KKM, ‘kurtarıcı’ mı yoksa ‘batırıcı’ mı?

Geçen yıl Eylül ayında başlatılan faiz indirimleriyle döviz kurları ve enflasyon kontrolden çıkınca uygulamaya konulan Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesabının faturası beklenenden daha ağır olacak gibi görünüyor. Hükümet, “günü kurtarmak” için ülkenin ve milletin sırtına devasa bir kambur eklemişe benziyor.

Ekonomiyi yönetenlerin “kurtarıcı” olarak tanımladığı KKM’yi başta ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere muhalif siyasetçiler ve bazı uzmanlar, “ekonominin altına konulan dinamit” olarak nitelendiriyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, KKM hesap sahipleri için “Sadece faiz olacaklar, kur garantisi falan yok.” ifadeleri yeni bir tartışma konusu oldu. Ekonomistlere göre Kılıçdaroğlu’nun “döviz farkı ödemeyeceğiz” açıklaması “kırılma noktası” niteliğinde. Zira, Millet İttifakı’nın 2023 yılında yapılacak seçimleri kazanma ihtimali arttıkça, tasarruf sahiplerinin KKM’den çıkarak yeniden dövize yönelme ihtimali yüksek. Bu ise dolar kurunu ve dolayısıyla enflasyonu seçim öncesinde patlama noktasına getirebilir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) verilerine göre kur korumalı mevduat hesaplarındaki para 1 trilyon 133 milyar lirayı geçti. Meblağ arttıkça kamunun bütçeden KKM için yapacağı ödeme de büyüyor. Kur korumasından vazgeçildiği takdirde hızla döviz alımına yönelecek trilyonlarca liralık taleple kurların sınırsız yükselişe geçmesi, döviz kıtlığı ve ödemeler dengesi krizi yaşanması, giderek dış borç geri ödemelerinde temerrüde düşülmesi endişesini yaygınlaştırıyor.

Beş aylık maliyeti 60.6 milyar TL

Dövizin tutulması amacıyla getirilen sistem, amacına da ulaşamadı. Döviz fiyatları yeniden eski düzeylerine yükselirken, sisteme “servet transferi”ne döndü eleştirileri yapılıyor. “Fakirin cebinden alınıp, döviz hesabı sahibi zenginlere kaynak aktarılması” tanımlanan bu uygulamanın Türkiye ekonomisine maliyeti her geçen gün artıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Temmuz ayı bütçe gerçekleşmeleri raporuna göre, temmuzda KKM’ler için bütçeden 23.4 milyar lira ödeme yapıldı. KKM’ler için bütçeden martta 11.7 milyar TL, nisanda 4.6 milyar TL, mayısta 4.8 milyar TL, haziranda da 16.1 milyar TL çıkmıştı. Verilere göre beş aylık dönemde KKM’lerin bütçeye toplam faturası 60.6 milyar TL’ye ulaştı. Oysa ek bütçede KKM’lerin için yer alan ödenek toplamı 40 milyar TL’ydi. Beş aylık toplam harcama bu ödeneğin çok üzerine çıktı.

KKM ile servet transferi

BirGün yazarı Bahadır Özgür, KKM ile yapılan servet transferini paylaştığı belge ile anlattı. Özgür’ün Twitter hesabından paylaştığı Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) belgesine göre, Ercar Filo Kiralama 11 Şubat’ta 16 milyon 675 bin dolarını Türk Lirası’na çevirdi ve 226 milyon 88 bin TL olarak Kur Korumalı Mevduat’a yatırdı. Aradan geçen 6 ayda kurdaki değişiklik nedeniyle firma, Hazine’den 73 milyon 519 bin TL aldı. Özgür, paylaşımında, “AKP’nin KKM ile nasıl ciddi bir servet transferi yaptığının somut örneği…” yorumunda bulundu.

Erdoğan, “Milli para” sözüyle savundu

Partisinin 21. kuruluş yıldönümü kapsamında Ankara’da düzenlenen toplantıda konuşan Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, kur korumalı mevduatın temel dayanağı olduğu yeni ekonomik politikanın, geçmişin değil geleceğin üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Erdoğan, “Esasen dünyada her ülkeye uyacak tek tip bir ekonomi modeli yok. Her ülke bizim de yakından takip ettiğimiz genel yaklaşımlardan istifadeyle kendi şartlarına, imkanlarına, ihtiyaçlarına, hedeflerine göre kendi ekonomi programını geliştirir ve hayata geçirir. Biz ne diyoruz? Evet, kur garantili milli paradan bahsediyoruz ama bunu hazmedemiyorlar. İktisatçıların bazıları bu gerçekleri bildikleri halde sahiplerine yaranmak için programımızı kötülerken, bir kısmı cehaletleri sebebiyle bize kör düşmanlık yapıyor. Ellerinde sadece çekiç olduğu için her şeyi çivi gibi görenler misali, bildikleri tek ekonomi teorisiyle Türkiye’yi değerlendirmeye, özellikle kendi kısır dünyaları ile baş başa bırakıyorum” dedi.

Bakan Nebati: Eleştiriler haksız

KKM ile ilgili açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de ekonomiye çok önemli katkı sağlayan bir enstrüman olduğunu öne sürdüğü kur korumalı mevduat hesabına ilişkin eleştirileri “haksızca” ve “kötü niyetli” olarak niteledi. Sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Nebati, kur korumalı mevduatın döviz kurları üzerinde manipülasyon yapmak isteyenlerin yoluna taş koyduğunu ifade etti.

*******

“DÖVİZSİZ KALMAKTANSA BU BEDELLERİ ÖDEMEK YİNE DE EHVEN-İ ŞER”

Ali Nail Kubalı (Ekonomist)- Kur Korumalı Mevduat, tabii ki ekonominin ihtiyacı olan tasarruf fonlarının bankalara akmasını sağlamak, bu paralarla döviz alınmasını, dövizin yastık altında saklanmasını önlemek için yapılmış bir uygulamadır. Aslında tabii ki Türkiye’nin döviz ihtiyacının bu noktalara gelmemiş olması gerekiyordu. Türkiye’nin dövizini ihracattan kazanıyor olması gerekirdi. Ama o konuda zamanında yeterli önlemler alınmadı. Türkiye’de döviz ihtiyacı çok yüksek seviyelere geldiği için bu şekilde halkın elindeki paranın dövize dönüşmemesini sağlamak için böyle bir uygulamaya başvuruldu.

Türkiye ekonomisi açısından bakıldığında bu bir zaruretti. Çaresizlik sonucunda verilmiş bir karardı. Bunun üzerinde düşünülmesi gereken iki yön var: Biri, ekonomiye olan yükü. Tabii bu ekonomiye olan yük olarak alınmaması lazım. Bunun bütçeye yani hazineye, devlete olan yük olarak alınması lazım. Çünkü aradaki farkı öyle de böyle devlet karşılıyor. Devlet de nereden karşılayacak? Bütçesinden… Hazinede para yoksa para basacak, o da enflasyona etki yapacak. Dolayısıyla hazineye bir yük, bu yük de enflasyona sebep olabilir. Ancak dövizsiz kalınırsa hazineden sağlanamıyor, o zaman Türkiye’de tüm işlemler durur. Onun için ehven-i şer olan bir şeye başvurmak zorunda kaldılar.

İkincisi, gelir dağılımını bozması bakımından bir yük var ki o da çok önemli bir tehlike. KKM’ye para yatırabilenlerin çoğu elinde tasarruf edilmiş para bulunanlardır. Halbuki ailelerin çok büyük bir bölümü nasıl tasarruf edecek? Ay sonunu getiremiyor. Dolayısıyla demek ki varlıklı insanların daha da varlıklı hale gelmesine sebep olacak bu uygulama. Ama bu da dövizsiz kalmaktansa ekonominin böyle bir bedeli ödemesi yine ehven-i şer. Sözün özü devletin böyle bir zorlamayla, böyle bir dövizsiz duruma düşmesiyle karşı karşıya getirilmemesi gerekiyordu; bu yapılamadı. İşin başında Türkiye’nin ihracat ve ithalat dengesini doğru kurması gerekirdi. Onlar yapılamadığı için bugün bu noktaya geldik. Bu noktaya gelince de başka çare yoktu.

Eğer Türkiye doğru tedbirlerle, teşviklerle ihracatı canlandırırsa bu uygulamaya gerek kalmaz ve kaldırılır. Bu iyi ihtimal. Kötü ihtimal ise, artık hazine bu yükü karşılayamaz, enflasyona çok ciddi bir etki yapar, her ne olursa olsun Türkiye durdurur bu uygulamayı. Durdurduğu zaman dövizde bir sıçrama olabilir, Türkiye için çok sıkıntılı bir dönem başlar.

********

“BU KAMBİYO REJİMİNİN DEĞİŞTİRİLMESİNDEN ÖNCEKİ SON HAMLEYDİ”

Uğur Civelek (Ekonomist)- Bu uygulamaya girilmesinin sebebi, ekonomi yönetiminin daha doğrusu cumhurbaşkanının tercihleri, öncelikleri ile ilgili. Faiz yükselişine alerjisi, faiz takıntısı var. Enflasyon yükseliyor, maliyetler yükseliyor. Bu maliyet kökenli bir enflasyon, baskısı kurla gidiyor. Faizi yükseltmezseniz bu kısır döngü giderek büyür, devasa bir krize dönüşür. Bu devasa krize dönüşmeyi yavaşlatmak için kurları baskılamaya çalıştılar, rezervleri erittiler. Kullanacak rezerv kalmayınca da kur korumalı mevduata geçtiler. İnsanların cehaletini suiistimal etmeye çalışan bir davranış bu. Faizi yükseltmeyip kuru tutmaya çalışıyorlar. Sorunları ağırlaştırıyorlar, bu, yaşanacak krizin ağırlık derecesini daha yukarı çeken bir şey. Bu fırsattan yararlananlar da riskten kaçıyor, yabancılar kaçıyor, ne olacağını bilenler kaçıyor. Kabak ekonomi yönetimine güvenenlerin ve tüm ülkenin başına patlayacak.

Sorunlar iyice ağırlaştı. Burada çözüm falan yok. Belli bir vade sonunda kambiyo rejimi değişecek. Dünyanın geri kalanı da uzaklaşacak, kendi krizi içinde bataklıkta çırpınacak bir Türkiye var. Cumhuriyet tarihinin en ağır krizinin altı pişiriliyor, hazırlığı genişletiliyor. Buradan çıkış, iyi günlere değil, daha kötü günlere doğru… Ve kambiyo rejiminin değiştirilmesinden önceki son hamle bu kur korumalı mevduat. Bunun farkında olanlar risklerini azaltıyor, Türkiye’den kaçıyor. En son kredileri de azalttılar, şu anda inşaat sektörüne kredi var, sanayiye yok. Türkiye çok büyük bir iflas dalgasına koşuyor. Çok büyük işsizliğe koşuyor. Cumhuriyet tarihinin en kötü krizi, 100. yılda yaşanacak.

Kur korumalı mevduattan çıktınız, kambiyo rejimini değiştirdiniz, çünkü faizi basmaya devam edeceksiniz. Yasaklar gelecek. Kayıt dışılık büyüyecek. 3 katına, 10 katına çıkacak. Türkiye yönetilemez bir ülke olmaya koşuyor. Sözün bittiği yere geldik.