TOGG, ne ölçüde yerli ve iktisadi?

Türkiye'de yıllar süren tartışmalara konu olan, özellikle seçim dönemleri gündemden düşmeyen yerli otomobil hedefinde sona yaklaşıldı.

Türkiye’nin ‘Devrim’ ile başlayan yerli otomobil hayali. 60 yıl sonra gerçekleşiyor. 2018 yılında Türkiye’nin otomobilini üretmek hedefiyle kurulan TOGG’un Gemlik’te bulunan tesisi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açıldı. Açılışla birlikte bugüne kadar prototip atölyesinde üretilen TOGG’un C-SUV modeli görücüye çıktı. Gerekli onay süreçlerinin ardından ilk araçların 2023’ün Mart ayında kullanıcıların beğenisine sunulması bekleniyor.

Yıllar süren tartışmaların ardından yerli otomobil TOGG’un seri üretimi için hazırlıklara başlandığı belirtilse de tartışmalar bitmedi. Bir özel sektör ortaklığı olarak üretilen ama daha çok siyasetin sahiplendiği ve tanıttığı TOGG marka otomobilin, yerli ve milli olma özellikleriyle iktisadiliği ve piyasa koşullarına uyumu konuları tartışılıyor. TOGG’un en çok merak edilen ne kadar yerli olduğu ve fiyatı oldu. Uzmanlar ‘ucuz olmayacağı’ görüşünde.

Yerlilik oranı yüzde 51

Türkiye’nin yerli arabası olarak ifade edilen TOGG’un Bursa Gemlik’teki fabrikası Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle açıldı. Büyük oranı yerli parçalardan oluştuğu öne sürülen TOGG’nun yerlilik oranında Türkiye’de üretim yapan bazı firmaların gerisinde kalması dikkat çekti.

TOGG’un motorunu Alman Bosch, bataryasını Çinli Siro, entegrasyonunu Alman Edag, şasi sistemini İngiliz Mira, tasarımı ise İtalyan Prinfarina yapıyor.

Türkiye’de üretim yapan otomobil markaları arasında yerlilik oranları bakımından TOGG ilk 5’e giremedi. Binek araçlarda en yüksek yerli orana sahip model yüzde 66 ile Hyundai Bayon oldu. Ticari araçlarda ise Ford Cargo yüzde 88 oranla en yüksek yerlilik oranına sahip. Renault’un bazı modelleri de yerlilikte TOGG’un önünde yer aldı. Türkiye’de üretilen ve yerlilik oranı bakımından ilk 5’te yer alan marka ve modeller şöyle:

Ford Cargo yüzde 88 yerli

Hyundai Bayon yüzde 66 yerli

Fiat yüzde 58 yerli

Toyota yüzde 55 yerli

Renault yüzde 51 yerli

Fiyatı ne olacak?

TOGG’un fiyatı ise belli değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen yıl Ocak ayında canlı yayında TOGG için “Halkımızı sıkıntıya sokmadan alabileceği otomobil olacak demişti. Erdoğan, “Togg’un ilk ön satışı Şubat ayında gerçekleşecek” diyerek, “Şubat ayında Togg’un fiyatı açıklanacaktır. Hiç telaşa gerek yok.” dedi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın verdiği bilgiye göre 2023’te yollarda olacak yerli aracın fiyatının 800 bin ile 1 milyon TL arasında olması bekleniyor.  belirtiliyor.

İlk araç banttan indi

Açılış töreni öncesinde ilk araç banttan indi.  TOGG’dan yapılan açıklamaya göre aracın renkleri, “Türkiye’nin Renkleri” diye adlandırılacak ve “Anadolu”, “Gemlik”, “Oltu”, “Kula”, “Kapadokya” ve “Pamukkale” isimlerini taşıyacak. Araç, 2023 yılının ilk çeyreğinde pazara sunulacak.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Sabah gazetesinde yer alan açıklamasında “C segment SUV Türkiye’deki pazardan pay almak için uğraşacağız. Şu anda Türkiye’de C segmenti SUV benzinli ya da dizel araçlar hangi fiyat marjında satılıyorsa o fiyat marjından piyasaya girmek için hazırlıklarımızı yapıyoruz” dedi.

******

 “TOGG YATIRIMINI BAŞARIYA ULAŞTIRMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Faruk Çalapkulu (Prof. Dr.) – Genç Türkiye Cumhuriyeti istiklal savaşı sonrası devlette ve millette var olmayan sermaye birikimi ile yola çıktı. Bu bir yoktan var olmak gayreti idi. Devlet öncülük görevi aldı. Çimento, şeker, basma fabrikasından uçak fabrikasına birçok iş kolunda fabrikalar kurdu. Örnek bir yatırım olarak Nazilli Basma Fabrikasını anımsatmak isterim. Bu fabrikayı Atatürk yönetimi Rusya’ ya portakal ihracatı karşılığı kurdurdu. Ege bölgesinde yetiştirilen pamuk için kullanma alanı yaratırken Nazilli çevresinde narenciye üretiminin gelişmesine de imkân sağlamıştır.  Buna değinmem nedeni, bir sanayi kuruluşunun beraberinde birçok işkolunun da gelişmesine imkân vermesidir.

1945 İkinci Dünya Savaşı sonrası savaşa girmeyen Türkiye güvenli bir pazar olarak görülmüş. Üretim yerine tüketim ürünleri Marşal yardımları ve verilen kredilerle ithalatımız artmıştır. 1950 sonrası hazır ürün ithalatı ile yeni filizlenmekte olan sanayimiz gerilemeye başlamıştır. Var olan devlete ait sanayi kuruluşlarımız özellikle 1980 sonrası özelleştirme hareketi sonrası yok olmaya başlamış, son 20 yılda bu fabrikaların büyük bir çoğunluğu özelleştirilmiştir. Maalesef birçoğu da mali açıdan rekabet yapamadığı için sektör tarafından kapatılmak zorunda kalmıştır. Böylece son 32 yılda devlet girişim ve yatırım görevini peyder pey özel sektöre bırakmıştır.

2000’li yıllarda devlet altyapı yatırımları yanı sıra bazı sanayi dallarında da üretim için ulusal şirketlerin yabancı şirketlerle konsorsiyum kurmasını desteklerle teşvik etmiştir.

Yabancı sermayeye başvurulmadan planlanan TOGG yerli otomobil imalatı yatırım modeli olarak bir farklılık oldu. 2017 yılında Cumhurbaşkanı ulusal sermayesi güçlü ulusal şirketleri göreve çağırdı. Böylece üretim grubu; Anadolu Grubu, BMC, Turkcell, Zorlu Holding ve TOBB’dan oluştu.

AB geçen hafta aldığı karar ile 2035 yılında benzin ve dizel kullanan araç üretimini sonlandırma kararı aldı. Bu karar Türkiye’nin elektrikli otomobil üretimine geçme kararının iyi uygulanabilir ise doğru bir karar olduğunu gösterdi. TOGG Fabrika yeri konusunda Bursa Gemlik ilçesinin seçimi, bu bölgede yakın otomotiv yan sanayinin projeye destek vermesi açısından isabetli olmuştur. Bu bölgede yerli sanayi tarafından birçok otomotiv parçaları üretilmektedir.

Elektrikli otomobillerde gereksinim duyulan Lityum bataryaların ülkemizde üretimi ilerisi için ümit verici bir karardır. Enerjinin akümüle edilebileceği ekonomik bataryaların imalatı dünyanın araştırdığı ve üzerinde çalıştığı bir üründür. Bu konuda araştırma merkezlerinin önereceği projeler desteklenmelidir. Gerekirse araştırmacılar yurt dışına gönderilerek yapılan çalışmalar ve teknikler Türkiye’ye getirilmelidir. AR-GE birimleri şimdiden devreye girmelidir. 50’li 60’lı yıllarda her yıl değişen modeller araçların kaporta tasarımında yoğunlaşmış iken günümüzde teknolojik donanımlar tüketici tercihinde ön plana çıkmaktadır. TOGG araçların yurtdışına ihracatı da düşünülüyor ise mutlaka günümüzde üretilen elektrikli otomobillerin ilerisine geçecek donanımlar üzerinde çalışmalar başlatılmalıdır.

Günümüzde teknolojiler ulusal sır olmaktan çıkmış, uluslararası kullanılır olmuştur. Türk otomobil tasarımcıları ve teknolojik araştırma birimlerinde görev yapan yurtdışında birçok Türk mühendisi de bulunmaktadır. TOGG ortaklığını oluşturan şirket sahip ve yöneticilerinin bu elemanları bir araya toplayacak ve yönetecek deneyime sahip olması ilerisi için ümit vericidir.

Alt yapı konusunda akaryakıt dağıtım şirketleri şimdiden harekete geçmiştir. Avrupa’da şarj üniteleri park yerlerine de konulmuş olup aracınızı park ettiğinizde siz alışverişte iken veya görüşmekte iken akünüz şarj olabilmektedir.

Türk milleti olarak yeniliklere açık bir toplumuz. Gelişmiş ülkelerde gördüğümüz tutuculuk bizde yok. Bu nedenle pazarlamada sorun yaşanmayacaktır.

Türkiye Aselsan, Roketsan devamında İHA ve SİHA ile önemli atılımlar sağlamıştır. TOGG ile Türk yatırımcılarının mühendis ve tasarımcılarının elektrikli otomobil üretiminde de başarılı olacağına inanıyorum. Türk milletine hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

******

“AMERİKA’YI YENİDEN KEŞFETMEYE GEREK YOK, TEKNOLOJİ PAYLAŞILABİLİR”

Mehmet Torun (EGOD Başkanı)-  Milli ve yerli çok tartışılan konu. Sanırım bu, milli ve yerli kavramına öncelikle baştan bakmak gerekiyor. Bu söylendiği zaman herhalde bizim ilkokul dönemimizde yapılan yerli malı haftası kutlamaları gibi bir şey mi hatırlanıyor? Bilemiyorum. Ama global olarak içinde bulunduğumuz döneme ve çağa baktığımız zaman zaten “Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok.” Teknoloji paylaşılabilir. Örneğin bir şeyi bulmak, bir şeyin patentine sahip oluyor olmamız en önemlisi. Bugün kullandığımız birçok marka ve popüler markalar da dahil bunların hepsinin patent sahipleri Amerika Birleşik Devletleri. Hiçbir şey ve hiçbir parçası ABD’de üretilmiyor. Bu ürünün yerli ya da milli olmadığı anlamına gelmiyor. Yerli ve milli sonuç olarak katma değer üreten, para getiren, kazanç sağlayan, teknolojinin satılmasından tutun da üretilecek aracın satılması, iç pazardaki üreticiden bir şeyler alınmasıyla oluyor. Örneğin biliyorsunuz otomotiv sektörü 120-130 yıldır gelişen bir endüstri. Ve Türkiye’nin birkaç denemesi olsa da bugüne kadar, hatta cumhuriyet döneminden itibaren ilk defa gerçekten somut bir çıktısı var. Hem de seri üretim. Bu çok heyecan verici.

Eleştirilebilecek birçok yanı var ama kısa bir zaman içerisinde otomotiv endüstrisi içinde global olarak baktığınız zaman çok güçlü oyuncular var. Almanya ve Japonya bunun lideri. Bunlar yaklaşık 100 yıldır bu konuyu araştıran, geliştiren, testler yapan ülkeler. Biz de bir yerden başladık ve elektrikli oluşu doğru bir karardı. Bana kalırsa önemli olan Amerika’yı yeniden keşfetmek değil. Bazen bağlantıyı yapmak ve tekrar daha inovatif bir şekilde geliştirmek için harcayacağınız enerji elde edeceğiniz enerjiden çok daha farklı olabilir. Ve bu hesaplanabilir bir şey. Bunun bilimdeki adı, aptal puma sendromudur. Puma yakalayacağı hayvandan alacağı enerjiden daha fazla enerjiyi onu yakalamak için kullanacağına vazgeçermiş.

“Geliştirilecek teknolojiler üzerine yoğunlaşmak lazım”

Elektrikli olması çok büyük bir artı fakat bunu çok daha fazla geliştirebilirler. TÜBİTAK bununla ilgili bir takım çalışmalara başladı. Hatta Aselsan da uzun zamandır bunun üzerine çalışıyor. EGOD olarak İzmir’de yerli bir çip fabrikası kurulması üzerine davette bulunmuştuk. Ege’ye, İzmir’e Türkiye’ye milli bir çip kazandıralım istiyoruz. Bundan sonra geliştirilecek teknolojiler üzerine yoğunlaşmak lazım.

Finansmana ulaşmak gittikçe zorlaştı hem kurumsal bağlamda hem de bireysel bazda. Bu araç elbette ki segmentteki rakiplerinden daha aşağıya satılacaktır. Fakat hammadde sorunu, tedarik sıkıntılarının katlanarak günümüze gelmesi, ülkemizde dövizin de artmasıyla çok daha ciddi bir boyuta ulaştı. Böyle bir aracın bugün en iyi ihtimalle maliyeti 800 bin lira olacaktır. Yaklaşık olarak böyle olacağını varsayıyorum. Ürünü pazarlamak için bütçeye AR-GE’ye ihtiyaç var. Bütün bunlarla ilgili eğer kur artmazsa 1 milyon civarında olacaktır. Hala çoğu şeyi dışarıdan alıyoruz. İnsanlar alabilecek mi? Tartışma konusu. Ama burada şunu konuşmalıyız: Ülkemizde sahip olmak biraz daha yaygın. Bizim ülkemizde çok yaygınlaşmadı ama Amerika Birleşik Devletlerinde ve Avrupa’da yoğun bir şekilde paylaşımlı araç kullanılıyor. Uygulama üzerinden size en yakın boş aracı kullanabildiğiniz, gitmek istediğiniz yerde bıraktığınız, kullandığınız kadar ödediğiniz bir uygulama. Yedek parça, bakım, servis onarım gibi şeylerle uğraşılmayan bir sistem. Bu sistem gittikçe yaygınlaştı. Z kuşağının yeni trendi sahip olmak değil, var olmak üzerine kurulu. O yüzden özellikle yeni nesil tarafından çok daha hızlı kabul görecek gibi görünüyor.

*******

“PROJE SİYASALLAŞTI, TOPLUM KUTUPLAŞTI”

Emre Özpeynirci (Otomotiv Yazarı)- Elektrikli otomobil doğru bir proje, doğru bir zaman çünkü dünyada bu konuda ciddi bir çalışma var. Özellikle Avrupa Birliği çevre ve emisyon sınırlamasıyla beraber elektrikli otomobile geçişi zorunlu hale getirdi. Yeni bir tren kalktı ve geride kalmadık. Proje doğru bir proje, zamanlaması da doğru ama bu projenin siyasallaşması, projenin önündeki en büyük engeldir. Bu projenin siyasallaşması, projenin önündeki en büyük engeldir. Çünkü bu proje siyasallaştığı anda, bunu siyasiler sahiplendiği anda kutuplaşma yaratacak. Bunun siyasi olması, -tören de aynı şekilde gerçekleşti- projeye büyük yara veriyor, proje doğru da olsa. Önümüzdeki dönemde bunun talebi çok da olsa kutuplaşma yarattığı için ne yazık ki başlangıcı sağlıklı olmadı. Cumhurbaşkanı tabii ki bunun arkasında duracak, devlet buna destek verecek çünkü milli proje. Dünyada birçok marka devlet desteği ile bugüne gelmiştir ama hiçbir devlet bunu bu kadar siyasi şov haline getirmemiştir. Siyasi şov haline getirmesini de tamam normal karşılıyorum ama sonuçta bir karşı taraf var. İstediğiniz kadar iyi yapın, istediğiniz kadar teknolojide yeni inovasyonlar, yeni fırsatlar çıkartın bir taraf ne yaparsanız beğenmeyecektir. Diğer taraf da ne yapsanız beğenecektir. Böyle bir otomobil projesi gerçekten çok sağlıklı başlamadı. Sektördeki kimse bu proje yapılamaz demedi. Çok rahatlıkla otomotiv sanayisi bu kadar güçlü olan bir ülkede otomobil üretirsiniz. Şu ana kadar harcanan para, 1,8 milyar euro. Hatırlatalım; bundan 10 sene önce Volvo’yu Çinliler 1,8 milyar euroya aldılar. Opel 2 sene önce 2,2 milyar euroya satıldı. Sonuçta küçük bir meblağdan bahsetmiyoruz. Bu sonuçta devletin bir kaynağı, evet babayiğitler bu işin içinde ama bir finansman da sağlanıyor.” (Özlem Gürses TV)