Tarıma transfer oldu, narenciye işine girdi

Tarımda önemli gelişmeler oluyor. Artık Türkiye’nin önde gelen özel sektör kuruluşları bu sektöre yatırım yapıyor. Önde gelen iş insanları bu alanda yeni projeler geliştiriyor. Türkiye’nin neresine giderseniz bunun somut örneklerini görebiliyorsunuz. Örnek Antakya… Geçtiğimiz günlerde gittiğimiz Antakya’da tarıma yönelik girişimciler içinde kadın ağırlığını hissediyorsunuz. Teofarm Kurucusu Elif Ovalı bu isimlerden biri… Alternatif tarım yapıyor ve Antakya’nın geleneksel lezzetlerini üreterek nihai tüketiciye ulaştırıyor. Tarım ve hayvancılık sektörüne yatırım yapma kararı alan iş adamlarının sayısı her geçen gün artıyor. Koç, Doğan, Cıngıllıoğlu, Arıkanlı, Esas, Silkar, Söktaş gibi holdinglere son dönemde Global, Saray Halı, Sancak, Özler, Öztiryaki ve Orka gibi gruplar eklendi.

Tahincioğlu ailesi, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, tekstilci Remzi Gür gibi sanayicilerin de bu alana girdiklerini biliyoruz.

Bu konuda en son iyi örneklerden biri de Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Başkanlığını yapan çok sayıda sivil toplum örgütünde örnek projelere imza atan Süleyman Onatça oldu. Türkiye’nin farklı sivil toplum örgütlerinin başında gördüğü Süleyman Onatça Adanalı… Ve bu kentin Süleyman Abisi olarak biliniyor. Ve Süleyman Onatça tam emekliye ayrıldığı sanılırken etkili ve örnek bir yatırım ile gündeme geldi. Süleyman Onatça artık Çukurova’nın bereketli topraklarında eşi benzeri olmayan narenciye bahçeleri kuruyor. Portakalın çekirdeğinden kabuğuna her gramının değerlendirildiği bir yapı kurmayı hedefleyen Onatça hem sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla hem de tarımda teknoloji uygulamaları ile örnek olmak istiyor.

71 yaşını geride bırakan Onatça yazdığı ‘Çapa Zamanı’ adlı kitabı ile gördüğü ilgiyi bir de tarımda attığı adımlarla tekrarlamayı hedefliyor ve şu ifadelerle yaptığı işi anlatıyor:

“Çocukluğum tarlaların, bahçelerin içerisinde geçti. Babam birçok Adanalı gibi toprak ağası değil, Sümerbank’ta işçiydi. Bir şeyler üretmeyi hep çok sevdim. Toprağımız olsa iyi bir çiftçi olurdum. Ama öyle bir imkanım yoktu. Belki içimde ukde kalmış olabilir ama tarıma yatırım yapmamın nedeni bu değil. TÜRKONFED Başkanlığım döneminde hem yurt içinde hem yurt dışında çok sayıda şehir gezdim. İklim değişikliği, kuraklık, savaşlar gibi birçok neden tarımsal üretimin önemini her geçen gün artırıyordu. Nitekim pandemi, tarımın savunma sanayinden bile stratejik bir konuma sahip olduğunu gösterdi. Pandemi başladığında dikkat ettiyseniz ülkeler ilk refleksi tarımsal ihracatlarını durdurma kararıyla gösterdi. Yani ülkeler ‘paranız olsa da ürünümü satmıyorum’ dedi. Yaklaşık 10 yıl önce tarıma yatırım kararı aldık. Bugün 600 dönüm arazide katma değeri yüksek üretim gerçekleştiriyoruz. Nar, avakado ve limondan portakala çok farklı narenciye çeşitleri yetiştiriyoruz.“

 Üç ay boyunca nektarin hasadı yapıyor

Peki Süleyman Onatça yaptığı her işte olduğu gibi bu işte de yenilikler yapmayı hedefliyor mu? Bu soruyu “tabi ki “ diyerek başlıyor ve şöyle devam ediyor:

“Yaptığım her işte inovasyona ve örnek olmaya özen gösterdim. Yıllar önce bölgenin ilk çevreci binasını yaptığımızda garip karşılayan, ‘Bu kadar büyük harcamaya gerek var mıydı?’ diyenler oldu. İlkler, yenilikler zor ve daima maliyetlidir. Ama orta ve uzun vadede hep kazançlıdır. Biz çevreci binayı yaptıktan sonra TOYOTA, yeni kurulacak her bayiye ‘Binanızı çevreci yapın’ tavsiyesi yaptı. Elbette bu gurur verici. Şimdi tarım yatırımımızda da bölge tarımına örnek olacak işler çıkaracağımıza inanıyorum. Bunun için öncelikle tarımsal alanımızı ölçek ekonomisi gereği büyütüyoruz. İspanya’da bir nektarin üreticisini ziyaret ettim. Devasa bir alanda üretim yapıyor. Bahçesini o kadar güzel kurgulamış ki üç ay boyunca market zincirlerine dalından koparılmış tazelikte ürün verebiliyor. Yani hasat dönemi birkaç gün değil. Böylece hasat günlerinin düşük fiyat sorunundan etkilenmiyor. Ayrıca çiftliğinin içerisinde paketleme, nektarin suyu çıkarma, meyve salatası ünitesi gibi bölümler yer alıyor. İşletmenin sahibi ürününün bir gramını dahi zayi etmediğini belirtirken sürdürülebilir tarımı anlatıyordu. Bugün çiftçinin yaşadığı sorunlar arasında bu döngüyü sağlayamamış olmanın etkisi büyük. Hedefimizde bu modeli uygulayarak Çukurova’ya örnek olabilmek var.”