“Sırtımdan bıçaklandım”

Geçen hafta Sovyetler Birliği’nin eski lideri Mihail Gorbaçov Moskova’da 91 yaşında hayatını kaybetti. Sovyetler Birliği Komünist Parti Genel Sekreteri olarak Gorbaçov, glasnost (açıklık) ve perestroyka (yeniden yapılanma) politikaları ile benzeri görülmemiş reformlara öncülük ederek, bütün dünyanın dikkatini çekmişti Gorbaçov, Soğuk Savaş’ı sona erdiren yolu açmış, bu nedenle kendisine Nobel Barış Ödülü verilmişti.

Dünya Gorbaçov’u ödüllendirirken, öte yandan kendi ülkesinde pek çok insan, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden onu sorumlu tutuyordu. Pek çok Rus hala çöküşten dolayı onu suçlamaya devam ediyor. Gorbaçov’un kendisi de bir röportajında; “Totaliter sistemi ve Soğuk Savaş’ı sona erdirmek ve nükleer silahları bırakmak doğruydu, ancak 1991 Darbesi’yle Sovyetler Birliği’nin sona erdirilmiş olmasını istemezdim” diye bir değerlendirmede bulunmuştu.

9 Ağustos- 21 Ağustos 1991 darbesi, Gorbaçov karşıtı Sovyetler Birliği hükümet üyesi olan bir grubun, ülkede denetimi ele alma teşebbüsüydü.

Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’un istifa etmesinin hemen ardından, Sovyetler Birliği’ni teşkil eden cumhuriyetlerin bağımsızlığını kazanmalarıyla, 26 Aralık 1991’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin lağvedilmesi olayıdır.

Devlet televizyonunun haber bülteninde “SSCB artık yok” sözleri ile duyurulan anonstan birkaç gün sonra Rusya, Beyaz Rusya, Ukrayna Liderleri toplanarak Sovyetler Birliğinin feshedilerek, yerine Bağımsız Devletler Topluluğunun kurulması kararını aldılar.

Gorbaçov toplantıdan dört gün sonra televizyona çıkarak, Sovyet Devlet Başkanı olarak görevinden istifa ettiğini açıklamış ve Kremlin Sarayı’ndaki Sovyet bayrağı, o gün indirilmişti.

“İç Savaşa doğru gidiyorduk ve ben bundan kaçınmak istemiştim. Bizimki gibi bir toplumda bir bölünme veya boğuşma yaşanması, nükleer dahil silahların taşınması, birçok insanın ölümüne ve büyük bir yıkıma neden olacaktı. Sırf iktidarda kalmak için bunun olmasına izin veremezdim. Geri adım atmak benim zaferimdi.”

Gorbaçov Sovyetler Birliğinin dağılmasının 25. yılında BBC ile yaptığı mülakatında hem Rusya’daki mevcut durumu hem de Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde yaşananları anlattı. Eski Sovyet Lideri bugün Batı’nın Putin’i kışkırttığını, itibarsızlaştırmaya çalıştığını söylerken geçmişte Sovyetler Birliği’nin “ihanete uğradığı için” dağıldığını vurgulamış, “1991’de sırtımdan bıçaklandım” demişti.

Mihail Gorbaçov, pragmatik ve rasyonel bir politikacı olmasına rağmen, SSCB içinde ve ötesinde milyonlarca insanın artık merkezi bir komünist sistemi istemediğini, sistem yıkılmadan reformlarını gerçekleştirmenin imkânsız olduğunu anlayamamıştı.

Gorbaçov’u Münih’te verdiği bir konferansta tanımıştım. Bana göre o bir barış adamıydı. Kadere bakın ki ölümü, Rusya’nın Ukrayna ile savaştığı bir zamanda oldu. Putin’in Ukrayna’ya açtığı savaş Gorbaçov’a kabuslar mı yaşatmıştır yoksa memnun mu olmuştur bilemem.

Barışçıl bir şekilde kurtarmaya çalıştığı Sovyet İmparatorluğundan doğan Rusya’nın, bugün annesinin doğduğu yer olan Ukrayna’yı bombaladığını bilerek ölmesi ise ona bir keder mi yoksa sevinç mi verdi bilinemez.

Sovyetler Birliği’nin yıkılışı, Vladimir Putin gibi Gorbaçov için de 20. yüzyılın en büyük trajedisiydi. Ancak aralarında bir farkla, şu anki Rusya Devlet Başkanı’nın aksine, o siyasi ve insani misyonunda barışı bir öncelik olarak tanımlamıştı.

Bazılarına göre boyunu aşan görevler üstlenen bir pragmatistti. O komünizmin her şeyden önce ülkesine büyük sefalet getirdiğini anlayan bir politikacıydı. Ancak bir asır boyu süren baskıdan sonra ülkesini modernleştirmek onun yalnız başına altından kalkamayacağı çok büyük bir görevdi. Devlet ekonomisini serbest piyasaya dönüştürmek de onun boyunu aşıyordu. Sistemi reforme etmek için girişilen iş, bir dünya gücü olan SSCB’nin dağılması ve bir sömürge İmparatorluğu’nun çöküşüyle sonlandı.

Yeltsin tarafından tahtın varisi olarak atanan Putin’in bu durumu hiç kabullenmediğini biliyoruz.  Şimdi de Putin’in acımasız bir savaşla zamanı geri döndürmeye çalışmasından Gorbaçov’un sorumlu tutulması haksızlık olur.