Üzümcüye darbe üstüne darbe!

Üzüm yöresinde, Gediz ovasında, dört kuşaktır üzüm üretimi ile uğraşan bir ailenin mensubu olarak;yıllardır tarıma, tarımsal üretime ve üretici sorunlarına olan ilgimiz, duyarlılığımız biliniyor.

Üreticinin sorunlarını / sıkıntılarını, bizzat içlerinde yaşayarak duyumsayan / içselleştiren duyarlı bir yurttaş ve yazın insanı olarak; gücümüz yettiğince bu sorunları gündeme taşımaya çalışıyoruz.

Üzümde fiyat konusu ve üreticinin beklentisi

Önceki yıl üzümcü büyük mağduriyet yaşamıştı. Bu nedenle de hiç olmazsa bu sezon mağduriyetinin giderilmesini bekliyordu. Dört hafta önce Gözlem’de yayımlanan ‘Üzümcü, 30 liranın üstünde fiyat bekliyor’ başlıklı yazımızda şunları yazmıştık: “Geçtiğimiz ürün yılında ve hasat döneminde iktidardan büyük darbe yiyen ve bin bir emekle / zahmetle yetiştirdiği üzümünü maliyet fiyatlarının altında satmak zorunda kalan üzüm üreticisi, yeni hasat dönemine giriyor.

Üreticiler, önceki hasat döneminde yaşadıkları mağduriyetin de göz önüne alınarak, bu yıl çekirdeksiz kuru üzüme iyi bir fiyat verilmesini istiyorlar. TÜİK’in resmi üretici enflasyonunun bile yüzde 144,67 olduğu bir dönemde, üzüm alım fiyatının 30 liranın üstünde olması gerektiğini söylüyorlar. Bir başka talep de temel ihracat ürünü olan çekirdeksiz kuru üzüm fiyatının dövize endekslenmesi. Ana muhalefet lideri / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 2 dolar talebini seslendirmesinin altında da işte bu gerçeklik yatıyor.”(Gözlem / 12 Ağustos 2022)

27 TL’lik fiyatı, piyasada bulan da gören de yok!

Üzümcünün beklentisine ve talebine karşın, 2022 mahsulü çekirdeksiz kuru üzüm fiyatının 27 TL olacağı Manisa’da açıklandı. Öncelikle bu konudaki samimi görüşümüzü ve değerlendirmemizi yazalım. Eğer seçim yaklaşıyor olmasaydı, üzüme bu fiyat da verilmezdi.

Konuya uzak olanlar, ilan edilen fiyatın ‘taban fiyat’ anlamına geldiğini düşünüyorlar; yani bu fiyattan aşağıya sanki üzüm satılamayacakmış gibi algılıyorlar. Oysa bu 27 TL’lik fiyat 9 numara üzüme karşılık geliyor. Üzümün ekspertiz işlemlerinde 9 numarayı yakalayabilmek öyle kolay değil. Çünkü genellikle ürüne 9 numaranın altında tipler veriliyor. Bunların da fiyatı düşük oluyor. Hele bölgedeki hava koşullarının yağmura / doluya döndüğü durumlarda, üreticinin işi daha da zorlaşıyor.

TMO üzüm alımını geciktirdi

Bir başka önemli konu, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) alım işlemlerini geç başlatması. TMO, üzümcülüğün merkezi sayılan Alaşehir’de üzüm alımlarını 12 Eylül tarihinden sonra başlattı. Bu durum, piyasaya borçları olan üreticilerin tüccarın önüne atılması anlamına geliyor. Sıkışık durumda olan üretici, ürününü 15-18 TL’den fiyatlarla elinden çıkarmak zorunda kalıyor. Hele yağmur/dolu yemiş üzümlerde bu fiyat 12 TL’ye kadar düşüyor!

Aslında TMO’nun üzümle ilgili bir bilgi ve organizasyon birikimi de yok. Geçmişte de üzümle hiç ilgisi olmadı. O nedenle üzümcünün alışkın olmadığı bir dizi kurallar ve zorluklar getiriyorlar. Bir bakıma yorgun üreticiyi adeta yokuşa sürüyorlar! Küçük üreticinin buralara erişip ürününü teslim edebilmesi, hiç de kolay değil. Bu nedenle, üzüm konusunda daha organize ve deneyimli olan Tariş’in devreye sokulması gerekiyordu.

Dolu ve yağmur üzümü vurdu!

Hasat döneminde yörede yaşanan olumsuz hava koşulları da üreticiyi vurdu. Aşırı yağmurlar ve dolu yağışı, hem sergideki üzüme ve hem de bağdaki üzümlere zarar verdi. Üzümün kalitesi bozuldu ve fiyatı da daha aşağıya çekildi. Üzümler çürüdü ve sergi yerlerinde kaldı. Dolayısıyla, üzümcü darbe üstüne darbe yedi!

Kısacası, üzüm üreticisi, bir kez daha acı kaderini yaşadı. Doğrusu hasat sevincini bile yeterince duyumsayamayan ve doyasıya yaşayamayan üretici aileleri, hangi sorunu düşüneceklerini ve hangi birine üzüleceklerini şaşırdılar. Üzülecekleri, tedirgin olacakları, kahredecekleri o kadar çok konu ve yaşadıkları o kadar çok olumsuzluk vardı ki!