Terörizme nasıl yaklaşılmalı?

Son günlerde Amerika’da dikkatimi en çok çeken konuşmalar terörizmle alakalı oldu. Özellikle akademik çevreler, terörizme medyanın yanlış yaklaştığını, bu nedenle siyasileri yanlış etkilediklerini soruna “çözüm değil başka sorunlar ürettiklerini” söylüyor.

Bu yanlışların başında, teröristleri anlamamak yatıyor.  “Açlığı bitirin terörizm bitsin” veya “eğitimi yaygınlaştırın terör azalsın” aslında çok içi boş sözler.

Neden mi? Örneğin, El-Kaide’nin kurucusu Obama bin Laden’in ülkenin en zengin ailelerinden birinden geldiğini ve üniversite öğrencisi olduğunu biliyor muydunuz? Veya IŞİD’e 85 farklı ülkeden insanların akın akın katılmak için Suriye’ye uçtuğunu? Üstelik bu ülkelere Kanada, Amerika ve Norveç gibi kuzey ülkeleri de dahil. Eğitimli gençler, farklı bir şeyin parçası olmak için bu örgütlere katılmaya gittiler.  Bu gençler eğitimsiz veya yoksul muydu?

Araştırmalar, teröristlerin “rahatsız edici şekilde normal” olduğunu gösterirken, terör örgütlerine katılmada bir numaralı etkenin “yalnız hissetme, toplumdan uzaklaşma” olduğunu vurguluyor. Her genç, özellikle ergenlik çağlarında, yalnız ve soyut hissetmez mi kendini? Yani teröristlere çizilen bu profil aslında her gencin teröre yatkınlığı olduğunu gösteriyor…

Teröristleri yanlış anlama ve yüzeysel olarak onları ‘”cahil, gaddar ve maddi yokluk içerisinde” nitelendirmenin sonucunu tüm dünya gibi yıllardır terörle mücadele eden Türkiye’de yaşıyor.

Gerek dini örgütler, gerek ise milliyetçi olanlar çoğu zaman bu görünen özelliklerini çok daha başka ideolojilere hizmet etmek için “araç” olarak kullanıyor.

Düşünmekte yarar var…