Gerçek savcılar ve yargıçlar da sindirildi

Türkiye’nin şu anda içinde yaşadığı dönemde hukuk kurallarını aramak boşunadır. Böyle bir şey söz konusu değildir. Türkiye bir hukuk devleti olmaktan çoktan çıktı. Yasalara gelince, biliyorsunuz ki hukuk devleti başka bir kavramdır, yasa devleti başka bir kavramdır. Bir ülkede yasaların olması ve onların uygulanması, o ülkenin hukuk devleti olduğunu göstermez. Yasaların da genel hukuka, uluslararası hukuka, çağdaş hukuka uygun olmaları gerekir. Yasama organının anlamsız hale geldiği, yasaların tek kişi ya da onların yanındakiler tarafından çıkarıldığı ve yasalaştığı bir ülkede yaşıyoruz. Biz artık parti devletiyiz. Devleti yöneten en üstteki kişi, aynı zamanda cumhurbaşkanı olan kişi ise kaçınılmaz şekilde parti devletine doğru sürüklendik demektir. Parti devletinin de bir ideolojisi var, bu ideoloji de İslamcı ideolojidir. İslamcılık olunca burada artık adalet beklemek boşunadır.

Şarkıcı Gülşen bir yerde, bir konuşma, paylaşım yapmıyor. Sadece sanatçı arkadaşları ile şakalaşıyor. Aradan aylar geçiyor, bu konu halkı kin ve düşmanlığa sevk ediyor denilerek tutuklanıyor. Sapık demek tabii ki yanlıştır ama burada kasta bakmak lazım. Halka kin yayılmadığı, kin ve nefrete yöneltmediği de ortadadır.   Bir başka açıdan da İslamcı geçinenlerin söylemleri var. Bunlar içerisinde Ebubekir Sifil, “Namaz kılmayanlar öldürülür” dedi. Bu açık bir şekilde hedef göstermedir. Bir sanatçı arkadaşına bir şey söylüyor, hapse attırılıyor ardından ev hapsi cezası veriliyor ama Ebubekir Sifil’e bir uygulama yok.

Türkiye’de son 20 yılda yargı sistemimizde sızmalar oldu. Eskiden yargıçlar, kamu görevlileri gerçek sınavlarla, bileklerinin hakkıyla göreve gelirlerdi. Bu dönemde FETÖ denilen örgüt sınavlarda soruları çalarak yargının içine, yönetimin içine, ordunun içine kendi militanlarını soktu. İktidar bunların yolunu açtı. Ne istedilerse verdiler. Yargı sistemimiz çok büyük yara aldı. Yargı Türkiye Cumhuriyetinin yargısı değil, büyük ölçüde FETÖ örgütünün yargısı haline geldi. Kim kendi ideolojisine karşıysa onları hapislere attılar. Bütün bunlar bu iktidarın gözetiminde yapıldı. Bu büyütüp besledikleri güç, iktidar mücadelesi, paylaşım kavgası sonucunda birbirlerine girdi. 15 Temmuz’dan sonra kendilerinin besleyip büyüttüğü yargıdaki ve diğer yerlerdeki bu kişileri tasfiye ettiler. Boşalan yerlere de, AKP örgütünün avukatlarından alındı. Yargımızın bir kısmı böyle. Yarın Türkiye’yi gerçekten yeniden hukuk devleti konumuna getirmek isteyenler bu yargıçları tek tek incelemelidir ve ayıklamalıdır. Böyle gelenler içinde de gerçekten adaletten doğruluktan şaşmayanlar varsa o ayrı ama incelenmeli ve gereği yapılmalıdır.

Öte yandan eskiden kalan, AKP iktidarının getirdiği yargıçların, savcıların dışında kalan gerçek savcılar, gerçek yargıçlar var. Ama onlar da sindirilmiş durumda. İktidarın işine gelmeyen karar verildiği an yargıçlar hemen yerlerinden alınıyor, başka yerlere gönderiliyor. Yargı sisteminin üzerinde böyle bir korkutma var.

Hiç olmazsa yasama, yürütme, yargı organları birbirinden bağımsız olduğu; 20 yıl öncesinin yarı Atatürkçü dönemine dönülmeli. 6’lı masadaki arkadaşlar güçlendirilmiş parlamenter sistem diyorlar, o geldiği zaman bu yanlışlar olmaz diye umut ediyorum.