Monarşi’nin farkı

İngiltere görünüşte bir ada ülkesidir.

Ama gerçekte bir milletler topluluğudur. Aralarında Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerin de genel valiler ile temsil edildiği İngiliz Monarşisi’nin farkına Kraliçe’nin ölümü ile bir defa daha tanık olduk.

Diyeceksiniz ki bu devirde “monarşi” olur mu?

İngiltere gibi bir kurallar, ritüeller ve her şeyin ötesinde yaşayan geleneklerin ülkesi olursanız olur!

Kraliçe öldü.

Arkasından tertiplenen merasimler yüz yıl öncesinin gelenek ve göreneğini şatafatlı ama o derece de sade ve göze batmaz bir ritüelle yapıldı ki, gerçekte İngiliz monarşisinin, diğer monarşilerden farkını ortaya koydu.

Yeni Kral, İskoçya’ya, Kuzey İrlanda’ya kendi arabası da dahil üç arabayla gitti.

Gene cenaze merasimine gelecek Devlet Başkanları’nın tarifeli uçakla gelmesini, otobüslerle merasim alanına intikal ettirileceklerini ve güvenliklerinin kendilerince temin edileceğini belirtmeleri de, İngiliz monarşisinin kendine özgü davranışlarına ayrı bir işaretti.

Sadelik içinde bir şatafat!

Ben bunu bir sanat olarak değerlendiriyorum.

Bir günde milli marştan “Yaşasın Kraliçe” çıktı ve yerine “Yaşasın Kral” girdi.

Gene aynı gün Kraliçe’nin resmini taşıyan para ve pullara Kral’ın resmi konuldu.

Kraliçe’nin vefatını duyuran haberlere, Kraliçe’nin daha önceden konmasına karar verilmiş fotoğrafları kondu.

Ve bütün bunlar yapılırken cenaze merasimi İngiltere için bir propaganda ve ekonomik bir yapıya da büründürüldü.

Dünya günlerce İngiltere ile yattı kalktı.

Televizyonlar, gazeteler İngiltere’den söz etti. Sayısız turist cenaze merasimi için Londra’ya geldi.

Adı monarşi ama Westminster modeli diye bir kural koymuşlar ve kendilerine özgü demokratik bir parlamenter sistem yaratmışlar.

Çoğunluğa dayanan yönetim gerçekte meclisin egemenliği ile ve parlamentonun gücüyle ayaktadır. Yazılı bir anayasası yoktur. Herhangi bir hukuki ve kurumsal güvence olmamasına rağmen İngiliz halkının özgürlük duygusu her şeyin önündedir.

Parlamento hürdür. Ama monarşiye bağlıdır.

Monarşi ise temsili bir kudret ve güçten ibarettir.

Anglo-Sakson görüş diye adlandırılan bu anlayış gerçekte İngiliz’i ve monarşisini farklı kılan değerdi.

Buna Kraliçe’nin cenaze merasiminde yeniden tanık olduk.