6’lı masa, Türkiye’nin geleceğini konuşuyor

Ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu. İzmir toplantısından aldığı güç ve destekle, 6’lı Masa’da yer alan muhalefet liderlerini konuk ediyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, İzmir’de yaptığı “Benimle misiniz?” çıkışı siyaset kulislerinde büyük yankı yaptı. Partililere seslenen Kılıçdaroğlu, “Artık bilmek zorundayım, siz gerçekten benimle birlikte misiniz? Bazılarınızın sesi çıkmıyor, bazılarınızın da isteyerek veya istemeyerek zarar verdiğini de görüyorum. Artık karar verin” demişti.

CHP ve İYİ Parti’nin yer aldığı Millet İttifakı ile Saadet Partisi (SP), Gelecek Partisi (GP), Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Demokrat Parti’nin (DP) oluşturduğu ‘Altılı Masa’ liderleri Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme Geçiş deklarasyonunu 28 Şubat’ta Ankara’da ilan etmişti.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun İzmir’deki çıkışı CHP içerisinde “adaylık ilanı” olarak yorumlanırken, altılı Masa’da ikinci tur görüşmeler başlıyor. İkinci turun ilk toplantısı; 2 Ekim Pazar günü, CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde yapılacak. Bu turdaki görüşmelerde; 6’lı Masa’nın seçim sürecine yönelik ortak yol haritasını belirlemesi ve 6’lı Masa bileşenlerinin ‘seçim ittifakı’ konusundaki tutumlarını açıklamaları bekleniyor.  Kılıçdaroğlu, toplantı öncesinde altılı masa liderlerini tek tek ziyaret ederek ortak gündemi oluşturdu.

Liderler turu

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, altılı masanın 2 Ekim’de başlayacak ikinci tur toplantıları öncesi liderler turuna çıktı. Kılıçdaroğlu, bu kapsamda DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ziyaret etti. Ziyaretler basına kapalı olarak gerçekleştirildi.

Altılı Masa’da liderlerin ikinci turda öncelikli olarak Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusunu ele alacağı konuşuluyor. Edinilen bilgilere göre, liderler, “Tek tek aday mı çıkarılmalı yoksa ortak bir aday etrafında mı seçime girilmeli?” sorusunun yanıtını arayacak. Bu konuda liderlerin çoğunluğunun ortak aday fikrinde olduğu biliniyor. Uzlaşmacı ve halkın tanıdığı bir isim olması, adayın mümkünse parti genel başkanlarının içerisinden çıkması fikrinde ağırlık hâkim olduğu belirtiliyor. Cumhurbaşkanı adayının genel başkanlardan biri olması durumunda, mevcut partisinden istifa edip etmeyeceği de gündeme gelecek.

“ADAYIN BELİRLENMESİ İÇİN DAHA VAKİT VAR”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)- Türkiye’de süreçlerin yönetimi, süreçlerin belirlenmesi ve belirlenen süreçlerin içinin doldurulması fevakalede önemli. Süreç şu anda adayı belirleme süreci değil. Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamaları, tüm belediye başkanlarını, CHP’lileri ve diğerlerini bağlayıcı bir tutum oldu. Bu suretle tüm belediye başkanları ve muhtemel adaylar iki dudağın arasına girdi. Biz iki dudak demokrasinin işlemediği bir sistemi istiyoruz. Halkın iradesi olmalı. Bir takım ayıplarımız yine var, anlayış değişmediği sürece yine var olmaya devam edecek. Birinci tur süreci bitti. İkinci turda sürecin ne olacağı konusunu açıklamadılar. Ne zaman açıklanacağı belirsiz. Bunları görmek ile ilgili çok yoğun spekülasyonlar, bölücü tutum ve davranışlar olacak. Burada birlikte hareket edenlerin bölünmemesi lazım. Bu bölünmeme ilkeler bazında olmalı. Kişilere indirgenmemeli. Kişilere indirgenecek süreç değil. Aday, seçim ilan edildikten sonra o sürece girildiğinde açıklanmalı. Adayın daha önce açıklanması demokratik anlayışına uygun düşmez. Kendi heveslerimizi tatmin edebilir, kendi arzu ve isteklerimizi tatmin edebilir, kendi arzu ve isteklerimizin ötesinde evrensel kurallar var. Süreçlerin yönetimi fevkalade önemli.

6’lı Masa kabul edilsin veya edilmesin, birlikte kanun teklifleri vermeli. Birlikte araştırma önergeleri, birlikte soru önergeleri vermeli. Milletvekillerinin bireysel özgürlüklerini sınırlandırın demiyorum. O birlikteliklerin yarın öbür gün yönetmeliğe nasıl yansıyacağını görmeliyiz. 6’lı Masa’nın 2 Ekim’de yapacağı toplantı ve bundan sonraki ikinci tur toplantıları mecliste neler yapılacağının, nelerin olacağının millete gösterilme sürecidir. Partiler tek tek bir takım değerli metinleri kamuoyuna sunuyorlar. Bu metinlerin birleşen, ayrışan yanlarını da açıklıkla ortaya koymalılar. Millete neler yapacağını göstermek durumundadır. Bu da eylem planları ile olur. Eylem planlarının en önemli göstergesi genel düzenleyici işlemlere ne yaptıklarını ne yapacaklarını ortaya koymaktan geçer. Millet ittifakı iktidara geldiğinde neler yapacak? Kanuni, idari düzenleme olarak? İdari düzenleme olarak neler yapacak? Kamu kurum ve kuruluşlarını nasıl dizayn edecek? Tüm bunların artık somut olarak ortaya konması lazım. Güven duygusunun gerçekleşmesi lazım. Yasamaya, yürütmeye ve mutlaka ama mutlaka yargıya güven olmalıdır. Çünkü süreç ölçülü ve dengeli olma sürecidir.

6’lı Masa’nın adayı, Kılıçdaroğlu olmuş, Ahmet olmuş, Mehmet olmuş; daha bu süreç içinde değiliz. Güven istemek, benimle beraber olun çağrısı yapmak değildir. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları erken, aceleci oldu. Acele davranmayalım. Zamanlama siyasette son derece önemli. Zaman bunun zamanı değil. Daha sahaya çıkılmadı. Antrenman yapılıyor. Antrenmanda çeşitli varyasyonlar üzerinde duruluyor. Biz seçenler olarak antrenmanda görelim, maça çıkarken de kadrolarını görelim. Acele etmemek lazım. Mansur Yavaş olsun, Ekrem İmamoğlu olsun, Tunç Soyer olsun hepsi şu anda iki dudak arasına girdi. Ben seçmen olarak iki dudak aralarına girmeleri, iki dudak aralarına sokulmaları istemiyorum.

“SEÇİM KAPIDADIR, MUHALEFETİN GEÇ KALMA LÜKSÜ YOKTUR”

Metin Öney (Eski Milletvekili)- Kılıçdaroğlu’nun, Seferihisar’da Milletvekillerine ve diğer parti yöneticilerine hitaben yaptığı konuşma, gerek kamuoyunda gerekse kendi mensupları tarafından yanlış değerlendirmelere tabi tutulmuştur. Şöyle ki: Konuşma amacından saptırılarak “Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıkladı” tarzında yorumlanmıştır. Bu yorum tarzı her açıdan yanlıştır. Çünkü, “Millet ittifakı” baştan beri ,”aday konusunu ” konuşmadıklarını defalarca açıklamıştır.

Kılıçdaroğlu gibi bu konularda arkadaşlarına rağmen çok hassas olan bir siyaset adamının, altılı masaya getirmeden adaylığını açıklaması öncelikle alınan karara aykırı olacağı gibi, “usulen” işin özüne aykırıdır.  O zaman şu soruların sorulması gerekir:

Altılı masa ortaklarının her biri “aday” açıklaması yapacaksa, o zaman “Aday konuşulmadı” sözleri ne olacaktır? Her bir ortak ayrı ayrı aday açıklaması yapabilecek mi? Daha sonra yapılan açıklamalar esasen bu konuya açıklık getirmiştir. Haber Türk’te programa çıkan Meral Akşener, konuya açıklık getirmiş ve Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının altılı masayı değil kendi partisini bağlayıcı olduğunu ve kendilerinin de aday gösterebileceklerini açıkça ifade etmiştir.

 “Partililere hitaben bir Genel Başkanın bu tarz bir konuşma yapması siyaseten doğru mudur?” sorusu sorulabilir ve o tartışılabilir. Altılı masa için 2 Ekim’de yapılacak toplantı şüphesiz çok önemlidir. Artık anlaşılıyor ki “aday” konusu da gündeme gelmeli ve açıklama olmasa da işaretleri kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Zaman geçmektedir. Seçim kapıdadır. Adaya kendini ve projelerini anlatması için uygun bir zaman verilmelidir. Çünkü Erdoğan çoktandır alanlara çıkmıştır ve yayın organlarının büyük bir bölümü zaten onun propagandasını yapmaktadırlar. Bu konuda muhalefetin geç kalma lüksü yoktur.

Seçilecek cumhurbaşkanı adayının öncelikle yapması gerektiği işlerde konuşulup bir ön bilgi olarak tayin ve tespit edilmesi gerekmektedir. Çünkü TBMM aritmetiğinin nasıl olacağını şimdiden tespit mümkün değildir. O zaman ittifakın projelerinden çok, seçilecek Cumhurbaşkanının muazzam yetkileri ile neler yapacağının tayin ve tespiti çok daha önemlidir. Çünkü ülke devasa sorunlarla karşı karşıyadır ve bu sorunların ivedilikle çözüme kavuşturulması gerekir. Bunun için yeterli yetkiler seçilecek Cumhurbaşkanı adayında mevcuttur. Çünkü bu yetkiler şimdiki Cumhurbaşkanında vardır ve kazanacak aday o yetkileri kullanarak, ülkeyi bir an önce “fabrika ayarlarına” döndürmelidir.

Uzun vadede yapılacak işlerde konuşulup, konu bir karara bağlanmalıdır. Bütün bunlar için yeterli zaman olmayabilir. Bu toplantı artık eski toplantıların tekrarı biçiminde cereyan etmemelidir. Net ve açık program kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Değiştirilen seçim yasası da dikkate alınarak, bu konulara açıklık getirilmelidir. Kamuoyu adayla birlikte bunları da merakla beklemektedir.

 

“6’LI MASA, SEÇMENE / HALKA GÜVEN VERMELİ”

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci-Yazar)- Muhalefet blokunun ana gövdesini oluşturan 6’lı birliktelikte, ikinci tur görüşmeleri başlıyor. İlk toplantının ev sahipliğini de ana muhalefet lideri / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yapıyor. Geçtiğimiz hafta sonu, CHP’nin İzmir Seferihisar’da yapılan meclis grubu kampında; Kılıçdaroğlu’nun yaptığı konuşma, bütün haftaya damgasını vurdu. CHP örgütü, milletvekilleri, belediye başkanları; genel başkanları Kılıçdaroğlu’nun etrafında kenetlendiklerini gösterdiler. Kılıçdaroğlu, İzmir toplantısında kendi partisinden aldığı güç ve destekle, ikinci tur görüşmelerine başlıyor. Yaptığı önemli konuşma da temelde bu amacı hedefliyordu. Dolayısıyla amaç gerçekleşmiş oldu.

Son günlerde 6’lı Masa, sıkça ve yalnızca adaylık tartışmalarıyla gündeme geliyor. Aslında bu durum 6’lı birlikteliği yoruyor ve yıpratıyor. Hem kendi aralarında ve hem de kamuoyuna yönelik olarak güven sorunu yaratıyor. 6’lı Masa’nın hızla bu dar makastan çıkması ve bir makas değişikliği yapması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun yolu da öncelikli kendi gündemlerini değiştirmelerinden, adaylık tartışmasından kurtulup sistem tartışmasına yönelmelerinden ve halka somut projeler sunmalarından geçmektedir. Unutulmamalıdır ki 6’lı Masa’nın seçmene / halka güven verebilmesinin yolu da bu hattadır.

6’lı Masa’nın /genelde muhalefet blokunun, kendisine duyulan güveni perçinlemek ve büyütmek için neler yapması gerektiğini; daha aylar önce, Gözlem’deki ‘insaNomi’ köşemizde yayımlanan (22 Temmuz 2022) ‘Muhalefet, yol haritasını yalınlaştırıp sadeleştirmeli’ başlıklı makalemizde yazmıştık: “İktidar blokunun ve onun propaganda aygıtı işlevi gören çevrelerin, vatandaşın / seçmenin kafasını karıştırmaya yönelik faaliyetini göğüslemenin ve püskürtmenin en temel yolu; muhalefetin atacağı adımları, kısacası yol haritasını yalınlaştırıp sadeleştirmesinden geçiyor.

Seçim sonrasında sistem değişikliği nasıl gerçekleştirilecektir? Yeni seçilecek cumhurbaşkanının konumu ve işlevi ne olacaktır? Muhalefet, seçim sonrasında birlikteliğini ve dayanışmasını koruyabilecek midir? Normalleşme hangi vadelerle ve nasıl sağlanacaktır? Acil eylem planı hangi konuları içerecek ve nasıl hayata geçirilecektir? Bütün bu sorulara yanıtlar, herkesin anlayabileceği / kavrayabileceği bir söylemle kamuoyuna açıklanmalıdır.”

Aynı makalede; “Bu sorulara yanıtların hazırlanması ve ortaklaştırılması elbette önemlidir. Ancak bu çalışmalar kapalı devre yapılan, teknik bir mutfak çalışması olarak dosyalarda kalmamalı, hızlı ve etkili biçimde kamuoyuna mal edilmelidir. Sözün özü, ortak bir söylemle ve etkin bir iletişim kampanyası ile en geniş kesimlere ulaştırılmalıdır” diyerek, muhalefetin tezlerinin ve politikalarının seçmene ivedilikle ulaştırılması gerektiğinin altını çizmiştik.

“Normalleşme ve yeniden inşa konusunda, vatandaşın kafasında herhangi bir belirsizlik / soru işareti oluşmasına fırsat verilmemelidir. Bu başarıldığı ölçüde; iktidar çevrelerinin hamleleri boşa çıkarılacağı gibi, halkın muhalefete olan güveni ve ilgisi daha da artacaktır. Kısacası, muhalefet blokunun yelkenlerinin daha da şişirilmesinin ve yola daha büyük biz özgüvenle / moralle devam etmesinin yolu da buradan geçmektedir” diyerek, güven konusuna dikkat çekmiştik.

Yine aynı makalede, seçmenin / halkın muhalefete ve özellikle de 6’lı birlikteliğe güveninin artırılıp büyütülebilmesi için, saha çalışmasını ortaklaştırması ve güçlendirmesi gerektiğini vurgulayıp, somut önerilerde bulunmuştuk. 6’lı Masa’nın ikinci tur görüşmeleri başlarken; bu önerilerimizi bir kez daha yinelemek istiyoruz:

“Muhalefet, söylemiyle birlikte saha çalışmalarını da ortaklaştırmalı ve çeşitli vesilelerle (anma, açılış, tören, kutlama, şenlik vb.) kamuoyunun karşısında birlikte olmalıdır. İşbirliği yapan siyasal partilerin liderleri, sözcüleri, yöneticileri, il ve ilçe başkanları; halkın karşısına sıkça birlikte çıkmalıdır. Yeni döneme ve sürece ilişkin politikalar, öncelikle işbirliği yapan partilerin örgütlerine / tabanlarına aktarılmalıdır.

Büyük kentlerden başlayarak bütün il ve ilçelerde, merkezi masaya koşut ‘ortak masalar’ oluşturulmalı, kentlerin kanaat önderlerinin katılacağı bilgilendirme toplantıları yapılmalıdır. Sendika, meslek odası ve sivil toplum örgütlerinin, önümüzdeki dönem ve süreçle ilgili görüş ve önerileri alınmalıdır. Başta ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ olmak üzere, ortaklaşılan politikalar ve hazırlıklar, kanaat önderlerine, kentin ve halkın temsilcilerine anlatılmalıdır.”