Zamanlaması manidar bir mektup

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ağustos ayı başında Soçi’de bir araya geldiği zirvede; tarım, enerji ve inşaat konularında işbirliği kararı alınmıştı. Erdoğan; Soçi’den dönerken uçakta yaptığı açıklamada Suriye yönetimi ile diyalog sinyali vermişti. Bilindiği gibi Putin; uzun zamandır, Türkiye ile Suriye arasındaki sorunların karşılıklı diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini empoze etmekteydi.

Soçi zirvesinin ardından oldukça hızlı birtakım gelişmeler yaşandı. Bazı gazetelerde Rus bankalarının Türkiye’ye ruble kredisi vereceği, Türkiye’nin bu krediyle Rus şirketlere enerji ödemesi yapacağı haberleri çıktı. Türkiye-Suriye ilişkisinde yumuşama mesajları verilmeye başlandı. İran basını Türkiye’nin Suriye muhalefetinin ülkeden ayrılmasını istediği haberleri yayımladı. Bu haberler yalanlanmadı.

Bütün bu gelişmeler; Türkiye’nin ABD ekseninden çıkmaya, Rusya’nın kontrolüne girmeye başladığı algısına neden oldu ve ABD cephesinden tepkiler gelmeye başladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel “ABD, Esad rejimiyle diplomatik ilişkileri güçlendirmeyi amaçlamıyor, diğer ülkelerin de ilişkileri normalleştirmesini desteklemiyoruz” açıklamasını yaparak Türkiye’nin Suriye açılımına tepkisini gösterdi. ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’ne (TÜSİAD) bir mektup göndererek “yaptırım uygulanan kişi ve kuruluşlar Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerle ilişki kurarsa, Türkiye’deki muhataplarının ABD yaptırımlarına maruz kalacağını” söyleyerek açıkça tehdit etti. İlk bakışta konu dışında gibi görünse de Yunanistan Ege’de Türk uçaklarına Rus yapımı S-300 füze radarlarını kilitleyerek düşmanca tavır gösterdi, NATO ve ABD’den buna bir tepki gelmedi.

Ben ABD Hazine bakan Yardımcısı’nın Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, hükümetimizdeki muhatabını görmezden gelerek doğrudan TÜSİAD’ı muhatap almasını tuhaf ve aşağılayıcı buluyorum. Yunanistan’ın düşmanca tavrının da ABD’nin tehditlerinin askeri yönü olduğunu düşünüyorum. Bunlar uluslararası ilişkilerde normal midir? Diplomatik nezaket sınırları içinde midir? Değilse neden karşılık verilmemektedir, tepki gösterilmemektedir anlayamıyorum.

Günümüzde dünya hızla bir kutuplaşmaya doğru sürüklenmektedir. Devletimizi yönetenler; 10-15 yıl gibi kısa süre önce bölgemizdeki gelişmeleri, diğer ülkelere yansımalarını ve ülkemize etkilerini öngörememişlerdir. Ortadoğu’da, Ege’de, Kuzey Afrika’da ve ABD’nin el attığı bütün coğrafyada taviz üstüne taviz vermişlerdir. Ekonomik ve askeri yönden nispeten daha güçlü olduğumuz dönemde; bütün uyarılara rağmen, kendi milli politikamızı oluşturmak yerine ABD ve ortaklarının emperyalist projelerinin uygulayıcısı olmayı tercih etmişlerdir. Gelinen aşamada, yakın geçmişte çizilen rotanın yanlış olduğu anlaşılmıştır. Şimdi yeni bir rota çizilmeye çalışılmaktadır. Bu da tepkilere neden olmakta, devletimiz ve sivil toplum kuruluşlarımız tehdit ve şantajla hizaya sokulmaya çalışılmaktadır.

Ülkemiz cumhuriyet tarihimizin en zor dönemini yaşamaktadır. İçeride siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlarla, bölücü terör tehdidiyle uğraşırken, dış ilişkilerinde bir kutuptan diğerine savrulmakta olduğu görüntüsü vermektedir. Buna rağmen, durumu düzeltmek, gelişmeleri en az zararla atlatmak için tam bağımsız milli bir proje geliştirmek yerine algı yönetmeye çalışılmaktadır. Yaşananlardan “dış güçlerin” sorumlu olduğu söylenerek adı zikredilmeyen, kim olduğu belirtilmeyen “dış güçler” halkımıza şikâyet edilmekte, eleştirenler de “vatan-millet düşmanı” olarak gösterilmektedir. Oysa dış güçlerle mücadele devletin görevidir. Dış güçlerin yarattığı durumdan zarar görmemek için ilkeli, planlı, programlı, tam bağımsız yol ve yöntemler oluşturulmalıdır. Zamanlaması manidar bir mektup.

Türk Milleti; dünyanın en zor koşulları yaşadığı dönemlerde, Atatürk’ün önderliğinde, tam bağımsızlık prensibiyle bütün sıkıntılarını atlatmış, dünyaya örnek olmuştur. O zaman bunu başaran Türk Milleti; Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında, birlik ve beraberlik içinde hareket ederse her türlü zorluğu yenecek yetenektedir.