Belge ve anılarla Urla

Sonuncusu 2019 Nisan ayında düzenlenen İzmir Kitap Fuarı 28 Ekim-6 Kasım tarihlerinde bu kez FUAR İZMİR’de kitapseverlerle buluşuyor. Fuarı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ ve SNS Fuarcılık düzenliyor. Fuar’da, İZELMAN AŞ ve Yayıncılar Kooperatifinin (YAYKOOP) desteklediği etkinliklerde yazarlarla söyleşiler, imza günleri ve paneller var. TÜYAP’ın düzenlediği en son kitap fuarına katılım beş yüz bin kişiyi aşmıştı. Her gün 10.00 ile 22.00 saatleri arasında açık kalacak olan İZKİTAP’a da yüzbinlerin katılması bekleniyor.

İZKİTAP’ın onur konuğu, Paris-Sorbonne Üniversitesi’nde Türk edebiyatı dersleri veren yazar ve akademisyen Nedim Gürsel. Onur konuğu ile söyleşi 29 Ekim’de…

Urla Kitabı

Bu Fuar’ın benim için özel bir önemi var. Eşim Sedef Tunçağ’ın uzun yıllardır üzerinde çalıştığı ‘URLA – Belge ve Anılarla’ kitabı YAKIN Kitabevinden çıktı, bu Fuarda okuyucusu ile buluşacak. 31 Eylül Pazartesi günü saat 14.00’de imza günü var.

Sedef Tunçağ kendisini URLA kitabını yazmaya iten güdüyü şöyle açıklıyor:

“Bu kitabın ana amacı, merkezinde Urla’nın bulunduğu yarımadayı çerçeveleyerek, Yarımada ve Urla’yı ilk yerleşimin ortaya çıktığı dönemden bu yana irdelemek, anlamak, dolaylı ya da dolaysız etkilendiği derin birikimi tarihsel bir bütün içinde görebilmekti.

Ayrıca Yarımada ve Urla hakkında edindiğimiz dağınık bilgilerin derlenip tarihsel akışın anlaşılır kılınmasını sağlamaktı amacım. Çalışmam sonunda uzun süren arşiv taramasıyla hayat bulan, Urla’yı biçimlendiren, olayların akışıyla bütünleşen kolay okunabilir bir metin oldu.”

URLA kitabında alt başlığın da ifade ettiği gibi belgeler kişisel anılarla içiçe. Kasabanın tarihçesi bir bakıma göçlerin de tarihi. ‘Limantepe’. 12 İyon kentinden birisi olan Klazomenai’nin Akdeniz’e açılan ilk yerleşimi… Ay’ın ışığını Güneş’ten aldığını ilk kez dile getiren doğa gözlemcisi filozof Anaksagoras Klazomenaili… Günümüzden 5-6 bin yıl önceden günümüze kalan emanet burası. Büyük tarihçi Fernand Braudel’in dediği gibi “Akdeniz bir deniz değil, birbirini izleyen birçok deniz; bir uygarlık değil, birbiri üzerine yığılmış birçok uygarlıktır.” Kitap, okuyucuyu ayrıntılara boğmadan adım adım bu tarihçeyi özetliyor.

Benzer Yaşamlar

Sedef Tunçağ’ın 2003’de yazdığı “Bir Varmış Urla” kitabı çoğu artık hayatta olmayan Urlalılarla yapılan sözlü tarih çalışmasına dayanıyordu. Urlalıların anıları resmigeçit yapıyordu o kitapta. Ancak bu anılar daha çok kurtuluştan sonraki dönemi kapsıyordu. Osmanlı dönemi yer almıyordu. URLA kitabında ise Osmanlı dönemindeki yaşam biçimlerine, toplumlar arasındaki ilişkilere, özelikle de Rumlarla Türkler arasındaki ilişkilere, kentsel gelişmelere canlı örneklerle yer veriliyor. Metnin çok insani bir boyutu var. “Ayrı Mahalleler, Benzer Yaşamlar” ara başlığı altında okur, anlatılanlarla o günleri yaşamış gibi oluyor.

“Biz Bize Benzeriz” alt başlığının ilk cümlesi kitabın ruhunu çok iyi yansıtıyor: Urla soluk almaya başladığından bu yana, farklı örf ve âdetlere sahip ama benzer davranışlar sergileyen üç kadim dinin cemaatini kucaklayan bir kasaba oldu.

Ancak emperyalizmin tetiklediği işgalci Yunanistan’ın alt edilmesi, birlikte yaşamı sonlandırıyor. Gidenlerin ruhsal durumunu anlatan sayfalarda çok anlamlı alıntılar, “birlikte yaşamın sonu”nun geldiğini gözler önüne seriyor.

Kurtuluş sonrası yapılanma çabalar, 1926 yılında onur konuğu Atatürk’ün kasabaya gelişi, yeşeren eğitim kurumları, çarşıdaki yaşam, çok partili hayata geçiş, salgınlarla mücadele, bayram kutlamaları, şenlikler, canlı sözlü tarih çalışmalarıyla yansıtılmış.

“Çiftçinin karnına bakmışlar, kırk tane gelecek yıl çıkmış” özdeyişiyle başlayan bölümde, “Toprağın Türküsü” dile geliyor. Üzüm, zeytin, şarap, tütün üretimi yapan Urlalıların kaygıları, sıkıntıları, sevinçleri aktarılıyor.

Dokuzuncu Bölümde Urla’da yaşamış ünlülerin yaşamlarından kesitler buluyorsunuz. Seferis, Necati Cumalı, Şadi Çalık, Neyzen Tevfik, Urla’nın efsaneleşmiş isimleri. Ancak bu isimlerle de sınırlı kalınmamış. Urla’nın ‘renkli simaları’ kitabın insani boyutunu daha da derinleştiriyor.

Kitap ile yolculuğa çıkan okuyucuya eşlik eden bugün yaşadığımız Urla haritası üzerine işlenmiş eski bir Urla krokisi var. Bu ek ile okuyucu Urla’nın yıllar içindeki gelişmesini daha iyi anlayabilecek.

Kitap biterken, geçmişten günümüze hızlı bir yolculuk yapılmış. Hepsinin ötesinde şu bir gerçek ki “Urla Yarımada’sız olamaz, Yarımada Urla’sız Anılamaz!” Bu sözlerin anlamını en iyi kitabın tümünü okuyunca anlıyor okur. İyi okumalar…