Asıl zenginlik

Türkiye’deki, kaos, kokuşmuşluk, hukuksuzluk, baskı, yolsuzluk, rüşvet, lüks, israf, yalan ve iftira, gösteriş, gurur-kibir, torpil, liyakatsizlik, kul hakkına tecavüz, şirk, fuhuş, uyuşturucu, kumar, sapıklık, tecavüz, haramlara boğulmuş, pervasızca yürütülen din istismarı ortamını;

  • Tek adam rejiminin, ülkemizi nasıl batışa ve iflasa götürdüğünü, kimseyle istişare etmediğini; vahim hatalarında nasıl ısrar ettiğini;
  • Yap-İşlet rezaletini; şu ana kadar, halkın sırtına yüklenen 181 milyarlık yükün kaynağı “Kur Korumalı Mevduat” saçmalığını, bitip tükenmek bilmeyen yolsuzlukları, ihale hilelerini, yağmaları; gelmiş geçmiş en pahalı iktidarı (Sadece sarayın günlük harcaması 10 milyon 277 bin TL’dir. Cumhurbaşkanının harcadığı tutar 18 milyar TL; örtülü ödenek harcaması da 23 milyar TL’dir.) Bu başarısız duruma rağmen, (AKP Genel Başkanı ve tayinle gelmiş, etkisi ve yetkisi olmayan bakanlarınca) nasıl pembe tablolar çizildiğini;
  • İktidarın emrine girmiş Diyanet İşlerinin; milli ve manevi değerlerimizin, ahlaki yapımızın, inanç sistemimizin, dejenere olması; özellikle gençlerimizin dinden uzaklaşması karşısında, nasıl pasif kaldığını; Şia, Vehhabilik, Selefilik vb. akımlara karşı tavır almadığını; Camileri, parti şubesi haline getirdiğini;
  • İşsizlik, sefalet, fakirlik zirve yaparken; yandaşların ve bankaların nasıl (aşırı) zenginleştiğini;
  • Din baronlarının, cemaatlerin (iyi niyetli olanları tenzih ederim) vakıf ve derneklerin tam anlamı ile dünya hırsına kapıldıklarını, kamu kaynaklarını sömürdüğünü, milyonlarca kişiyi istismar edip, köle gibi kullandıklarını;
  • Ve bütün bu suçların, günahların, Cenab-ı Hak’tan korkmadan, Kul’dan utanmadan aleni ve pervasızca işlendiğini;
    İbretle, dehşetle, büyük üzüntü ile izliyorum…
  • Ne yazık ki; bu facia, “dindarlık maskesi” altında, icra edilmektedir. Halkımızın, bilgisizliği ve inancı istismar edilmektedir. Dinimiz adına tam anlamı ile yüz karası bir tablo sergilenmektedir.
  • Kuran-ı Kerim’e ve sevgili Peygamberimizin (SAV) tebliği, söz ve davranışlarında, bu rezaletlere izin veren, bir şey var mıdır? Sadece baş örtüsü takarak, kamu malı yağması sorumluluğundan kurtulmak mümkün müdür? Şirkin ve kul hakkının affı mümkün müdür? Peygamber Efendimiz (SAV) “Ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim” dememiş midir? Peki bu davranışların hangisi bu söze uymaktadır?
  • Bu ne gözü doymazlıktır? Kimin kefeni cepli olacaktır? Ve o dehşetli hesap gününde Yüce Rabbimize nasıl hesap vereceksiniz? Servetleriniz, koltuklarınız, yağcılarınız size yardımcı olabilecek midir?
  • Gerçek zenginliğin ne olduğunu idrak edemediniz. Asıl zenginlik, sağlık, huzurlu bir aile hayatı, hayırlı eş, çocuklar, torunlar, itibar, tokgözlülük, daima aşağıya bakıp şükretmek, yukarı bakıp haset etmemek, herkese yardımcı olma arzusu ve gayreti, hayırlı hizmetler, insan ve vatan sevgisi, sizden çıkar beklemeyen gerçek gönül dostları, tevazu, samimi inanç, vefa, cömertlik, bilgi düzeyi, edep, güzel ahlak, kul hakkına bulaşmamış olmak, şirkten korunmuş olmak vb. güzel hasletlerdir.
    Arkada servet bırakmak fayda vermez. Önemli olan güzel bir isim, insanlara yararlı eserler ve sizi hayır dua ile anacak kişiler bırakmaktır.