Kurumsal çürüme, vatandaşta güveni yok ediyor

Türkiye ciddi anlamda bir çürüme yaşıyor. Gün geçmiyor ki bu konuda yeni bir örnek yaşanmasın. Vatandaşın kurumlara güveni sarsılıyor ve zayıflıyor. Bu yıpranma ve çürüme, yönetsel sistemi de tartışılır hale getiriyor. Yönetim alanındaki bu çürüme ve yozlaşma, nasıl engellenebilir? Konu ile ilgili olarak siyasetçiler / uzmanlar, neler düşünüyor ve neler öneriyorlar?

Türkiye, ekonomiden, adalete, eğitimden, sağlığa kadar hiç olmadığı kadar büyük bir güven kaybı yaşıyor. Kamu kurumlarına duyulan güvenin sürekli erozyona uğraması, ülkenin geleceğini tehdit ediyor. Merkez Bankası rezervleri dibi bulmuş, pandemiyle beraber ekonominin dengesi kaybolmuşken izlenen politika adeta “ekonomik çöküşe” yol açtı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) başta enflasyon olmak üzere açıkladığı veriler, toplum nezdinde itibar görmüyor. TÜİK, bu dönemde en fazla eleştirilen kurumlardan biri oldu. Görevi “Fiyat istikrarını sağlamak” olan Merkez Bankası, enflasyonu adeta “kendi haline bırakma” tavrı, ekonomik tahribatı artırıyor.

Çöküşün nedeni olarak ise birçok uzman başkanlık sistemini işaret ediyor. Başkanlık sistemiyle birlikte 2017 sonrası hem politikada hem de ekonomide izlenen adımların Türkiye’yi geri dönülmesi çok zor bir yola soktuğu ifade ediliyor.

Karar alma süreçlerini hızlandıracağı belirtilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, iddia edilenin aksine kritik önemdeki birçok kamu kurumunda hantallaşmaya yol açtı. 2018 yılının 24 Haziran’ından bu yana başkanlık sistemiyle yönetilen Türkiye’de bu süreçte sular hiç durulmadı. Ekonomiden iç ve dış siyasete kadar hemen her konuda olumsuz görüntüler ortaya çıktı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) önemini kaybederken yasama, yürütme ve yargı tek bir kişinin elinde toplandı.

Eğitimin niteliği geriliyor

Ülkedeki en büyük sorunlardan biri eğitim olarak görülüyor. Eğitimin giderek niteliksizleştirilmesi öğrencilerin gelişimine de büyük zarar veriyor. Eğitim Sen “2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Sonunda Eğitimin Durumu” raporunda eğitimde niteliğin düştüğü vurgulandı. Raporda, eğitimde ticarileşme ve eğitimi dinselleştirme uygulamaları, çocuk ve gençlerin dini cemaat ve vakıfların kreşlerine ve yurtlarına yönlendirilmesi, çocuklara yönelik taciz ve istismar vakalarının artması, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulamasının sürmesi gibi çok sayıda sorunun geçtiğimiz öğretim yılına damgasını vurduğu belirtildi.

AYM VE AHİM bağlayıcı olmadı

Türkiye’yi idare edenler görmek istemese de ülkenin en önemli sorunlarından biri de adaletin tecelli etmesidir. Hükümet, son dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) kararlarına uymadığı örnekler yaşandı. Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın tutuklanmalarının Anayasa’ya aykırı olduğu ve bir an önce serbest bırakılmaları gerektiğine dair kararlara uyulmadı.

Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı (SODEV) ve AKSOY Araştırma Şirketi’nin Mayıs 2022’de “Türkiye’de yargı bağımsızlığını” vatandaşlara sordu. Ankete katılanların yüzde 42’si “kesinlikle bağımlıdır”, yüzde 17’si “bağımlıdır”, yüzde 24’a “kararsızım”, yüzde 11,4’ü “bağımsızdır”, yüzde 4,3’ü “kesinlikle bağımsızdır” cevabını verdi.

Ankete katılanlar “Yargıya Güven” sorusuna verdikleri cevap ise şöyle: Hiç güvenmem yüzde 33,6, güvenmem yüzde 22,2, kararsızım, yüzde 26,2, güvenirim yüzde 13,4, çok güvenirim yüzde 4,6.

“Hiç birine güvenmiyorum ilk sırada”

‘Türkiye’nin en güvenilir kurumları’ anketinde, “Hiçbir kuruma güvenmiyorum” diyenlerin oranı yüzde 33,6’yla ilk sırada çıktı. Anketi, ASAL Araştırma ve Danışma Şirketi, 3-8 Temmuz 2022 tarihlerinde İstanbul, Tekirdağ, Balıkesir, İzmir, Aydın, Manisa, Bursa, Kocaeli, Ankara, Konya, Antalya, Adana, Hatay, Kırıkkale, Kayseri, Zonguldak, Kastamonu, Samsun, Trabzon, Erzurum, Ağrı, Malatya, Van, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin’de yaptı. Vatandaşlara ”Türkiye’de en güvendiğiniz kurum hangisidir?” sorusu yöneltildi.

Araştırmaya katılanların yüzde 15.2’si Türkiye’nin en güvenilir kurumunun Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olduğunu ifade etti.

İkinci sırada yüzde 11.4 ile Cumhurbaşkanlığı’nın yer aldığı araştırmada; üçüncü sırada yüzde 9.0 ile Güvenlik Güçleri, dördüncü sırada yüzde 6.7 ile sağlık kurumları, beşinci sırada yüzde 4.8 ile yargı kurumları, altıncı sırada yüzde 2.3 ile siyasi partiler yer aldı.

Türkiye’nin en güvenilir kurum sıralamasında yedinci sırada yüzde 1.5 oranla medya yer alırken, onu yüzde 1.2 ile Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ve yüzde 1.0 ile Diyanet izledi.

*******

“GÜVEN BUNALIMI, BUNU YARATANLARI ÇÖKERTİR”

Ertuğrul Yalçınbayır (Eski Başbakan Yardımcısı)- Güven, hayatın en önemli unsurudur. Güven, barışın her türlü insan haklarının da teminatıdır. AKP kuruldu, “AKP’nin programını yazarken en önemli sermaye güvendir” dedik. Toplumda büyük bir güven bunalımı var, bu güven bunalımını yenmek lazım, bunu yenersek yoksulluğu da yolsuzluğu da yasakları da beraberinde ortadan kaldırırız. Bunun için güvene dayalı bir sistem oluşturmak gereklidir. Eğitimden hukuka, ekonomiden sağlığa kadar tüm alanlarda güven en önemli unsurdur. Tüm bu unsurlar birbirine bağlıdır. Bu halkalarının birisinin zayıflığı sistemin çökmesine yol açar. Verilen söz yerine getirilmeli, yazılan yazılara uygun davranılmalı, düşünce özgürlüğünde danışma esas alınmalı. Bütün bunların temeli güvenden geçiyor. Nasıl gelindiyse öyle gidiliyor. AKP güven unsurunu ön plana koydu, güvenilir bir parti olduğunu, güvenilir bir sistemi yaratacağını söyledi. Eğer bunları yapmıyorsa geldikleri gibi giderler. Bu yaşanan güven bunalımı, buna uygun davranmayanları çökertir ve bunları yapanlar o güvenin altında kalırlar, ezilirler, giderler. Onların ezilip gitmeleri yetmez tek başına çünkü ezilip giderken de başkalarına da zarar vereceklerdir.

Güven bunalımı konusunda kamuoyu görüşünü değiştirmediği sürece bu iş devam eder. Bu fevkalade tehlikelidir. Kurumlarda işi ehline vermiyorsanız, işe layık olanları göreve getirmiyorsanız. O layık olanlar aynı zamanda siyasetçilerdir de…  Layık olanlar işi yapanlardır, o işi yürütenlerdir. Bu liyakatsizliğe izin veriyorlarsa o seçmene de güvenilmez. Seçmen kendi geleceğini kendi çoluk çocuğunun, torunun geleceğini dikkate alsın.   Dikkatini mutlaka bu konuya yoğunlaştırsın. Bu konuda görüşün değiştirilmesi için ortaya irade koymak lazım. Bu konuda değişim isteğinin ortaya konması lazım. Güven vermeyen sisteme, güven vermeyen kişilere güvenilmez, o kişiler desteklenilmez, oy verilmez.

Sadece oyla bitmez, oydan sonra oluşturulacak bir sistemle ilgili bir danışmanın olması, katılımın olması lazımdır, bunlar da güvenin unsurudur. Karar verme sürecine katılım, kararın takibi güvenin unsurudur; hesap sormak, hesap verebilmek de güvenin tamamlayıcılarıdır. Bunlar iyi yönetişimin en önemli esasıdır.  İyi yönetimin en önemli unsuru seçme ve seçilme hakkıdır. Seçme ve seçilme hakkı güvene dayalı, ehliyete, liyakate, ilime, evrenselliğe, bilime dayalı değilse gelecek sistem de çöker. Bunlar zincirin halkalarıdır, halka zayıflarsa sistem çöker.

Lider ilime uygun davranmıyorsa, lider dengeye, denetime, teraziye uygun davranmıyorsa, yakınlarını, yandaşlarını zengin ediyorsa, toplumun büyük kısmı fakirleşiyorsa, sağlıkta yaşananlar ortadaysa, kadına, insanlara karşı şiddet ha bire artıyorsa o toplumda güven olur mu, inanç olur mu?  Zincirin en önemli halkası, insan haklarının en önemli halkasıdır güven, bu da iyi yönetişim ile gelir. 

Halk geçmiş zamanda iktidara oy vermiş olabilir ama iktidar bu süreçte sürekli güven kaybediyorsa bunları dışarıda aramanın hiçbir anlamı yok. Rakamları okuyabilmek yeterlidir. Her şey ortadadır.

Ne ile pompalarsanız pompalayın güven vermezseniz o pompalar hiçbir işe yaramaz, lastik şişmez, o araç yürümez.

**********

“ÇARE BUGÜNKÜ YÖNETİMDEN KURTULMAKTIR”

Namık Kemal Zeybek (Eski Kültür Bakanı)- Türkiye’de ekonomiden hukuka, sağlıktan eğitime kadar yaşanan güven kaybını engellemenin tek yolu bu yönetimden kurtulmaktır. Türkiye’de devlet kavramı kalmadı. Devlet kurumları tamamen bir kişinin buyruğu altına girdi. Yasama organı bir kişi nasıl istiyorsa onu yapıyor, yargının tepe noktaları bir kişi tarafından atanıyor. Yürütme zaten her şeyiyle bir kişiye bağlı. Başkanlık sistemi değil, bu sistemsiz başkanlık. Bir sistem kalmadı. Devlet sistem demektir, düzen demektir. Devlet kurumlar üstü bir kurumdur. Ortada kurumlar kalmayınca yurttaşın da alışageldiği devlet kavramı da ortadan kalkınca güven kalmadı. Çare, yönetimden kurtulmak ve yeniden kuvvetler ayrılığının olduğu, devlet değerler diziminin, hiyerarşi denilen gerçekliğin ortaya çıktığı bir düzene dönmektir. Yurttaş bunu hissedeR ve yeniden devlete güveni artar. Ancak seçimle gerçekleşebilir, başka yolu yok. Bu sistemsizlikten, sistemsiz başkanlık ve başkanın kendisinden Türkiye’nin kurtulması lazım. O da seçimle olacaktır. Sistemsiz başkanlık denilen ucubeden, Türkiye’yi felakete götüren bu sistemden, bu iktidardan ne olursa olsun kurtulmak şarttır.

Gelecek iktidar da Türkiye’nin tüm konularını çözecek bir program ortaya koymuyor. Ama koymasa da ne olursa olsun, gelecek olan bundan iyi olur. Güçlendirilmiş parlamenter sisteme döneceğiz, diyorlar. Bunu yapmaları bile Türk tarihinde alışılagelmiş olan sisteme dönüş demektir. Türk halkının genlerindeki alışılagelmiş sistem budur. Hiçbir yerde olmayan bir sistemi getirdiler. Bu sistem değil, sistemsizlik. Halkımız tabii ki görüyor, idrakiyle, irfanıyla, bu güveni yerine getirmek için bu düzenden kurtulmak, gerçek bir sisteme dönmek gerekir.  

Muhalefetin Türkiye’nin bütün problemlerini çözeceğine inanmıyorum. Türkiye’nin problemlerini yeni, gelecek kuşaklar çözecek. Gerçek bir laiklik uygulanacak bu ülkede. Bugün için karşı karşıya kaldığımız felaketlerden, uçurumdan kurtulmalıyız, muhalefet bunu yapar. Muhalefet Türkiye’yi uçurumdan kurtarır.  Sonrasına bakarız.