Covid-19 ve halk sağlığı

Nature Medicine Dergisinin geçtiğimiz aylardaki bir sayısı, SARS-CoV-2 ile infekte olan kişilerin hastalık sonrası yani tam bir iyileşmenin ardından yapılan takiplerinde kalp yetmezliği, iskemik kalp hastalıkları ve kardiyomiyopati gibi bazı hastalıklar için daha hassas hale geldiği ele alınıyordu. Bunun gibi Covid’in, inflamatuar hastalıklar başta olmak üzere bazı hastalıklar üzerinde ciddi etkilerinin olduğu zaten biliniyordu. Hatta uzamış Covid Sendromu diye özel bir terminoloji bile var.

Buna benzer yayınlar, Dünya tıbbının, pandemi sonrası da bu hastalığın kronik anlamda uzun dönemli etkileri için çalışmalarına devam edeceği anlamına geliyor. Bu bağlamda, çalışma alanı ‘toplumun var olan sağlıklılık durumunun sürdürülebilirliğini sağlamak, gelişebilecek sorunlar ile bu sorunların nedenlerini saptayarak çözümler üretmek, toplumun sağlık gereksinmelerini bilimsel tekniklerle tespit etmek ve bunlara yönelik kamu sağlığı politikaları geliştirmek’ şeklinde özetlenebilecek halk sağlığı bilim dalının öneminin altını çizmek isterim. Her yıl 3-9 Eylül haftası, bu bilim dalına yönelik farkındalığı arttırmak için gündeme getiriliyor.

Bu hafta başında dünyada, pandemiden bu yana koronavirüs vaka sayısı toplamda 610 milyon 382 bin 282 olarak gerçekleşti. Hastalığı geçirenler de 587 milyon 288 bin 965 oldu. Salgın, şu ana kadar 6 milyon 504 bin 20 insanı da yaşamdan kopardı.

SARS-CoV-2 gibi bir kişiden yayılan viral bir enfeksiyonun pandemiye dönüşerek tüm Dünya üzerinde nasıl bir kitlesel sağlık sorunları ve devamında da sosyoekonomik krizler yarattığın hep beraber gördük. Her hastalık özelinde bir ekosistem söz konusudur ve bireylerin hastalığı genel anlamda o bireyin, ailenin ve sosyal topluluğun huzurunu bozar. Yani toplum sağlığını etkiler. Bu noktada infeksiyon tabiatlı olmayan obezite, hipertansiyon ve şeker gibi neredeyse toplumun üçte birini ya da yarısını kapsayan hepsi de birer kamu sağlığı sorunu haline gelen hastalıklar da akla gelebilir. Bu da toplum sağlığını korumaya yönelik olarak, sorumluluk ve dayanışma ruhu içinde ulusal politikaların yaratılma zorunluluğunu ortaya çıkarır.

İşte, diğer ülkelerde “PublicHealthSpeciality” veya “Speciality on CommunityMedicine” şeklinde bilinen  “toplum hekimliği uzmanlığı”, bu konularda çalışan önemli tıp dalı olup ülkemizde de daha çok “Halk Sağlığı” ismi ile yerleşmiştir.

Pandemide şunu kesinlikle tespit ettik: Sağlık hizmeti, çok sektörlü,entegratif ve katılım esaslıdır. Zaten, Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı’nın Afetlerde Sağlık Yönetimi’nden bulaşıcı hastalıklara, epidemiyolojiden sağlık ekonomisine, toplum ruh sağlığından uluslararası sağlık ve geriatriye birçok çalışma alanları söz konusudur.

Halk sağlığı, sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği, çok boyutluluğu, bir ekip işi olmasının yanında eğitimden sanayiye ve yerel yönetimlere bir çok sektörü kapsayan koordinasyon gerekliliği ile aşı olmak için gönüllü uğraşlar da dahil bir bütün olarak sağlık hizmetlerinin planlanması ve sunulmasının halk ile işbirliği esasında kurgusunu ortaya koyar.

Son on yılda, yaşadığımız zamanların en önemli sorunları olarak beklenen yaşam sürelerinin artması paralelinde yaşlı sağlığı(geriatri) ve kanser gibi hastalıklar önemli toplum sağlığı problemleri gibi görülmeye başlanmıştı. Pandemi ile birlikte tıpkı ortaçağlarda olduğu gibi enfeksiyon hastalıklarının yarattığı salgınların (epidemiler ve pandemiler)  en çok görülen, öldüren hastalık olması ile salgını yapan mikroorganizmanın tespiti,tedavisi,aşı bulunması ve bağışıklık devamında da salgın kontrolü için gerekli toplumsal önlemlerin alınmasına yönelik epidemiyoloji yeniden gündemi kaplamıştır.Çağlar değişse de sosyal tıbbın büyük teorisyeni AlfredGrotjahn’ın (1869-1931)vurguladığı gibi “En çok görülen, öldüren ve sakat bırakan hastalıklar toplum için en önemli hastalıklardır.” kuramı geçerliliğini korumakta.

Tarih öncesi toplumların animizminden İbni Sina’ya ve modern çağlarda ‘halk sağlığı’ tanımını dile getiren Edward Winslow’a (1877-1957),özellikle de ülkemizde bu bilim dalının kurucuları olan başta Nusret Fişek olmak üzere tüm hocalarımızı minnetle anıyoruz.

Bu noktada, pandemide, hizmet kaynakların yetersizliği, adil dağıtılmaması ve genel olarak yaşlanan dünya nüfusu gibi etkenler yüzünden, küresel sağlık sisteminin çöktüğünü gördük. Post pandemik dönemde, gerek kurumların yeniden yapılanması ve gerekse Covid’i atlatan 587 milyon 288 bin 965 kişinin uzun süreli takiplerinde, ‘Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı’na, her zamankinden daha fazla iş düşecek.