

Deneyimli gazeteci dostumuz Reşat Yörük, ‘Tire Süt Kooperatifi’ eski Başkanı Mahmut Eskiyörük’ün başarılarını anlattığı ‘MUSTAFA KEMAL’İN ÇİFTÇİLERİYİZ’ kitabından sonra bu kez de yine VARYANT Yayıncılıktan çıkan ‘Bir Hayalin Peşinde – SELÇUK BEY’ kitabıyla başka bir halk önderinin başarılarla dolu yaşam öyküsünü tanıtıyor.

Kitabın ‘Başlarken’ bölümünde onun çabalarını çok iyi özetleyen bir cümle var: “Küçük bir beldenin mütevazı şartlardaki üretiminden koskoca bir ekonomi yaratılmasında, ‘Türkiye’de fidancılık’ denilince ilk önce Bademli’nin akla gelivermesinde, ihracat kapılarının sonuna kadar açılmasında ve kooperatifin bir bilim yuvasına dönüştürülmesinde çok büyük emeği vardır.”

Turizm ve Tanıtma eski Bakanlarından, 2 dönem İzmir Milletvekilliği yapmış olan Alev Çoşkun’un önsözdeki yazısı da Selçuk Başkanı şöyle tanımlıyor.

“Selçuk Bilgi, tüm deneyimini, birikimini ve yerel liderliğini beldesine adadı. Bademli Fidanlık Kooperatifi Başkan Selçuk Bilgi ile büyüdü. Bademsu tesisleri ve zeytinyağı fabrikası ile süt, ayran, yoğurt, peynir, tereyağı tesisleri kuruldu. Fidancılık konusunda Türkiye’de en ön sırada yer aldı. Onun önderliği sayesinde Bademli Kooperatifi en parlak dönemine kavuştu… Selçuk Bilgi, tüm yaşamı boyunca laik ilkelere bağlı Atatürkçülüğün yılmaz savunucusu olmuştur.”

Bu arada, Başkan Selçuk’un, yukarıda vurgulanan ilkelerinden vazgeçmeden Alev Çoşkun, Suat Çağlayan gibi kendi partisinden isimlerin yanısıra Işılay Saygın gibi karşıt partilere üye kişilerden de destek almayı başardığını, bu yönde pratik ikna yöntemlerine başvurduğunu öğreniyoruz kitabı okurken.

Ar Ge ordusu

Reşat Yörük, atılımlarla geçmiş bir yaşamı, çok rahat okunan bir üslupla dillendiriyor. Okurken şaşırıyor insan. Kamuoyu tarafından pek bilinmeyen birçok bilgi ediniyor okuyucu. Örneğin bir tarım kooperatifinin 100 kişiyi aşkın bir Araştırma-Geliştirme (ARGE) ordusuna sahip olduğunu biraz da şaşkınlıkla öğreniyoruz.

Ya doku laboratuvarına ne demeli? Kitaptan bir alıntı yapalım:

“2010’da bu büyük proje için harekete geçildi. Yunanlıların ‘tek başınıza ancak 15-20 bin anaç üretebilirsiniz’ sözüne inat, 2012 yılında 2 milyon adetlik üretim kapasitesine sahip Doku Kültürü Laboratuvarı Bademli’deydi artık… Islah ve hastalıksız anaç yetiştirme konusunda yoğunlaşan Bademli Kooperatifi, Türkiye’de doku kültürü ile bitki üretimi yapan ilk ve tek kooperatif olmuştu böylece. 1990’larda 1 milyon adet konuşulurken, 2000’li yılların başında Bademli’deki fidan üretimi için 10-15 milyon adetler telaffuz ediliyordu artık.”

Nasıl bir kooperatifleşme

Reşat Yörük’ün aktardıklarını izlerken, kooperatifçiliğin dünyanın birçok ülkesindeki gibi bizde de tarımın geliştirilmesinde ne denli önemli bir etken olduğunu anlıyoruz. Hollanda, Danimarka, İspanya gibi birçok Avrupa ülkesinde ve Kanada’da, tarımsal üretimin yüzde 70’den fazlasının kooperatiflerde gerçekleştirildiği biliniyor. Bu konuda gerek belde Başkanlığı gerekse Kooperatif Başkanlığı sırasında yalnız Türkiye’de değil yurtdışında da ciddi atılımlar gerçekleştiren Selçuk Bilgi’nin kooperatifleştirmeyle ilgili görüşleri şöyle:

“Kooperatifler, en az 5-10 bin nüfuslu yerlerde kurulmalı. Sermayeleri de belli ölçünün altında olmamalı. Ortak sayısı 1000 ve 1000’in altında olan kooperatiflerin genel kurulları mutlaka ilk toplantıda yapılmalı. Faaliyet raporu önceden dağıtılmalı, herkes önceden bilgilendirilmeli. Bu, art niyetli olanların önünü keser. Ortakların bir kısmı, genel kurulu sonradan öğreniyor. İnsanlardan bilgi kaçırmak adına yapıyorlar bunu.  Maalesef genel kurullar, çoğunlukla ikinci toplantıda ve kaç kişi gelirse onlarla yapılıyor. Kararlar belli bir zümrenin istediği gibi alınıyor. Ben 2004’te başkan olduktan sonra Bademli Kooperatifi’nin genel kurullarını hep belirlenen ilk tarihte ve salt çoğunlukla yaptık. Hiç ikinci toplantıya bırakmadık. Bastırdığımız faaliyet raporlarını 20 gün önceden ortaklarımıza dağıtıyoruz. Bilgi sahibi olarak geliyorlar genel kurula. Kimden kaç tane fidan aldığımız ve nereye hangi fiyattan sattığımızı oraya yazıyoruz. Herkes görüyor. Süt de aynı şekilde… Siz sistemi şeffaflık üzerine kuruyorsanız, doğru yapıyorsunuz demektir. Kooperatifçilikte önce adil davranmak gerekiyor. Adam kayırmayacaksınız. Oğlunuzun, kızınızın değil ortaklarınızın çıkarını gözeteceksiniz… Ve çalmayacak, çaldırmayacak, çok çalışacaksınız. Aziz Kocaoğlu’nun sözüdür bu. Kooperatifçiliğin 4 temel esası… Bunları yaptınız mı, kartopu gibi büyürsünüz.”

İzmir Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği ‘İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’ çerçevesinde Ödemiş-Ovakent’te gerçekleştirilen Çiftçi Buluşmasından sonra yayınlanan taslak açıklamanın 4. maddesinde belirtildiği gibi “Türkiye tarımının kilit taşı küçük üreticilerdir; küçük üreticilerin kooperatif ve birliklerini desteklemek geleceğin tarım politikasının asli unsurudur.”

SELÇUK BEY kitabını okuduktan sonra bu maddenin gerçekliği daha iyi anlaşılıyor.