Siyasi ahlak

İktidar, mahalli idare seçimlerinde yaşadığı mağlubiyeti, özellikle de İstanbul’daki tarihi hezimeti, hala içine sindirebilmiş değil. Devamlı olarak, hukuka, siyasi ahlak ve teamüllere, demokrasi kurallarına aykırı biçimde, her türlü baskıyı, hakareti, tehdidi, yalanı, engellemeyi sürdürüyor. Muhalefet partilerinin başkanlarının yetkilerini kısıyor, kaynaklarını elden alıyor, bürokratik prosedürleri geciktiriyor, gerekli imzaları atmıyor, vs.

  • Niçin? Ellerindeki en büyük sömürü kaynaklarını kaybettiği için. Zira gördük ki, belediye kaynakları tam anlamıyla çarçur edilmiş. Partililere, yandaş medya/dernek/vakıf/cemaat/şirket vb.lere astronomik meblağlar aktarılmış. Şaibeli ihaleler yapılmış. Lüks, israf, yolsuzluklar zirve yapmış. Ve şimdi, bu yağma düzeni ve saltanat sona erdi. Yapılan kanunsuzluklar da ortaya döküldü. (Gerçi, sorumluların yargıya gitmesi, engellenmektedir. İktidar, kendi suçlarını korumaktadır. Kul hakkına saygı duymadığını, net biçimde ortaya koymaktadır.)
  • AKP ve MHP’li belediye meclis üyelerinin tek amacı vardır. Hizmetleri engellemek ve genel başkanlarına yaranmak. Şehir halkına verdikleri zarar, aldıkları oylara yaptıkları ihanet, önemli değildir. Vicdanlarının sesine değil, aldıkları emirlere uymaktadırlar. Partizanlık, her türlü inancın, ahlaki değerin önüne geçmiştir. Halkın ne dediği, ne düşündüğü de umurlarında değildir.
  • Mesela, Ankaralılara yapılan ihanetin, savunulacak tarafı olabilir mi? Su tarifelerinin yüzde 50 indirilmesine kılıf bulunabilir mi? İktidarın belediyelerinde, böyle bir indirim yapılmış mıdır? En önemlisi; saray, elektrik, doğalgaz, akaryakıt vb. en önemli maddelere yaptığı, astronomik zamları indirecek midir? İnsanda biraz vicdan olmalıdır. Niçin Mansur Yavaş’ı kıskanıyor, engellemek istiyorsunuz? Gayet güzel hizmetler yapıyor. Her şey şeffaf yürütülüyor. Harama, hileye yer verilmiyor. Şov değil, çok güzel hizmetler üretiliyor. Dürüst, mütevazı, başarılı bir kardeşimiz. Niçin size oy veren Ankara halkına ihanet ediyorsunuz? Takdir etmeniz, destek vermeniz, gerekmez mi? İnançlarımız da bunu emretmiyor mu?
  • Bu halinizle, özellikle gençlere ve tüm topluma, kötü örnek olmuyor musunuz? Dindarlığı istismar ettiniz ve ülkeyi ne hale getirdiniz, görmüyor, idrak etmiyor musunuz? Ateizm ve deizm arttı. İnsanları camilerden ve dinden soğuttunuz. Fuhuş, sapıklı tecavüzler, kadına şiddet, uyuşturucu, kumar, alkol, rüşvet, yolsuzluklar, hırsızlık, dolandırıcılık, kul hakkına tecavüz, şirk, yalan, iftira, hakaret, lüks, israf, kamu malı yağmaları, liyakatsizlik vb. zirve yaptı. Tüm dini, milli, manevi değerler dejenere edildi. Toplum kamplara bölündü. Hukuk düzeni göçtü. Yargı iktidarın emrine girdi.
  • Bu arada, her zaman başörtüsüne destek veren, yasaklara ve zulümlere karşı çıkan birisi olarak, partilerin yönetiminde, belediye meclislerinde ve TBMM’de görev alan başörtülü hanımefendileri samimi olarak uyarmak istiyorum. Lütfen her hareketinizle ve sözünüzle örnek olunuz. Partizanlık, inancınızın önüne geçmesin. Daima hakkın ve adaletin yanında olun. Ya hakkı savunun ya da susun. Partilerin yaptığı hataların, günahların, zulümlerin savunucusu olmayın. Gösterişli, aşırı makyajdan, lüks ve şatafattan, pahalı araçlardan, giysilerden, çantalardan, vb. uzak durun; Tevazudan ayrılmayın, görgüsüzlük ve gösterişten kendinizi koruyun; Gururdan, çokbilmişlik taslamaktan, kibirden, yalandan, suçlamalardan, şirkten, kul hakkına tecavüzden, kamu kaynaklarına el atmaktan uzak durun. Dizinimizin emrettiği gibi, güzel ahlak örneği olun. Hal ile tebliğ edenlerden olun. Zira sizin hatanızda, fatura size değil, inancımıza kesilmekte, din düşmanlarına istismar fırsatı doğmaktadır. (Hayatım boyunca buna dikkat ettim. “Şu dindarlar var ya…” lafını söyletmemeye çalıştım.) Koltuğun ve genel başkanın esiri olmayın.
  • Tek icraatı, iktidara yaranmak olan, camileri, kuran kurslarını, cemaatleri denetlemeyen, meydanı Hizbullaha, Alevilere,Selefilere, Şia mensuplarına terk eden; Devamlı olarak yardım toplayan, lüks müftülük sitelerinin ve gösterişli cami inşaatlarının yapılmasını hizmet sayan, cemaatle ilgilenmeyen, ülkemizin düştüğü bu perişanlık tablosu karşısında, suskun kalan, diyanet işlerini de Cenab-ı Hak’ka havale ediyorum.