Muhalefeti ayrıştırma tuzakları

Muhalefeti bölmeye ve özellikle de 6’lı Masa’yı dağıtmaya yönelik hamleler ardı ardına geliyor.

Altılı masayı oluşturan muhalefet partilerinin Cumhurbaşkanlığı seçimi için ortak adayının kim olacağı ve zamanlamasına ilişkin tartışmalar sürüyor. CHP, İYİ Parti, DEVA, Gelecek, Demokrat Parti ve Saadet Partisi’nin oluşturduğu altılı masanın adayı ile ilgili tartışmalar son dönemin gündemini en çok meşgul eden konular arasında yer alıyor. Altılı masayı oluşturan partilerin liderlerinin ortak aday fikrinden geri adım olmadığı belirtilirken, iktidar ise muhalefeti bölge ve masayı dağıtmaya yönelik hamlelerini sürdürüyor.

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklaması gerek CHP ile İYİ Parti gerekse İYİ Parti ile HDP arasındaki bazı fay hatlarını tetiklese de altılı masanın ortak aday çıkarma fikrinden şu an için bir geri adımın söz konusu olmadığı belirtiliyor. Ortak adayın kim olması gerektiğine ilişkin kamuoyunda farklı görüşler dile getirilirken, adayın ne zaman açıklanması gerektiği de tartışılıyor.

Gürsel Tekin’in açıklamaları sonrası Cumhur İttifakı partileri AKP ve MHP’den 6’lı masa bileşenlerinden İYİ Parti’ye yönelik sert eleştiriler yapıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, eleştirileri “muhalefeti bölmeye yönelik” olarak değerlendirdi. Hazırlanan tuzakların ve muhalefeti ayrıştırmaya yönelik operasyonların farkında olduklarını belirten CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Bölünmeyiz ayrışmayız” mesajı verirken; Akşener de ‘6’lı Masa’ya yönelik hamleleri “Eylül linçi” olarak tanımladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin’in sözleri sonrasında 6’lı masaya yönelik eleştirilere, “Bunların hepsi iktidar sıkıştığı için gündem değiştirme kaynaklı yapılan haberler. Bu çabalara su taşımamak gerek. Cumhur’un bize dayattığı gündemi değil, gerçek gündemi konuşmaya devam edeceğiz” değerlendirmesini yaptı.

Eylül linçi başladı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, HDP’ye bakanlık tartışması, Buğra Kavuncu ve Yavuz Ağıralioğlu’nun açıklamaları, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ı aday yapmak için imza toplama kampanyası başlatacağına dair iddialarla ilgili konuştu. İmza kampanyasını yalanlayan Akşener, “Eylül ayı geldiğinde birileri İYİ Parti’yi linç etmek için harekete geçiyor. Kim yapıyor, nasıl yapıyor, neyi amaçlıyor anlamaya çalışıyoruz. Eylül linci başladı. Daha önce de benzer şeyler olmuştu” değerlendirmesinde bulundu.

“Altılı masada çatlak yok” diyen Akşener, İYİ Parti’nin masadan kalkmak gibi bir düşüncesinin olmadığını söyledi. Akşener, adaya ilişkin, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayını bu 6 liderin seçeceğini söylemesi sonrası bunu olumlu bulduk. Karar masadan çıkacak. Adayı 6’lı masa belirleyecek. Biz cumhur ittifakı değiliz. Orası bir ortak akıl platformu. Seçime tek adayla gidilmenin hem cumhurbaşkanlığını kazanmak hem de parlamenter sisteme geçiş açısından önemli buluyorum” diye konuştu.

***********

“SEÇİM YARIŞI, ETİK KURALLAR ÇERÇEVESİNDE YAPILMALIDIR”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)- Seçimlerin serbest rekabet ortamında, yarışma ortamında yapılması lazım. Yarışma, halkın doğru bilgilendirilmesi suretiyle yapılır. Neler yapılacağı söylenir, anlatılır, tanıtılır ve muhalefet ettikleri konuyu da hakaret etmek suretiyle değil, görüş bildirmek suretiyle ortaya koymak gerekir. Seçim hukukunun en önemli özelliği serbest rekabet ortamında, yarışma ortamında yapılmasıdır. Yarışmanın kurallarına uyulması hem etik kurallar hem de normatif kurallar gereğidir. Burada muhalefet edenleri bozgunculukla, bölücülükle, ayrımcılıkla suçlamak doğru değildir. Ne yapılacaksa, ne yapıldıysa onlar söylenmeli ve halk aydınlatılmalıdır. Bunlar, halkı aydınlatmak yerine halkı aldatmaya yönelik tutum ve davranışlardır. Muhalefetin de aldatmaya yönelik tutum ve davranışlara fırsat vermeyeceğini umuyoruz. Muhalefetin bu yola başvurmayacağını umuyoruz. Bu yarışma, hukuk çerçevesinde, etik kurallar çerçevesinde yapılmalıdır. Bölmeye yönelik tutum ve davranışlar, karşı tarafta ilikler açmak, karşı tarafta olumsuzluk yaratmak düşüncesiyle yapılan işlerdir. Maalesef bunlar Türkiye’nin seçim hukuku bakımından da Türkiye’nin Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı sıralamasında dünyadaki demokrasi sıralamasında sonlara doğru gittiğini göstermektedir. Seçimler, o ülkenin aynasıdır. Düşünce özgürlüğünün, seçme seçilme hakkının aynasıdır. Bu şekilde aldatma, aldatılma yanlış yönlendirme halkın seçme iradesine el uzatmaktır. Denge ve denetim maalesef yoktur. Terazinin topuzu kaçmıştır. Terazinin doğru tartması gerekir. Terazinin kendi lehine tartması ile ilgili yapılan tutum ve davranışlar, hukukla, adaletle, insan haklarıyla bağdaşmaz.

Türkiye seçim hukuku itibariyle, adayların açıklanması itibariyle bir sürece girmiş değil.  Bunlar hazırlık çalışmalarıdır. Muhalefetin bu konuda hazırlıklı ve dengeli olması son derece yerinde tutum ve davranıştır. Muhalefetin hem muhalefeti oluşturan partilerin, bu partileri izlemekte olan hem kamuoyunun hem diğer partilerin kabul edebileceği bir süreci işletiyorlar. Burada sadece muhalefet 6’lı masadan ibaret değil. 6’lı masaya sıcak bakanlar da var. Kendi adaylarının seçilemeyeceğini gördüğü zaman oylarını değiştirebilecek olanlar da var. Bunları şu anda muhalefetin tutum ve davranışları kendi çizdikleri çizgi etrafında yürüyor. Bu yürüyüş önümüzdeki dönemde hızlanacaktır. Birinci tur görüşmeleri başladı bitti, ekimde ikinci tur görüşmeleri başlıyor. Üçüncü turda adaylarını açıklarlar. Bu bir süreç işidir, bu süreç iyi götürülüyor. Önemli olan Ahmet’in Mehmet’in şu adayı değil. Muhalefetin ilkelerini belirlemesi bu konuda kamuoyuna güven vermesi gerekiyor. İktidarın da kamuoyuna güven vermesi lazım.  Bunları değerlendirecek olan seçmendir.

Muhalefetin kendi içindeki danışması, görüşmesi son derece doğaldır, yerindedir. Muhalefetin içinde de bir takım sesler olabilir. Farklı düşünceler olabilir ama buna muhalefet partileri de 6’lı masada uygun davranıyor. Aman konuşmayın, susun denilmiyor. Karşı görüşü olanlar da rahatlıkla görüşlerini söylesinler. Halk, bunları açık ve şeffaf bir şekilde duysa iktidarın kendi içinde nasıl kaynadığını görecektir.

*****

“MİLLET İTTİFAKI MENSUPLARI NELERİ SÖYLEMEYECEĞİNİN ŞUURUYLA HAREKET ETMELİ”

Metin Öney (Eski Milletvekili)- Son yıllarda partiler arasında iki önemli ittifak oluşmuştur. Bunlardan biri Cumhur İttifakı, diğeri ise Millet ittifakıdır. Cumhur İttifakı, AKP ve MHP başta olmak üzere BBP ve Vatan Partisinden oluşmaktadır. İttifakı destekleyen başkaca partiler de mevcuttur. Millet İttifakı ise lokomotif parti olarak CHP ve İYİ Parti olmak üzere Demokrat Parti, DEVA, SP; Gelecek Partisinden oluşmaktadır. MHP, Cumhur İttifakını ve dolayısıyla iktidarı tam olarak desteklemektedir.  Millet İttifakının ortakları ise iki ana konuda anlaşmış gözükmektedirler. Bunlardan biri Cumhurbaşkanlığı seçiminde tek adayı destekleme veya diğer bir deyişle müşterek bir adayla meydana çıkma, diğeri ise Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçişte müşterek hareket etmek. Şüphesiz bu iki “ittifak” arasında, partiler arası rekabetten ayrı olarak, ciddi bir rekabet söz konusudur.

İktidar bloğu veya diğer bir deyişle, Cumhur İttifakı, Millet İttifakının arasını açmak için pek çok siyasal çareye başvurmaktadır. Millet İttifakının bu güne kadar Cumhurbaşkanlığı adayını belirleyememesinden tutun da geleceğe dönük bütün plan ve projelerine karşı pek çok rivayet ortaya atabilmektedir. Altı partinin veya onların deyişi ile altılı masanın bir arada olmaması için söylenenlerin haddi hesabı yoktur. Bazen iş siyasi nezaket kurallarını da aşmaktadır. O kadar ki Millet İttifakı mensuplarının defalarca açıklamalarına rağmen, İktidar cenahı HDP’nin altılı masanın altında veya içinde olduğunu dahi söyleyebilmektedirler.

Elbette böyle bir manzaranın oluşmasında Millet İttifakını oluşturan parti yöneticilerinin de hatalı davranışları söz konusudur.  Hiç zamanı değilken CHP’li bir milletvekilinin “HDP ye bakanlık verilebilir” tarzındaki söylemi, İYİ Partili bir Milletvekilinin “Biz CHP ile ittifak yapmadık” sözleri ve benzer tutum ve davranışlar, ittifakın arasını açmak için iktidar cenahına koz vermektedir. 

Cumhur İttifakının asıl büyük endişesi, Millet İttifakının her geçen gün güçlenmesi, sorunlara çözümler üretmesi, başarısızlıkları apaçık ortaya koyması, güçlü bir adayla seçime girdiği takdirde sonuç alabileceğinin anlaşılması noktasında toplanmaktadır. Yirmi yıllık bir iktidarın, şu an itibariyle ülkenin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik sorunlara çözüm bulamaması ve hatta her geçen gün sorunların devasa boyutlar kazanması, yapılan tüm anketlerde dahi bu gerçeğin ortaya çıkması, bütün bunlara karşı, Millet İttifakının belirtmeye çalıştığımız gibi, her geçen gün güçlenmesi İktidar cenahının uykularını kaçırmaktadır. Hal böyle olunca, icraatlarla yenmek mümkün olamayınca, Millet İttifakının arasına ihtilaf sokmak en iyi çözüm olarak gözükmektedir.  Yapılacak iş, Millet İttifakı mensuplarının “neleri söyleyeceğinin değil, neleri söylemeyeceğinin” şuuru içinde hareket etmesidir. Her önüne gelenin konuşmamasıdır. Deyim uygunsa artık “dönüşü olmayan bir köprüden geçildiği” unutulmamalı ve her söz buna göre sarf edilmelidir.

İlaveten artık Millet İttifakı adayını belirleyip açıklamalı ve her toplantı sonrası benzer bildirilerle değil, her bir soruna ayrı ayrı çözümler üreten metinlerle halkın huzuruna çıkılmalıdır.

 

*********

MUHALEFET SAĞLAM DURMALI; TUZAĞA DÜŞMEMELİ VE OYUNA GELMEMELİDİR

Mehmet Şakir Örs (Gazeteci / Yazar) – İktidarın en büyük korkusu; kendisine karşı muhalefetin iş ve güç birliği yapması, muhalefetin en geniş kesimlerinin dayanışma içerisinde hareket etmesidir. Tersinden bakacak olursak, muhalefetin de en büyük gücü / üstünlüğü birlikteliktir, dayanışmadır ve ortaklaşmadır. Siyasal muhalefetin tüm partileri, liderleri, temsilcileri; bu temel gerçekliğin ayırdında olmalı ve bunu hiçbir zaman unutmamalıdırlar.

İşte bu nedenle, iktidar blokunu oluşturan partiler, buldukları her fırsatta ve zeminde, muhalefetin işbirliği yapmasını engellemeye çalışıyorlar. Bu bağlamda, en çok da 6’lı Masa’ya saldırıyorlar / yükleniyorlar. 6’lı Masa’nın ayrışmasını, dağılmasını istiyorlar. Buna karşın, ana muhalefet lideri / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Bölünmeyeceğiz, ayrışmayacağız’ mesajı veriyor. İyi Parti lideri Meral Akşener de bu dönemlerde benzeri saldırıların hep yapıldığına dikkat çekip, bu hamleleri ‘Eylül linçi’ olarak tanımlıyor.

İktidarın ikinci önemli hedefi, Millet İttifakı ve 6’lı Masa ile bu ittifakın ve masanın dışında kalan muhalefeti birbirinden olabildiğince uzaklaştırmak ve birbirine rakip hale getirmektir. Özellikle de ortak bir cumhurbaşkanı adayı üzerinde, muhalefetin gücünü ve muhalif seçmenin oylarını buluşturmasını engellemektir. Oysa bilinmektedir ki, farklı ittifakları ve partileri olsa da muhalefetin öncelikli hedefi ve ortak amacı iktidarın değiştirilmesidir.

Bu temel hedefe uygun olarak, seçim sürecinde, muhalefetin farklı ittifakları / partileri ve toplumsal kesimleri, birbirleri ile uğraşmamalı ve enerjilerini / güçlerini tümüyle iktidarı değiştirme hedefine odaklamalıdırlar. İçinde bulunduğumuz zorlu siyasal dönemde ve koşullarda; hayatın ve siyasetin reel gerçekliği, muhalefet için böylesi bir anlayışı ve yaklaşımı, ister istemez zorunlu kılıyor. Çünkü muhalefetin birbiriyle uğraşması ve birbirine muhalefet etmesi, doğrudan iktidarın işine yarar ve iktidar blokunun ekmeğine yağ sürer!

İktidar da bütün gücüyle muhalefeti dağıtmaya, ayrıştırmaya çalışıyor. Muhalefet kesimi arasında nifak tohumları serpiyor, geçmişten gelen yaraları kaşıyor, var olduğunu düşündüğü çatlakları büyütmeye çalışıyor. Bu kapsamda, muhalefet partilerine yönelik siyasal tuzaklar hazırlıyor, oyunlar kuruyor ve hamleler yapıyor. İlgili ilgisiz, yetkili yetkisiz bazı muhalif siyasetçilerin tartışmalı sözlerini cımbızlayıp, köpürtüyor. İktidarın yönlendiriciliğindeki kanallarda ve yayın organlarında, günlerce bunlar konuşulup yazılıyor.

Bütün bu gerçeklerin en baştan farkında olması gereken muhalefet partileri ve siyasetçileri, sağlam durmalıdırlar. Muhalefete yönelik tuzakları boşa çıkarmalı ve hazırlanan oyunları bozmalıdırlar. Bunun yolu da muhalefetin en geniş kesimlerinin, ortak bir cumhurbaşkanı adayında buluşturulmasından ve farklı ittifaklarla da olsa muhalefetin parlamentoda en geniş ve etkin temsilinin sağlanmasından geçmektedir.

Hiçbir ayrıntı ve gerekçe, bu temel ve öncelikli hedefin önüne geçirilemez ve geçirilmemelidir. Bu zor ve zorlu süreçte, aslolan muhalefet partilerinin kurumsal yapılarının ve genel başkanlarının tutumudur, söylemleridir. Temel prensip olarak onlara itibar edilmelidir. Muhalefet partileri ve siyasetçileri arasındaki güven ilişkisi çok yönlü güçlendirilmeli ve en önemlisi de halka / seçmene güven verilmelidir.